Uluslar arası Para Fonu (IMF) ekonomik bir örgüt olarak bilinir; doğrudur, ülkelere borç verir, borçlandırdığı ülkelerin uzun vadede ekonomik bağımsızlıklarını ellerinden alır.
Küreselleşme sürecinin uluslararası paradigmaları değiştirdiği günümüzde IMF artık sadece ekonomik bir örgüt değil aynı zamanda siyasi bir kuruluştur. Çünkü yeni uluslar arası düzende dünyanın yönetilmesinde/yönlendirilmesinde "ekonomi-politik" çok büyük rol oynamaktadır. Ekonomi, aynı zamanda siyaseti/yönetimi de belirlemeye başlamıştır.
IMF'nin ekonomi üzerinden sahip olduğu bu yeni siyasi gücü, ülkelerin yönetimini ele geçirmenin de yolunu açmıştır.
Türkiye bu süreci, Kemal Derviş'in Bakanlık yaptığı dönemden itibaren yoğunlukla yaşamaya başlamıştır. IMF'nin dayatması sonucu Merkez Bankası'nın özerkleştirilmesi, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu kurularak finans sektörünün Milli İrade'yi temsil eden siyasal erkin gözetiminden kaçırılması, ardından şeker, tütün, enerji gibi çok önemli sektörlerin üst kurullara teslim edilmesi; IMF'nin Türkiye'nin yönetimine müdahil olduğunun açık göstergeleridir.
Eskiden borç para verip ekonominin yönetiminde söz sahibi olan IMF, bugün ekonomik tahakküm üzerinden ülke yönetimlerini teslim almayı amaçlıyor.
IMF yetkililerinin son aylarda Türkiye'ye dayattığı "Gelir İdaresi Başkanlığı'nın ve Belediye İktisadi Teşekküllerinin Özerkleştirilmesi" projesi, bu amacını ortaya koyan en taze örneklerdir.
Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bu tehlikeyi fark etmesi ve IMF ile ilgili radikal bir karar alması gerekir. Aylardır IMF ile yürütülen stand-by anlaşması olumlu sonuçlanmadı ve hiç de birilerinin korkuttuğu gibi piyasalar allak-bullak olmadı. Aksine Hazine'nin çıktığı ilk dolar cinsinden tahvil ihalesine 5 milyar dolarlık talep geldi. Hazine bu ihale ile daha düşük faizle borçlanma imkanı buldu. Demek ki yakamızı IMF'den kurtarabilsek daha az borçlanabileceğiz, yüksek faiz kıskacında inlemekten kurtulacağız.
Türkiye artık kendisine "IMF'siz bir yol haritası" çizmelidir. IMF'den yakasını kurtaran Brezilya bizim için müthiş bir örnektir. IMF ile yollarını ayırdıktan sonra kısa sürede ekonomisini toparlayan Brezilya, bugün G-20 ülkelerinin karar mekanizmasında yer almakta, Hindistan ve Çin'den sonra yeni kutupbaşı ülkeler arasında sayılmaktadır.
Türkiye IMF'den kurtulursa yalnızca ekonomik olarak rahatlamayacak aynı zamanda yıllardır IMF'nin ülke yönetimi ve siyaseti üzerindeki tahakkümünden de kurtulma imkanı bulacak.
IMF'nin yıllardır bünyemizde açtığı derin yaraları onarmak, toplumsal yapımızda meydana getirdiği bozulmaları tamir etmek için hemen harekete geçilmeli. Türkiye IMF'siz pekâlâ yapabileceğini gösterdi; faiz-borsa-döviz kıskacını sıkışan ekonomiyi üretim ekonomisine döndürmeyi başarabilirse, mevcut borçlarını ödeyebilecek imkanı da bulabilir.
Ekonomiden çok daha önemlisi, IMF'nin siyasette, ülke yönetiminde yol açtığı tahribat ve oluşturduğu çarpık zihniyet... Yeni bir anayasa yapmak kadar önemli olan bu sorunu da konuşmalıyız ve nasıl bir çözüm bulacağımız konusunda hep birlikte kafa yormalıyız...



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



