Özellikle taşrada, Anadolu'da İmam-Hatip'te okumak, İmam-Hatip'te okuyupta yüksek puanlı bir bölüm kazanmak efsane gibi bir şeydi bir zamanlar.
En başta İmam-Hatipler, bu ülkenin insanına kendine güvenmeyi, özünü terk etmeden de başarılı olunabileceğini hatırlatmıştı.
Bu okullara halkın yüklediği mana bambaşkaydı. İmam-Hatip'te okumak, köklere bağlılık demekti. Kelimelere gelmez saygı ve sevgi demekti. Dinini, diyanetini bilmekti. Kestirmeden söylersek, o okullar milletin gözünde 'anaya öf bile dememeyi' iman ilkesi olarak benimseyecek gençliğin dolaylı yoldan garantisiydi.
Seksenli yılların başlarından, doksan yediye kadar devam etti bu heyecan.
Ve bitti.
Şimdide varlar ama yoklar aslında.
İmam-Hatiplerin orta kısımlarının kapatılması
Hani İmam-Hatiplerin orta kısımları?
Nerede?
Orta kısmı olmayan İmam-Hatip'ler başsız insan gibidir. Onun için İmam-Hatipler 1997 yılından beri 'var ama yok' hükmünde.
1997 yılından beri acıklı bir süreç yaşanıyor. Kimsenin aklından çıktığı yok bu trajedi ama bir şey yapan da yok.
Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin başlamasıyla, İmam-Hatiplerin orta kısımlarıyla birlikte 'Kur'an kursları' da bitti.
Kur'an kursları olmadan, imam hatiplerin orta kısımları zayıf kaldı. Orta kısmı olmayan İmam Hatip okulları da asli amacından çok uzaklara savruldu.
Şu anki durum budur.
28 şubatçılar ve bu işte emeği olan herkes ellerini ovuşturarak seviniyordur. Öyle ya, kendileri işin başında değil ama en büyük icraatları hâlâ yürürlükte. Hâlâ kimse sekiz yılı doldurmadan mesleki yönlendirmeye tabi olamıyor.
Kesintisiz sonuna kadar devam ediyor.
"'Katsayı' belasının def edildiği bir zamanda bu konu açılır mı?" demeyin. Aksine 'tam zamanıdır', deyip sık sık hatırlamak ve hatırlatmak lazım.
Mesut Yılmaz...
28 Şubat, bir yönüyle, Mesut Yılmaz'ın, siyasi hayatına mal olması pahasına yaptığı işle de ünlüdür.
Konumuz 28 Şubat'taki tekmil rezillikler değil. Askerlerin, Erbakan Hükümetini baypas edip, İsrail'le, 'bin yıllık dostluk' kurma çalışmalarına girmeyeceğiz. Başörtülü kızlara yapılan 'birinci sınıf düşman/tehlike' muamelesini hatırlatmayacağız.
Yazının girizgahında da gördüğünüz gibi, sadece 'muhafazakar/ sağ' politikacı Yılmaz'ın siyasi hayatını bitiren uygulamadan gideceğiz.
İmam-Hatip rüyasını ve gerçeğini kökten yok etmek için düşünülmüş meşum uygulama.
Yine unuttuk..
Unutursak kaybederiz. Uyursak veya uyutulursak 'unutacağız' demektir. İşin kötüsü üzerimizde acayip bir rehavet var. Kimsenin aklına, İmam-Hatipleri güdük bırakan icraatın sekiz yıllık kesintisiz eğitim olduğu gelmiyor. Hadi geliyor diyelim, bu fecaatin düzeltilmesi için yüreğinde bir kıpırtı olan var mı?
YÖK, yine bir 28 Şubat anomalisi olan 'katsayı' saçmalığını ortadan kaldırınca bunları hatırladım. Hem hatırladım, hem de umutlandım.
Herhalde dedim, 'Sıra İmam Hatiplerin orta kısmını açmaya geldi.'.
Mesleki yönlendirme
Beşinci veya dördüncü sınıftan itibaren öğrenciler mutlaka mesleki yönlendirmeye tabi tutulmalı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim kalsa bile, isteyen aile çocuğunu dördüncü (beşinci sınıf biraz geç olur) sınıftan sonra İmam-Hatip'e yönlendirebilmeli.
Hükümetin bu konuda kulağının üstüne yatacağını zannetmiyorum. Ama geç kaldığını şimdiden söyleyebiliriz.
Unutmamak lazım ki ulusalcıların, sağ gösterip sol vuranların, su başlarını tutmuş 'kripto Gayri Müslimlerin' bir numaralı hedefi İmam Hatip neslini sekteye uğratmak, o okulları gerçek kimliğinden uzaklaştırmaktı. Bunda başarılı da oldular.
Eee, bu durumda ilk elde yapılacak iş belli!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



