Şâir Seyrani yolda giderken âmâ bir dostuna rastlar. Ne var, ne yok, diye hatırını sorar. Âma dostu, şikâyet eder bir eda ile:
Ne bileyim, bende artık dünyayı görecek göz kalmadı ki, der.
Onu mahzun etmemek için Seyrani:
Üstat, esef etme hiç, onda zaten bakılacak yüz kalmadı, der.
Bugün de böyle. Zâlimler dünyamızı öyle kararttılar ki, ona bakılacak hiçbir özellik bırakmadılar. Mel'unlar dünyada Allah'ın yolcularına vermiyor huzur; göçüp gittiklerinde de kimbilir nasıl rahatsız oluyordur bunlardan ehl-i kubur.
Dünya asıl mekana yapılan yolculukta bir konaklama yeridir. Burada ebedi kalınacakmış gibi bir vehme kapılmamak lazım. Bu konaklamanın ölçüleri Kur'an ve Sünnet olarak verilmiştir.
Kur'an ve Sünnet ölçüsünü dikkate alanların dünyaya bakış tarzlarına şöyle bir bakalım:
İmam-ı Şafii rahmetullahi aleyh diyorki:
"Dünyayı bir ekmek kırıntısına bana satsalar, satın almam."
İmam-ı Rabbani kaddesallahu sırrahul aziz de:
"Dünyanın Allah-u Teala katında hardal tanesi kadar kıymeti olsaydı, kâfirlere bir yudum su vermezdi" demektedir.
Hz. İsa aleyhiselam:
"Dünyayı isteyenlerin malına, parasına bakmayın. O'na bir bakış, kalbinizdeki iman tatlılığını giderir" mesajını vermektedir.
Bütün bunlar bize, dünyayı kâfirlere bırakın. Siz de onların emrinde yaşayın demek değildir. Demek istenen, dünyada ebedi kalacakmış vehmine kendinizi kaptırmayın. Asıl ebedi kalacağınız yere hazırlıklı gidin mesajıdır.
"Dünya" ve "Ahiret" kelimelerinin her biri 115'er defa Kur'an-ı Kerim'de zikredilmiştir. Bu hepimize bir şey anlatmış olmaz mı?
Muhiddin isimli bir şâir beş satırlık bir deyişinde bakın dünya için ne diyor:
Ne kaybına üzüleceğim bir lütuf,
Ne de peşinden koşacağım bir meziyet var.
Uğraşmaya değecek hiçbir şeyini görmedim dünyanın..
Biraz seyredip gideceğim...
Lütfen, lütfen rahatsız etmeyin!...
Bir başka şair dörtlüğünde:
"Yazık ki akşam oldu, biz yine yanlız kaldık,
Bir kıyısı görünmez sonsuz denize daldık.
Bir gemiye binmişiz bulanık bir gecede,
Allah'ın denizinde Allah'tan uzak kaldık."
Derken halimizi, pürmelâlimizi bize haykırıyor. Bunlar ne büyük sözler.
İnsanlık sahte ölümlere ve sahte rollere iştirak ettiriliyor. Yeryüzünde sahnelenen nice ciddiyetsizliklere insan aktör olarak kullanılıyor.
Sahte ölümlere sahifeler ve sahneler açılırken, âlim ölüyor âlem duymuyor. Ciddiyetsizliğin vardığı yolu varın siz hesap edin...
İnsanlık aldatılmaktan, kandırılmaktan zevk alıyor. Televizyonun karşısına geçerek merakla aldanışını seyrediyor. Yol olanı var kabul edip varlığından ve var edenden uzaklaşıyor. Ne bu gaflet Ya Rabbi...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



