Ne ekonomi, ne işsizlik, ne AB, ne ABD, ne de diğerleri! Aşağı yukarı 8 senedir iktidarda, iktidar koltuğunda oturan AKP Hükümeti'nin vermiş olduğu en büyük zarar, manevi ve ahlaki değerlerin aşınması, yozlaşması alanında olmuştur.
Toplumun değer yargıları tamamıyla değişmiş, manevi bir takım konulardaki hassasiyetler ortadan kalkmıştır.
Tamam, ekonomi gerçekten çok kötü bir noktadadır. Esnafın siftah etmeden kepenklerini kapattığı bir gerçektir.
İşsizlik iyice artmıştır. Sadece üniversiteli işsizlerin oranı bile yüzde otuzun üzerindedir.
İç ve dış borçlar sürekli olarak artmakta, borçla borç ödemeye çalışan bir ekonomik sistem giderek yerleşmektedir.
Türkiye AB'nin terbiye salonlarında bekletilen bir ülke durumuna düşürülmüştür.
Misalleri çoğaltmayacağım. Kısaca ifade etmek gerekirse durum hiç de iç açıcı değildir.
Ama şahsen ben bunları çok ta fazla önemsemiyorum. Sakın yanlış anlamayın. Bunlar tabii ki önemlidir.
Fakat ben olaya bir başka yönüyle bakmak istiyorum. Bana göre bunlar gelip geçici şeylerdir.
Bir hükümet gelir bozar, diğeri yapar. Birisi ekonomiyi düzeltir, diğer birisi yeniden bozar.
Gerçi bizimkiler hep borç yapıyorlar ama, kimisi borç yapar, kimisi öder!.
Bunlar toplum ve millet hayatında karşılaştığımız ve bundan sonra da karşılaşabileceğimiz gerçeklerdir.
Fakat bütün bunların ötesinde, benim daha önemli bulduğum husus, bu hükümet döneminde ahlâki ve manevi değerler aşındırılmıştır.
İnsanlarımızın manevi değerler noktasındaki hassasiyetleri azalmıştır. Ahlâki ölçüler değişmiştir. Ahlâk bozulmuştur.
Dünyevi menfaatleri için, her şeyi mübah gören, yaptığı yanlışların hemen fetvasını uyduran bir insan tipi giderek, toplumda ve yönetimde yerleşmeye başlamıştır.
İşte bana göre en büyük tehlike de budur.
Bozulan bir ekonomiyi düzeltmek nispeten kolaydır. İyi kötü birileri gelip işsizlik derdine bir çare bulabilirler.
Ama yıkılıp, yok olup giden değerleri, manevi hassasiyetleri, bozulan ahlâki ölçüleri düzeltmek, geri yerine getirmek oldukça zordur.
İmam ve cemaat meselesi!
Bunları kendilerinden sanan toplum, bunların yaptığının bir fazlasını yapmakta hiçbir beis görmemektedir.
İnsanlarımız "Bunlar da dindar değiller mi, elbet bir bildikleri vardır" anlayışı içerisinde, her geçen gün daha fazla yozlaştıklarının farkına varamamaktadırlar.
Hani ne demekse ve herhalde bir yerlere yaranmak gayesiyle "dinsel milliyetçiliği" reddettiklerini söyleyen Başbakan, ahlâki ölçülerden uzaklaşan bir insan tipinin çoğalmasının yolunu açmıştır.
Başbakan'ın "Paranın ve ekonominin dinle ne alakası var" ve "Biz dini ve İslamiyet'i siyasette referans almıyoruz" şeklinde beyanları da, bunun tuzu biberi olmuştur.
Ve herhalde bu, AKP'nin islamcılığın ötesinde, İslam ahlâkına ve İslam'a verdiği en büyük zarar olmuştur.
İşte bu yüzden hükümete yakın ve çoğu da sözde dindar işadamlarının sahibi bulunduğu televizyonların ekranlarındaki rezillikler, had safhaya çıkmıştır.
Eskiden insanları şuurlandırmak için medya gerekli diyenler, şimdi daha fazla dünyalık için medya yoluyla halkın ifsad edilmesine seyirci kalmakta ve dahası şahsi iktidarlarına destek karşılığı, bunu teşvik etmektedirler.
İşte bu yüzden toplum, her türlü haksızlığa, adaletsizliğe seyirci kalan ve bunun da ötesinde kendisi de pastadan pay kapma yarışına giren ve "Ne var ki bunda, bugüne kadar başkaları yapmadı mı, biraz da biz yapalım" diyebilen ve bu dünyanın bir de öbür tarafı olduğunu unutan bir toplum haline gelmiştir.
Ve işte asıl bu yüzden, bu iktidardan bir an önce kurtulmak gerekmektedir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




