milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

19 MAR 2010 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ORTADOĞU DÖRTLÜSÜNDEN İSRAİL'E ÇAĞRI
  • İSRAİL'İN TÜRKİYE ÜZERİNDEN SUİKAST PLANI
  • KURTULMUŞ: İKTİDARA YÜRÜYORUZ
  • KATSAYI KATLANDI
  • EVREN, YOKTAN VARA, HİÇLİKTEN HEPE DÖNÜŞTÜ
  • MİLLET KİRACI DEĞİL, TOPRAKLARIN SAHİBİDİR
  • ‘DÜŞMANLARA ÖĞÜTTÜR, ÇANAKKALE GEÇİLMEZ’
  • BU BAĞI AÇIKLA OBAMA
  • KUDÜS İSLAM ŞEHRİDİR
  • İMAN GÜCÜNÜN ŞEREF SAYFASI

İnsanlara yuva kuran o şeyler...

04 ARALIK 2009
CUM 02:15

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Paylaş
  • Yorum Yaz

Deneme sahasında öne çıkan isimlerden biri de Ali Çolak'tır. Bugüne kadar dokuz kitaba imza atan Çolak, Eylül 2009 itibariyle onuncu kitabını çıkardı: Bilmem Hatırlar mısın? (Kapı Yayınları)

Ali Çolak, son kitabında iki şeyi birden başarmış: Görsellik ve tarihsel değeri, edebi bir üslupla denemede buluşturmuş.

Kitabı okuyup bitirdiğimde, içimde "Kaçma değil de, gitme duygusu" oluştu. Malum; kaçmak, zorlamayla; gitmek ise tercihle ilgili bir durumdur.

Süleyman Çobanoğlu'nun Hudayinabit isimli eserine değinirken, "Toprağı olan şiirler" tanımlamasını kullanmıştım. Aynı şeyi, Ali Çolak'ın denemeleri için de kullanıyorum.

Şimdi, kitaba biraz daha yakından bakalım.

Bir hafta kadar önce, "Zaman akıp gitmiyor, birikiyor bir yerde" diye yazmıştım. Kitaba adını veren yazıdaki "Yeryüzünde hiçbir ses, hiçbir koku ve yaşanmış hiçbir an bütünüyle yok olmaz, silinmez" cümlesiyle karşılaşınca, "tamam, aradığımı buldum" diye mırıldandım. Ali Çolak, bir başka yazısına da (Cennet Kokulu Evlerdi) "Seslerin ölmezliğine inanırım" cümlesiyle başlıyor.

"Dön geri bak", bana göre kitabın kilit cümlesi. "Hatırlama ağlarını geçmişe serpen" Ali Çolak, oradan öyle şeyler bulup çıkarıyor ki, sonuçta ortaya böyle üst düzey bir kitap çıkıyor. Zaten o da, "Hatırlamak, serin bir meyve gibi düşüyor içime" diyor.

Bu durumun altını çizdikten sonra, kitabın durduğu yeri belirlemek adına, "O Güzel Yoksulluğumuz Bizim" başlıklı yazıda geçen "Bana öyle geliyor ki, 1970'ler, bir büyük ailenin dağılmadan önce verdiği son fotoğraftı" cümlesinin de altını çizelim. Böylece, yazımızın girişinde söylediğimiz 'tarihsel değer' iddiası da yerini bulmuş olsun.

Bilmem Hatırlar mısın, bazen bir çocuğun, bazen bir delikanlının, bazen de yetişkin bir adamın, o büyük fotoğraftaki parçaları bulma, onları tekrar bir araya getirme çabasıdır, diyebiliriz. Kitabın konusu 1970'li yıllar ve o yılların kaybolan, mazide kalan güzellikleridir.

Kitap boyunca geçen kokular, çiçekler, gölgeler, bahçeler, avlular, yetişkin kızlar, taze gelinler, ikindi saatleri, güneşli bahar günleri, güleç kadınlar, hatırlı meyveler, evcil ağaçlar, derviş gönüllü zeytin ağaçları, gökyüzünü oyuncak yapan çocuklar, eşyayı evcilleştiren eski insanlar, dedeler, tahta sandıklar, çamurdan ve ahşaptan oyuncaklar, oyunlar; hep o günlerden kalan değerler veya imgelerdir. "Suyun aşılanması" bile...

Kitabın ilk yazısı, "Çiçekli Kadınlar Zamanı" başlığını taşıyor. Bu güzel yazıyı bitirir bitirmez hemen Süheyl Ünver Hoca'nın Çiçeklername'sine koştum. Albümde yer alan çiçek çizimlerine baktıktan sonra, "Çiçekli Kadınlar Zamanı"nı bir kez daha okudum.

Her yazı, bir resim: "Avludaki Kadınlar" da, "Suları Özlemek" de... Her yazıyı alıp bir yere yaslayabiliyor, hatta asabiliyorsunuz. Birçok yazının sonunda, Ziya Osman Saba'nın "İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı" dizesi gelip sizi buluyor.

Özellikle kadınlar ile çiçekler arasındaki ilişkinin veya yakınlığın anlatıldığı yazılar, bölümler, daha bir dikkat çekiyor. İşte o paragraflardan biri: "Kadınların içindeki şarkıyı susturan bir şeyler var, belli. Bir tel kopmuş olmalı içlerinden. Evlerin bunca neşesiz ve somurtkan, sokakların böyle ışıltısız ve kaba, hayatın tatsız tuzsuz oluşunu başka neye yoracağız? Bir kadının sihirli ellerinin değmediği eşyadan, bir kadın gülüşünün aydınlatmadığı evlerden hangi mutluluğu devşireceğiz? Sokaklarında mutsuz ve asabi kadınların dolaştığı bir şehirde huzuru nasıl bulacağız?"

Okuduğum her deneme kitabında, alışkanlık gereği, üç yazı seçerim. Bu üç yazı, daha çok benim olur.

Bu yazılardan biri, "Namahrem Ağaçlar" başlıklı olanı. Ali Çolak, bu yazısında çok önemli bir iş yapmış, meseleyi bir adım ileriye götürmüş. "Namahrem Ağaçlar"ın Türkçe ve Türk milleti var oldukça, yıkılmayacağını, kurumayacağı ve daha da büyüyeceğini düşünüyorum.

"Anneler ve Oğulları" başlıklı yazı da, diğerlerinden biraz daha yukarıda duruyor. Anne-oğul ilişkisi birçok kez yazılmış, işlenmiştir. Zor olanı, bu ilişkiyi yeni baştan, taptaze bir şekilde kaleme almaktır. Ali Çolak, bence bu meşakkatli işin üstesinden gelmiş: "İsimsiz bir dağ köyünde doğup büyümüş ve yazık ki çocukluğuna, gençliğine, hatta düğününe ait tek bir fotoğrafı bile olmayan annemin hikâyesi" dediği 'yazı', aslında hepimizin annesini anlatıyor. "Bir anne, içinde düğümleyip durduğu hikâyesini, ancak gözleriyle, onlar taşımaz olunca da gözyaşlarıyla anlatır" / "Dünya çirkinleştikçe, bütün iyiliklerin, bütün hasretlerin kapısı anneye açılıyor" gibi cümleler, nasıl da dokunaklı ve ne kadar sarsıcı...

Bir diğer yazı da, "Dağ Gibi Adamlardı" başlığını taşıyor. Babaların anlatıldığı bu yazı için Ali Çolak'a özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Kitapta kırk yazı olduğunu söylemiştik. Birbirini tamamlayan ve eskiden yeniye, dünden bugüne doğru gelen kırk yazı. Mesela kitabın sonlarına doğru, "daralan yaşamlardan" ve "plastik çocuklardan" bahsediliyor. Uzak ve buruk bir hatıraya dönüşen köy hayatı, yok olan sokaklar ve mahalleler; bunların yerini alan devasa bloklar, siteler vs.

Bütün bu yazıları "geçmişe özlem" olarak yazılmış görmedim. Kitabı başarılı kılan unsurlardan biri de bence bu. Bu yazılar, "hasar tespiti", hatta "kurtarma kazısı" gibi geldi bana.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 04.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: ali çolak, kitap, süleyman çobanoğlu, şair, şiir,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

İbrahim Tenekeci

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Lütfen kasaya doğru ilerleyiniz!
    2. 0 ile O
    3. Nar ağacı narsist olur mu?
    4. Yapılan gökdelen, yıkılan hatır...
    5. Devam ediyor, edecek...
    6. Bitmedi, devamı var...
    7. Bu ceza size yeter...
    8. İnsanın şerefi neresidir?
    9. Eleştiri, eleştirmen...
    10. İnsanlara yuva kuran o şeyler...
    1. Biz seni anlar
    2. Başka ne bekliyorduk?
    3. Türk kim, Kürt kim?
    4. Kerkük, Telafer ve diğerleri
    5. Bu böyle gitmez...
    6. İsrail devleti ne zaman yıkılacak?
    7. Filistin’de olan, İsrail’de biten...
    8. Türkiye’yi kimler temsil ediyor?
    9. Barbarları beklerken*
    10. Dün bir, bugün iki...
    1. İnanılır gibi değil
    2. Lütfen kasaya doğru ilerleyiniz!
    3. Bu konuyu ben açtım, nasıl kapatacağım?
    4. Fakir adamın çadırı
    5. İntikam için yaşayacağız...
    6. Bir derdim var, bin dermana değişmem
    7. Ağla gözlerim ağla
    8. Dertleşme
    9. Aradığınız kişiye ulaşılamıyor
    10. Yapılan gökdelen, yıkılan hatır...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. 'Annemi öldürdüm' diyerek polise teslim oldu
    2. Danıştay'dan 'Anayasa Değişikliği' açıklaması
    3. İstanbul'da mesai saatleri değişecek
    4. Çetin Doğan hastanede
    5. Kar şiddetini artırınca araçlar yolda kaldı
    6. Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasıyla ilgili flaş bilgi
    7. Fındık üreticilerine don uyarısı
    8. Diyarbakır'da ceset bulundu
    9. Mescid-i Aksa için bugün Beyazıt’a
    10. 'Müslüman Kadının şahsiyeti'
  • Diğer

    1. Görülmemiş cinayet
    2. V. Ulusal Risale-i Nur Kongresi Başlıyor
    3. Eski milletvekili Yılankıran, vefat etti
    4. 39 gündür kayıp annesini arıyor
    5. Buket Bulut, toprağa verildi
    6. İstanbul'da elektrik kesintisi
    7. Kazakistan'da sel nedeniyle 5 bin kişi tahliye edildi
    8. Ortadoğu Dörtlüsünden İsrail'e çağrı
    9. Açlık grevindeki kulüp başkanı hastaneye kaldırıldı
    10. Çanakkale'de trafik kazası: 4 yaralı
  • Çok Okunanlar

    1. ABD bu adaya neden silah sevkediyor
    2. İsrail'in cakasını fena bozdu
    3. Terörizm Sempozyumu’nda bir terörist
    4. Bu bağı açıkla Obama
    5. "Sinagog inşası savaş ilanı demektir"
    6. ‘Düşmanlara öğüttür, Çanakkale geçilmez’
    7. Çanakkale doğru anlatılmıyor
    8. KEY ödemelerinde tarih netleşti
    9. Corrie ailesine mektup
    10. Bu tasarıya dikkat!
  • Çok Yorumlanan

    1. Terörizm Sempozyumu’nda bir terörist
    2. Yeni Anayasayı millet yapmalı
    3. ABD bu adaya neden silah sevkediyor
    4. İsrail'in cakasını fena bozdu
    5. Bu bağı açıkla Obama
    6. Corrie ailesine mektup
    7. Yine ABD yine katliam
    8. "Sinagog inşası savaş ilanı demektir"
    9. 'Fakir sofrasından, rantiyeye'
    10. Adana’da Durak bilmecesi
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape

Video

  • 1423 kez izlendi 07.01.10
  • 561 kez izlendi 20.01.10
  • 5848 kez izlendi 29.03.09

Multimedya Galerisi

Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | ticaretmerkezi.com.tr | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek