Meslek okullarının içinde bulunduğu durum, bu okullarda okuyan yüz binleri bulan öğrencilerin psikolojileri ve gelecekleri kimi çevreleri hiç mi ırgalamıyor? İnsan olma edimi ve duygusu iyice yitti onlarda.
Türkiye bir süreçten geçiyor. Bu on yıllara dayanıyor. Bu milletin kendi değerleriyle yaşayıp yaşamaması ile ilgili bir sorun. Batı ruhuna odaklanılmış bir ülkede değerler üzerine yapılan kıyım yeni değil. Halkı Müslüman olan bir ülkede bir Müslüman'ın dinini yaşamasına izin verilmez. Zaten anayasanın ruhunda da bu var.
İmam Hatipler, başlangıçta, kurs, sonra okul, daha sonra da lise olarak kurulmuş. Bu okullara hem mesleki dersler hem de kültür dersleri konularak batı ruhlu öğrenci yetiştirme amaçlanmış. Yani papaz din adamları. Suya sabuna dokunmayan, kendilerine önerilenlerle hayata bakan din adamı tipi. Halkının yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede din ışı bir hayatın önerilmesi ve yaşandırma çabası batıcı ruhun bir yansıması. İmam hatip okulları açılınca, doğal olarak Kur'an'ı Kerim, Hadis-i Şerif, Siyeri Nebi gibi dinin özünü oluşturan bir bakış yansıyınca, onların arzuladığı tipte bir öğrenci ve din adamı yetişmeyeceği anlaşıldı. Üstelik imam hatip okulları CHP iktidarı zamanında kuruldu. DP öyle büyük bir hamlede bulunmadı. 1970'li yılların başında toplam okul sayısı 72 idi. 1969'da Süleyman Demirel'in başbakan, Orhan Oğuz'un Milli Eğitim Bakan olduğu sırada, [yanılmıyorsam] 1969'da İmam hatip okullarının ortaokul kısımlarının kapatılma kararı alındı. Fakat uygulanamadı. Gerek MNP'nin gerek MSP'nin siyasal hayatta yer alması Demirel'in işini zorlaştırdı. 1971'de 12 Mart darbesinde Nihat Erim başbakan olur olmaz İmam Hatip oklularının ortaokul kısmı kapatıldı. 32 okulda lise kısmı olmadığından fiilen kapatıldı. Üç yıl boyunca okullara öğrenci alınmadı. Okullarda öğrenci mevcudu hızla azaldı. 1973-74 Öğrenim yılında CHP-MSP koalisyonu sırasında, Milli Eğitim bakanı Mustafa Üstündağ [solcular onu II. Hasan Ali Yücel diye tanımlıyorlardı], Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan... Yapılan koalisyon protokolünde İmam Hatip Okullarının ortaokul kısmı yeniden açıldı, kapanan 32 okul ile 33 tane de yeni açıldı. Bu sayı 103'e çıktı. O yıl imam hatip okullarına ilk kez kız öğrenciler alındı. Bu diğer koalisyonlar zamanında giderek arttı. İmam Hatip Okulları liseye çevrildi. Bizler 1975'te İmam hatip okullarından mezun olunca lise fark sınavlarına girmeden doğrudan üniversiteye giren ilk kadroyduk. Yıl 1975. Erzurum A. Ü., Bursa İktisadi Ticari İlimler Akademisi, ODTÜ gibi. Ardından bütün üniversitelere girilmeye başlandı. İmam hatip liselerinin sayısı 650'yi buldu. Türkiye'deki sosyal değişme birçok çevreyi tedirgin etti. Süreç de bundan sonra başladı. "İmam Hatipler bizim arka bahçemizdir" ifadesi: önce Yalçın Doğan'ın köşesinde yazdığı, ardından da Mesut Yılmaz'ın ifade ettiği bu deyim Erbakan Hoca'ya atfedildi. Oysa böyle bir şey yoktu. Amaç suyun aşağıdan itibaren bulandırılmasıydı. İmam Hatip mezunlarının sosyal hayatta aktif yer alışı, halkın bu okullara olan aşırı ilgisi asıl nedendi. 28 Şubat'ta bu sürecin bir parçası ve asıl nedeni. Kimi çevreler gerek bu okulların kapatılmasını, gerek başörtüsü sorununu Erbakan hocaya bağladılar. Doğrudur, Milli Görüş siyasada yer almasaydı, bu okullar yeniden açılmazdı ve sorunlar tâ o zaman hallolmuş olurdu. İmam Hatip okullarının yeniden kapatılması, başörtüsü sorununun baş göstermesiyle bitmedi ki. Milli Görüş partisi kapatıldı, Erbakan hoca siyaset dışı bırakıldı, Milli Görüş hareketi parçalandı.
Ak Parti iktidarı ve süreci de bunun üzerine kuruldu. Bu parti tam yedi yıldır tek başına iktidar. Anayasayı değiştirecek güç elinde. Cumhurbaşkanı, YÖK ve kimi önemli kuruluşların başkanları onlarda. Bu kadar güç ellerinde iken hâlâ dönüp Erbakan hocanın suçlanması anlaşılabilir bir durum değil.
Artık İmam hatip okulları sorunu bir ağlama duvarına dönüştürülemeden bir an önce çözülmeli. Bunun türlü yolları var. Çözüm makamı ağlama makamı değildir, bağırıp çağırma makamı da. Erbakan hoca bunu 1974'te 48 milletvekili ile halletti. Buyurun meydan sizde, dik duruşunuzu bağırarak değil, eylemle belli edin. Bıktık artık bundan.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



