Dünya siyasetine yön veren ana kavramlardan birisi, devlet politikasıdır. Son yıllarda bu kavram ülkemizde de sık sık kullanılır oldu. Bilhassa iç politikada bu kavram çok ön plana çıktı, çıkıyor.
Açılımların aslında bir devlet politikası olduğu, hükûmetle sınırlı olmadığı sık sık vurgulandı. Buna karşılık, Anayasa değişikliği hususunda böyle bir cümle henüz telaffuz edilmedi.
Devlet politikası, bir devletin varlık sebebinin, devleti yöneten bütün kurumlar ve şahıslar tarafından sahiplenildiği, içeride ve dışarıda bu birlik içinde hareket edildiği mesajını vermek için ihdas edilmiştir. Bir meselede devletin ortak bir politikası, mesajı varsa bir siyasî ayrıma gitmeksizin ve siyasî hesaplar gütmeksizin vatandaşların buna sahip çıkması, destek vermesi istenir. Devlet politikası bir ülkenin, devletin bütün madde ve mânâ değerleri etrafında teşekkül eder. Devletler, değerlerine aykırı bir politika izlemezler. Türkiye, bir İslâm ülkesi olarak dünya üzerindeki bütün dengelerde, politikalarda, ilişkilerde bu hukuk ve esas üzerine adım atar, karar alır veya alınan kararlarda buna hassasiyet gösterilir.
Laiklik ilkesi, bilhassa içeride işlevseldir, dışarıda istediğiniz kadar laikim diye söyleyin bunun kıymeti olmaz.
Nitekim, Türkiye'nin Avrupa Birliğine dahil olması meselesinde daima birinci madde İslâm ülkesi olmasının etkisi veya katkısıdır. Türkiye'nin nasıl İslâm esası üzerine bir kimliği varsa diğer devletlerin de kendi dinleri, inançları üzerine bir kimlikleri, politikaları vardır.
Elbette, uluslar arası ilişkilerde daima bu husus göz önünde bulundurulur.
İngilizlerin devlet politikasını yansıtan en ilginç örneklerden birisi geçen hafta resimlerle birlikte dünya basınına yansıdı.
İngiliz devletini, milletini dünya üzerinde temsil eden ordusu, üslerde hedef tahtası olarak cami maketlerini kullanıyor.
İngiliz ordusunun bu tercihinin ne anlama geldiğini, bunun altında halen geçerli olan sosyal, siyasal, askerî unsurların bütün boyutlarıyla var olduğunu bilmeden meselelere yaklaşmak hepimizi zor durumlara düşürecektir. Amerika ile birlikte hareket eden İngilizler, Irak'ta, Afganistan'da işgallere katılmışlar, halen de bu coğrafyalarda işgal kuvvetleriyle varlık göstermektedirler.
Bu meselede, sadece İngiltere'deki Müslüman kuruluşların tepkisini beklemek, bunun onların iç işleri olduğu vehmiyle hareket etmek son derece sakıncalıdır.
Zaman zaman İtalya'da, Danimarka'da, Hollanda'da İslâm ve Müslümanlar aleyhine çeşitli işler, eylemler, hareketler, çalışmalar yapılsa da, bunlar bir süre durulur, unutulur İslâm dünyasından protesto görüntüleri yayınlanarak intikam alındı mesajları çerçevesinde herkes kendi gündelik hayatına döner. Ancak, aslında Batı'da ve bilhassa İngiltere'de İslâm düşmanlığın bir devlet politikası olduğu, İngilizlerin bilhassa işgalci ordusunun bu düşmanlığı kendi eğitim sahasında dahi tatbik ettiği artık açıkça bütün dünyaya ilan edilmiştir.
Amerikan ve İngiliz işgal ordularına karşı ne Irak'ın, ne Afganistan'ın şu anda millî bir direniş gösterme gücü ve imkânı vardır.
İslâm ülkeleri, devletleri İngiliz ordusunun İslâm düşmanlığını, bilhassa Irak'ta, Afganistan'da ve kendi eğitim sahalarındaki resimlerde gördükten sonra daha kararlı ve sert tepkiler vermek mecburiyetindedir.
Mesele bir medeniyetler çatışması ve ya İbn-i Teymiyye'nin işgalcilere karşı verdiği direniş fetvasından çok daha ciddi ve vahimdir. İngilizlerin devlet politikasını bundan daha net yansıtan bir resim henüz yayınlanmamıştır. Hedefine camiyi, Müslümanları, İslâm'ı koyan İngiliz askerî önce bunun eğitimini maketler üzerinde görmekte sonra da Irak'ta, Afganistan'da bu eğitimi tatbik etme cesareti bulmaktadır.
İslâm ülkelerinin liderleri, önderleri, devlet yöneticileri derhal ortak bir çalışma içine girmeli, İngilizleri İslâm coğrafyasından söküp atacak her türlü tedbiri görüşmelidir.
Aksi takdirde, Müslümanlar, Amerikan, İngiliz, İsrail kuşatması altında daha da acı tablolarla karşılaşacaktır. İngilizlerin devlet politikası, bütünüyle İslâm karşıtlığı esası üzerine kurulmuştur. Dün Osmanlı vatanını, Kudüs'ü, Mısır'ı elimizden alan İngilizler bugün Bağdat'ı, Kabil'i tekrar işgâl etmişler, devlet politikalarında bir değişme olmadığını ilan etmişlerdir.
Hem Mardin'de verilmiş olan işgâlcilere karşı direniş ve cihad fetvasını kaldırmak istiyorlar hem de Müslümanların bütün kutsal değerlerini hedeflerine koymayı, yok etmeyi kendilerinin devlet politikası olduğunu dünyaya göstermek istiyorlar. İngilizler askerlerinin camileri hedef tahtasına koyması İngilizlerin iç sorunu değil, bütün İslâm ülkelerinin ortak sorunudur. Buna cevap da İslâm ülkelerinin ortak bir çalışmasından gelmelidir. İsrail'e "bir dakika" diyen Türkiye, stratejik müttefiki İngilizlere acaba ne diyebilecektir?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



