“Ey karanlık geceyi uykuda geçiren mü’min, dua etmek zamanı geldi. Haydi kalk!”
Takvim yaprağında Mevlâna’ya ait bir söz. Recep 1 yazan, yarının sayfası. Dua’ya davet. Üç aylar geldi diye.... Gece etrafımızı iyice sardı diye..... Ne çok sebebimiz var dua için. Hem de ne çok ihtiyacımız. İnternetten dua için hatırlatmalar. Fetih Suresi okumaları.... Öyle pek fazla takvim yapraklarına gözü ilişmeyen biri olarak, görüverince, “dua etmek zamanı geldi, haydi kalk!” diye.... İçim burkuldu.
Ramazanın müjdecisi üç ayların başlangıç günü yarın. Ömrümüz olursa kimbilir ne şartlarda idrak edilecek bir Ramazan ayı. Tek ümidimiz önce Recep ve Şaban aylarıyla, sonra da Ramazan ayında Rabbimizin rahmetini yağdırması tüm mü’minler üstüne.
Ruhlarımız sıcak ve uzun yaz günlerinin rehavet- telaş, ümit- karamsarlık, çokluk ve yalnızlık çelişkileri içinde orucun ve duanın hizaya sokmasına ne de muhtaç!
Yüksek sesle Fetih Suresi’ni okumak istiyor insan! Bağıra, bağıra! Sanki ilk defa okuyormuş gibi.
“ Gerçek şu ki [ey Muhammed] Biz senin için apaçık bir zaferin önünü açtık; böylece Allah, senin hem geçmişte hem de gelecekteki bütün hatalarına karşı bağışlayıcılığını gösterecek ve [böylece] bütün nimetlerini sana verecek ve seni dosdoğru bir yola sevk edecektir. Ve Allah sana güçlü yardım elini uzatacaktır.
Mü’minlerin kalplerine sükûnet bağışlayan O’dur ki, göklerin ve yerin bütün güçlerinin Allah’a ait bulunduğunu ve Allah’ın her şeyi bilen ve gerçek hikmet sahibi olduğunu görerek, imanlarını daha da sağlamlaştırabilsinler. Ve Allah, mü’min erkek ve kadınları, mesken olarak, içinden ırmakların geçtiği bahçelere kabul etsin ve [geçmişte işledikleri kötü fiilleri silsin] bu Allah katında gerçekten büyük bir kurtuluştur.”(Fetih Sûresi 1-5)
Fettah olan Rabbimiz! Bizim de yüreklerimizi genişlet! Yollarımızı aç! Sırat-ı müstakîm’e giden yolları aç! Ve imanlarımızı sağlamlaştır! Bizi dosdoğru bir yola sevket! Razı olduğun haldeyken sekîneyi gönder kalplerimize! Ve kalplerimizi ve ayaklarımızı o halde sabit kıl!
“İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ...” diye devam eden gür bir sesin, yanık bir kalbin okuyuşu, âdeta Medine imamlarının sesleri arada titreyen tilavetleri dolaşsın evimizin odalarında. Bizim seslerimiz... Kur’an okuyan dillerimiz... Çocuklarımız oyunlarını bırakıp bizi dinlesinler elde olmaksızın. Ayetlerin nuru sarsın gözlerimizi, kulaklarımızı, kalplerimizi...
Furkan göstersin bize doğruyu ve yanlışı.
Ayetler... İmanlarımızı sağlamlaştırsın. Her bir ayet sûkunetin çağrısı olsun Rabbimizin göndereceği...Şeytandan O’na sığınış ile Rahman ve Rahim’in adı ile açılsın Kur’an sayfaları... Sadece kalpler değil diller okusun. Peygamberlerin duası, duamız olsun!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



