milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

08 ŞUB 2012 ÇAR
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN
  • ŞİDDETİN DOZU ARTTIKÇA VİCDANLAR DA TUTULDU
  • 'YEŞİL'E YAKALAMA KARARI!
  • “AKP’NİN DİNDAR NESLİ BÖYLEDİR!”
  • GÜN ORTASINDA CAMİLERİ YAKTILAR
  • MERSİN'DE MUHTEŞEM MİLLİ GAZETE GECESİ
  • "ERBAKAN'IN ETKİSİ HİÇ BİTMEYECEK"
  • BATILIN HÂKİM OLDUĞU YERDE, SAADET OLMAZ
  • BU KAFAYLA YERLİ OTO HAYAL

İnsanlara yuva kuran o şeyler...

04 ARALIK 2009
CUM 02:15

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Deneme sahasında öne çıkan isimlerden biri de Ali Çolak'tır. Bugüne kadar dokuz kitaba imza atan Çolak, Eylül 2009 itibariyle onuncu kitabını çıkardı: Bilmem Hatırlar mısın? (Kapı Yayınları)

Ali Çolak, son kitabında iki şeyi birden başarmış: Görsellik ve tarihsel değeri, edebi bir üslupla denemede buluşturmuş.

Kitabı okuyup bitirdiğimde, içimde "Kaçma değil de, gitme duygusu" oluştu. Malum; kaçmak, zorlamayla; gitmek ise tercihle ilgili bir durumdur.

Süleyman Çobanoğlu'nun Hudayinabit isimli eserine değinirken, "Toprağı olan şiirler" tanımlamasını kullanmıştım. Aynı şeyi, Ali Çolak'ın denemeleri için de kullanıyorum.

Şimdi, kitaba biraz daha yakından bakalım.

Bir hafta kadar önce, "Zaman akıp gitmiyor, birikiyor bir yerde" diye yazmıştım. Kitaba adını veren yazıdaki "Yeryüzünde hiçbir ses, hiçbir koku ve yaşanmış hiçbir an bütünüyle yok olmaz, silinmez" cümlesiyle karşılaşınca, "tamam, aradığımı buldum" diye mırıldandım. Ali Çolak, bir başka yazısına da (Cennet Kokulu Evlerdi) "Seslerin ölmezliğine inanırım" cümlesiyle başlıyor.

"Dön geri bak", bana göre kitabın kilit cümlesi. "Hatırlama ağlarını geçmişe serpen" Ali Çolak, oradan öyle şeyler bulup çıkarıyor ki, sonuçta ortaya böyle üst düzey bir kitap çıkıyor. Zaten o da, "Hatırlamak, serin bir meyve gibi düşüyor içime" diyor.

Bu durumun altını çizdikten sonra, kitabın durduğu yeri belirlemek adına, "O Güzel Yoksulluğumuz Bizim" başlıklı yazıda geçen "Bana öyle geliyor ki, 1970'ler, bir büyük ailenin dağılmadan önce verdiği son fotoğraftı" cümlesinin de altını çizelim. Böylece, yazımızın girişinde söylediğimiz 'tarihsel değer' iddiası da yerini bulmuş olsun.

Bilmem Hatırlar mısın, bazen bir çocuğun, bazen bir delikanlının, bazen de yetişkin bir adamın, o büyük fotoğraftaki parçaları bulma, onları tekrar bir araya getirme çabasıdır, diyebiliriz. Kitabın konusu 1970'li yıllar ve o yılların kaybolan, mazide kalan güzellikleridir.

Kitap boyunca geçen kokular, çiçekler, gölgeler, bahçeler, avlular, yetişkin kızlar, taze gelinler, ikindi saatleri, güneşli bahar günleri, güleç kadınlar, hatırlı meyveler, evcil ağaçlar, derviş gönüllü zeytin ağaçları, gökyüzünü oyuncak yapan çocuklar, eşyayı evcilleştiren eski insanlar, dedeler, tahta sandıklar, çamurdan ve ahşaptan oyuncaklar, oyunlar; hep o günlerden kalan değerler veya imgelerdir. "Suyun aşılanması" bile...

Kitabın ilk yazısı, "Çiçekli Kadınlar Zamanı" başlığını taşıyor. Bu güzel yazıyı bitirir bitirmez hemen Süheyl Ünver Hoca'nın Çiçeklername'sine koştum. Albümde yer alan çiçek çizimlerine baktıktan sonra, "Çiçekli Kadınlar Zamanı"nı bir kez daha okudum.

Her yazı, bir resim: "Avludaki Kadınlar" da, "Suları Özlemek" de... Her yazıyı alıp bir yere yaslayabiliyor, hatta asabiliyorsunuz. Birçok yazının sonunda, Ziya Osman Saba'nın "İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı" dizesi gelip sizi buluyor.

Özellikle kadınlar ile çiçekler arasındaki ilişkinin veya yakınlığın anlatıldığı yazılar, bölümler, daha bir dikkat çekiyor. İşte o paragraflardan biri: "Kadınların içindeki şarkıyı susturan bir şeyler var, belli. Bir tel kopmuş olmalı içlerinden. Evlerin bunca neşesiz ve somurtkan, sokakların böyle ışıltısız ve kaba, hayatın tatsız tuzsuz oluşunu başka neye yoracağız? Bir kadının sihirli ellerinin değmediği eşyadan, bir kadın gülüşünün aydınlatmadığı evlerden hangi mutluluğu devşireceğiz? Sokaklarında mutsuz ve asabi kadınların dolaştığı bir şehirde huzuru nasıl bulacağız?"

Okuduğum her deneme kitabında, alışkanlık gereği, üç yazı seçerim. Bu üç yazı, daha çok benim olur.

Bu yazılardan biri, "Namahrem Ağaçlar" başlıklı olanı. Ali Çolak, bu yazısında çok önemli bir iş yapmış, meseleyi bir adım ileriye götürmüş. "Namahrem Ağaçlar"ın Türkçe ve Türk milleti var oldukça, yıkılmayacağını, kurumayacağı ve daha da büyüyeceğini düşünüyorum.

"Anneler ve Oğulları" başlıklı yazı da, diğerlerinden biraz daha yukarıda duruyor. Anne-oğul ilişkisi birçok kez yazılmış, işlenmiştir. Zor olanı, bu ilişkiyi yeni baştan, taptaze bir şekilde kaleme almaktır. Ali Çolak, bence bu meşakkatli işin üstesinden gelmiş: "İsimsiz bir dağ köyünde doğup büyümüş ve yazık ki çocukluğuna, gençliğine, hatta düğününe ait tek bir fotoğrafı bile olmayan annemin hikâyesi" dediği 'yazı', aslında hepimizin annesini anlatıyor. "Bir anne, içinde düğümleyip durduğu hikâyesini, ancak gözleriyle, onlar taşımaz olunca da gözyaşlarıyla anlatır" / "Dünya çirkinleştikçe, bütün iyiliklerin, bütün hasretlerin kapısı anneye açılıyor" gibi cümleler, nasıl da dokunaklı ve ne kadar sarsıcı...

Bir diğer yazı da, "Dağ Gibi Adamlardı" başlığını taşıyor. Babaların anlatıldığı bu yazı için Ali Çolak'a özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Kitapta kırk yazı olduğunu söylemiştik. Birbirini tamamlayan ve eskiden yeniye, dünden bugüne doğru gelen kırk yazı. Mesela kitabın sonlarına doğru, "daralan yaşamlardan" ve "plastik çocuklardan" bahsediliyor. Uzak ve buruk bir hatıraya dönüşen köy hayatı, yok olan sokaklar ve mahalleler; bunların yerini alan devasa bloklar, siteler vs.

Bütün bu yazıları "geçmişe özlem" olarak yazılmış görmedim. Kitabı başarılı kılan unsurlardan biri de bence bu. Bu yazılar, "hasar tespiti", hatta "kurtarma kazısı" gibi geldi bana.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 04.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: ali çolak, kitap, süleyman çobanoğlu, şair, şiir,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kutlu'nun editörlüğü
    2. Müslüman bir çığlık
    3. Milli duygular
    4. İslam kalmak
    5. Şiirde kelime seçimi
    6. Saadet için iftar vakti
    7. Tunceli için iftar vakti
    8. Son durum...
    9. Haydar Ergülen ve Nar
    10. Sansür...
    1. Biz seni anlar
    2. Türk kim, Kürt kim?
    3. Saadet için iftar vakti
    4. Tunceli için iftar vakti
    5. Kutlu'nun editörlüğü
    6. Haydar Ergülen ve Nar
    7. Bir derdim var, bin dermana değişmem
    8. Lütfen kasaya doğru ilerleyiniz!
    9. Son durum...
    10. Dikkat! Kaygan zemin
    1. İnanılır gibi değil
    2. Lütfen kasaya doğru ilerleyiniz!
    3. Bu konuyu ben açtım, nasıl kapatacağım?
    4. Fakir adamın çadırı
    5. İntikam için yaşayacağız...
    6. Bir derdim var, bin dermana değişmem
    7. Ağla gözlerim ağla
    8. Aradığınız kişiye ulaşılamıyor
    9. Yapılan gökdelen, yıkılan hatır...
    10. Sakalsız Hüsnü, Böcek Abbas
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    2. BÇG'yi de görün
    3. Şiddetin dozu arttıkça vicdanlar da tutuldu
    4. 'Yeşil'e yakalama kararı!
    5. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    6. Ege ve Akdeniz yağış ve fırtınanın etkisi altında
    7. 'Beraber İsrail'e gitsinler'
    8. Yüzde 50 oy bölünelim diye mi verildi?
    9. Pamukova davası zaman aşımından düştü
    10. Küçük, aramalara isyan etti!
  • Diğer

    1. Prof. Dr. Bağrıaçık: Türk toplumu en çok ekmek tüketiyor
    2. İki yılda 2 milyondan fazla kişi sigarayı bıraktı
    3. Hollanda'da emeklik yaşı kademeli olarak yükseltilecek
    4. Sinop'ta deniz suyu çekildi, kayıklar karaya oturdu
    5. "Çiçeklerinizi kışın cama fazla yaklaştırmayın"
    6. Hindistan'da otobüs kamyonla çarpıştı: 23 ölü
    7. "Araç bakımlarınızı zamanında yapın"
    8. Koyunlar, genetik açıdan en zengin kalmış evcil hayvanlar arasında
    9. Afganistan'da son 15 yılın en soğuk kışı yaşanıyor
    10. "Suriye ordusundan ayrılın" fetvası
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Bu kafayla yerli oto hayal
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Erbakan'ın yerli oto çabasını unutmayız
    5. İstiklal Mahkemeleri kayıtları yayınlansın!
    6. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    7. Hakkınızı helal edin, zorla yaptırdılar
    8. Kanayan yara Keşmir
    9. Kendi kendini yalanladı
    10. BÇG'yi de görün
  • Çok Yorumlanan

    1. Sinemanın Ankara'sı
    2. Kadıköy'de futbol günü
    3. Emniyet Genel Müdürlüğünde atamalar
    4. Çocuk neden yalan söyler?
    5. Dünyanın Gelinliği: Kar
    6. Bir ok attım
    7. Afganistan ceset tarlası
    8. Sudan'da savaş sesleri
    9. Müslüman Kardeşler, Kuveyt seçimlerinde zafer kazandı
    10. Müslümanları hedef yaptılar
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek