milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DAVUTOĞLU: SURİYE'YE HERKES SEYİRCİ KALSA BİLE BİZ KALMAYACAĞIZ
  • ÇAY TANSİYONU DÜŞÜRÜYOR
  • TÜRKİYE GÜNEŞ ENERJİSİNDEN 96 MİLYON DOLAR TASARRUF SAĞLIYOR
  • YURTKUR'DAN SENETLERE İÇİN EK SÜRE

İnanmakla başlar her şey...

18 ARALIK 2009
CUM 01:50

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

İnsanı neler değerli kılar? Duygularının olması, bir vicdana sahip olması, merhamet hissi, bir aklının olması, bir şeylere inanabilmesi... Detaylara girilse birçok madde daha eklenebilir. Ancak, bu sayılan melekeler ve özelliklere biraz dikkatli bakarsak, insanın kendi kendisini değerli kılması için bir şeyleri ham olarak almadığını, işlediğini, belli işlemlerden geçirerek bu kendince katkıyı veya katma değeri meydana getirdiğini görebiliriz. Yaradılıştan gelen ve içinde var olanla yetinmek, insanı insan yapmaya her zaman için yetmeyebilir yani.

Doğuştan temizdir insanoğlu. Oturup da saymaya kalktığımız birçok iyi ve güzel nitelikler de herkeste mevcuttur aslen. Ancak, yaşadığı hayat ve uygulamaları çerçevesinde bu halihazırda mevcut olan kodlara yaklaşır veya uzaklaşır. Yaklaştıran unsurlar kadar uzaklaştıran unsurlar da insanın yaşamının belirleyicileridir.

Mesela, sorgulamak insanlara mahsustur ve sahip olduğu akıl ve bilincin katkısıyla insan, varlığını anlamlandırmada sorgulayıcı bakıştan faydalanabilir. Niçin varolduğunu, yaşamasının nedenini, bütün içindeki yerini, kişilere ve olaylara karşı tutumunu, sevinçlerini, karamsarlıklarını, hüzünlerini sorgular. Deryadaki bir küçücük nokta olarak kendisinin önemini, yaratıcı kudretle ilişkisini düşünür.  İnansa da, inanmasa da düşünür hem de. Aynı şekilde, inanmak da insanlara özgüdür ve bilinciyle gerçekten özümseyerek inanmak demek, bir bakıma belli ön kabullerle bazı soyutlamaları yapmaktır. Bu noktada, eleştirel bakışla bir çatışma yaşanması mümkündür.

Akıl ile inancın çelişmesi veya inancın olduğu yerde akla ihtiyaç olmadığı türünden gibi durumlar söz konusu olabilir. Meseleyi bu şekilde ele almanın neticesi de, çok yüzeysel bir değerlendirmeye kapı açar. Aklın inançla çelişeceği, aklını kullanan insanın inançla yıldızının barışmayacağı yaygın bir kanıya dönüşür. Her şeyin somut ve elle tutulur kanıtına odaklanan zihinler, "bilimsel düşünüyoruz" derken, aslında suçladıkları dogmatik duruma kendileri düşerler. İnancı salt bir dogmadan ibaret görmek, İslamiyet'te cüzi irade tabir edilen insan iradesiyle tüm gerçekliği anlamaya çalışmak neticesini verir. Elbette, insan sorular soracak ve bu sorulara cevaplar arayacaktır. Ancak, bu cevaplar o denli çeşitli ve kişiden kişiye değişen cinstendir ki, birçok farklı gerçeklik sunan felsefi sistemler de buna örnek olarak verilebilir. Dolayısıyla, objektif kriterlere ihtiyaç duyulacaktır ve o kriterleri de veri olarak kullanması doğaldır.

Nasıl ki bir bilim adamı, bir çalışma yaparken veya bir teori/kuram üzerinde çalışırken, belli ön kabuller/varsayımları baz alıyor, çeşitli soyutlamalardan faydalanıyorsa, insan da pekala yaşantısında böylesi bir ön kabule başvurabilir. İnanmak da böyle bir şeydir zaten. Sonuçta, hayat da bir fizik problemi değildir. Beşeri bilimlerde çoklukla yer alan öngörülemezlik de bunla ilintilidir.

Aslına bakılırsa, her insan bir şeylere inanmaya meyillidir. Dinle bağlantısı olmayan, kendi yolunu kendi cevaplarına göre bulma heveslisi bir kimse bile bir güçten, yüce bir varlıktan veya bir kudretten dem vurur. Kimisi doğa anaya, kimisi de insana hamleder bu kudreti. Ama neticede (saçma da olsa) bir şeylere inanır. İnanmak hem insanidir, hem de mecburidir insan için. Dolayısıyla, akıl ile çelişmez de denebilir. Çünkü, aklını kullanma yetisi de insana özgüdür.

İnsanı ve yaşamını değerli kılanların başında inanmak gelir de denebilir tabii. Öyle olmasa, insanlar hayatlarını bir şeylere adamazlar. Bir şeylere inanıyorlardır çünkü ve inanç da insanın en temel güdülerindendir. İnsanı, menfaat odaklı ele alanların başarısızlığı (ahlaki çöküntü, adaletsizlik, huzursuzluk anlamında) ile inanç temelli düşünenlerin başarısını görmek için tarihe bakmak yeterli olur.

Aklımızı devreye sokalım ve mesela bayram üzerine düşünelim. Salt akılcı düşününce, aslında, diğer günlerden hiçbir farkı yoktur bayram gününün. Yine güneş doğar, insanlar ölür, yağmur yağar vs. Fark ayrıntıda meydana çıkar. Bayramı bayram yapan, insanın bayram diye algılamasında, bayram olduğuna inanmasında gizlidir. Bir düşünün, sıradan bir gün bile nasıl bir anda hayatın en güzel anına dönüşüveriyor. Bu da bir ön kabuldür ve görüldüğü gibi kimse de "aslında bayram değil bugün" diye vaveyla etmez. Aksine, büyük çoğunlukla insanlar, her zamankinden daha güzel, daha anlamlı bir zaman diliminin içinde bulunduklarına inanırlar. Bayramı bayram yapan inanmaktır aslında.

İnancı koyu bir dogmaya indirgemek, akılla ilintisiz olduğunu düşünmek, sorgulamayı ille de inkâra götürmek ne bilimsel gerçekliktir, ne de bir varoluş çilesini yansıtır. İnsan, inanarak da sorgulayabilir ve sorgularken de inanabilir. İnsanın, yaşamında pek çok kez yaptığı gibi inanmak da bir ön kabuldür gerçekte ve inançlı olmak demek de zihnini ipotek etmiş anlamına gelmez. Fark, her zamanki gibi ayrıntıda gizlidir ve aslında, bayram da inanmakla başlar. Bunca hengâme, karışıklık, kaotik unsur arasında bu da nereden çıktı denecek olursa, hayatın gerçeği asıl budur demek gerekecek.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 18.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: burak, kılıoğlu, makale,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Burak Kıllıoğlu

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Sadece Allah vardı"
    2. Kapitalizm: Başarısızlara "başarı" hikayeleri anlatmak
    3. Kapitalizmin temsilcisi
    4. Mevzu "sıfır sorun" ise gerisi teferruat
    5. Lehistan Sefiri
    6. Siyasette 12 Eylül, ekonomide 24 Ocak
    7. Sigorta, sıcak para ve İstanbul
    8. Bir anda kötü olan "faiz lobisi"
    9. Kendini inkar etmek
    10. Dünya ile zehirlenmek
    1. ABD 2008 Başkanlık Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme:
    2. 31 Mart olayı ve bugünkü rol değişimi
    3. Fotokopi çekilir, vatandaş çoğaltılır!
    4. 24 Ocak 1980: Küresel pranganın takılması...
    5. Tepkini sevsinler...
    6. Neo-Köylü!
    7. Geldi yine üç harfli, zaten hiç gitmemişti ki…
    8. Son zamanlar için güncel sözlük
    9. Oyları böl ki, oyun bozulsun!
    10. AKP niçin Saadet’ten korkuyor?
    1. Borsa işsizlikten önemlidir
    2. Son zamanlar için güncel sözlük
    3. Hasan çalışacak, İzak yiyecek
    4. Kafası karışık muhafazakârların halleri
    5. Lüks herkesin hakkıymış!
    6. Yine mi ses etmeyelim?
    7. Ahlâk da bitti, insanlık da
    8. İşsiz Adam ağlıyor
    9. Darbecisi de birdir gözümüzde, gizli gündemlisi de...
    10. Bir aceminin kongre izlenimleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    2. İrtica.org kuradan çıktı
    3. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    4. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    5. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    6. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    7. İktidar savaşı
    8. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    9. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
    10. Derin savaş
  • Diğer

    1. Davutoğlu: Suriye'ye herkes seyirci kalsa bile biz kalmayacağız
    2. Çay tansiyonu düşürüyor
    3. Türkiye güneş enerjisinden 96 milyon dolar tasarruf sağlıyor
    4. YURTKUR'dan senetlere için ek süre
    5. Yıldırım: TCK değişti, uygulamalar şaşırtıyor
    6. Okullarda ceza değil, idarenin haberdar olması engelliyor
    7. 40 ayrı adrese şafak operasyonu!
    8. Kar nedeniyle İDO seferleri iptal oldu
    9. Yunanistan acı ilacı içmek üzere
    10. 2011'de 10 bin 822 milyoner daha
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    8. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    9. Derin savaş
    10. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Haniye İran'a gidiyor
    3. İstifa eden başkana tutuklama
    4. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    5. Sinemanın Ankara'sı
    6. Humus'ta kan durmuyor
    7. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    8. Polonya'da 62 ölü var!
    9. İsrail'le sımsıkı biçimde birlikte çalışacağız
    10. Hamas ve El Fetih anlaştı; hükümeti Abbas kuracak
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek