İnsanlık milenyumun başında, III. bin yılın başında... III. bin yılın başında insanlık iki gruba ayrılmış bulunuyor:
- Bir grup eski "sömürü düzeni"ni devam ettirmek isteyen gruptur.
- Diğeri ise "III. Bin Yıl Uygarlığı"nı, yani "Adil Düzen"i getirmek isteyen gruptur.
Ne var ki, bu ikinci grupta olduğu veya olması gerektiği halde; en hafifinden "hata yapanlar" veya -daha gerçekçi ifade edersek- "hidayetleri kararanlar" büyük hata işlemektedirler. Onlar; -yine en hafifinden- birden "Adil Düzen"e geçilemediği için "faizli cari zalim düzen"de ısrar ediyorlar veya "Adil Ekonomik Düzen"e hiç "inanmıyorlar"!
Millî Görüş Lideri ne diyor: "İman var, her şey var."
Eğer "iman" da yoksa, "inanç" da yoksa; geriye kalan nedir ki?!.
Geriye kalan nedir?!.
***
Türkiye'dekileri genel olarak hatırlayalım, bunlar kimlerdir?
En başta gelenler, "Adil Düzen"i ve "Adil Ekonomik Düzen"i benimser gibi görünüp de onu bırakanlardır...
AK Partililer "Millî Görüş gömleğini çıkardıklarını" ve "Adil Düzenci olmadıklarını" yani "Adil Düzen ceketini hiç giymediklerini" açıkça söylüyorlar; "kapitalist zalim faizci sömürü düzeni" içinde debelenip duruyorlar...
Milliyetçi Hareket Partililer (MHP) ve benzerleri de aslında hakkı hedefliyorlar; ne var ki sadece Millî Görüşe muhalefet etmek için karşı grupta oluyorlar. DYP'liler (DP), ANAP'lılar, BDP'liler, CHP'liler ve diğerleri de aynı durumdadırlar...
Dünyada solda yer alanlar, sosyalist veya kapitalist olanlar, tekel sömürü sermayesinin içinde olanlar veya onunla işbirliği yapanlar...
İnsanlık 20'inci yüzyılı inançsızlıkla, "ateizm"le ve ateizmden ürettiği zalim siyasi, iktisadi ve sosyal "izm"lerle geçirdi; kapitalizm, komünizm, sosyalizm, liberalizm vs.
Sonuç ortada, ödenen ağır bedeller ortada, yaşanan vahşet ve katliamlar ortada!
Bir yüzyıl boyunca dinlere ve inançlara karşı sadece kötülük düşünülmüş, düşmanlık yapılmış, inananlara zulmedilmiş, dindarlar katledilmiş...
Şimdi ise insanlar yeniden normal düşünmeye başlamış...
Gelecekte, yakın gelecekte insanlar "Adil Düzen"i benimseyecekler, "Adil Düzen" ve "Adil Ekonomik Düzen" karşısındaki yanlış düşüncelerini düzelteceklerdir.
"Adil Düzen" istemeyenler neyi isteyecekler; "zalim düzen" mi isteyecekler?!.
Günü gelince sapkınlıklarını elbette anlayacaklar, dalâlet çukurlarından çıkacaklar, elbette Hakk'a yönelecekler, yeniden hidayete ereceklerdir...
İnsanlar bugün, çağın idraki demek olan gelişmiş ve hâlen gelişmekte olan "müsbet ilimlere" dayanarak Kur'an'ı okudukça, okuyup da daha iyi anladıkça, elbette onu hayatlarının ana rehberi yapmayı ve temel prensiplerini uygulamayı düşüneceklerdir. Çünkü insanlık bugünkü hâliyle tam bir şaşkınlık içindedir, yaptıkları hep boşa gitmektedir. Ancak ve ancak Kur'an'a uymakla ve onun temel esaslarını uygulamakla her şey düzelecektir.
Bir kimse "Adil Düzen"i ve "Adil Ekonomik Düzen"i yanlış öğrendiği veya öğrenemediği için karşı olabilir, bundan dolayı da birtakım yanlışlıklar yapmış olabilir.
Ama Hakkı öğrendikten sonra, kendisine tebliğ ulaştıktan sonra, gerçekleri bütün çıplaklığıyla kavradıktan sonra artık onun herhangi bir mazereti olamaz.
Tam tersine, Hakkı öğrendikten sonra bile bile, ısrarla ve de inatla karşı çıkar da "Adil Düzen"e değil "zalim düzen"e tâbi olarak devam ederse; işte onun ve onun gibilerin bütün amelleri, bütün yaptıkları boşa çıkar, etkisiz olur, iki cihanda da perişan olur. Ve's-selâm...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



