milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

İlk kelimeler

18 AĞUSTOS 2009
SAL 00:10

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Çocukların selim fıtratlarını korumak, küçük yavruların dillerinin ilk kelimeleri şekillendirmeye başladığı andan itibaren onlara İslâmî kelimeleri öğretmek, dillerine "Allah", "Muhammed", "Allahu Ekber", "Kâbe" gibi, onları inançlarına bağlayacak kelimeler yerleştirmek elbette her mü'min gönlün arzusu olmalıdır.

Bunları söyleyen bir çocuk, anne ve babasının kendisine söyletmeye çalıştığı şeylerin güzel olduğunu hissedecek, kendisi de onlara sevgi duyacaktır. Çocuk bu kelimeleri telaffuz edince büyüklerini de sevindirecek, kendilerinin de büyükleri tarafından sevilmesine, dolayısıyla aile yuvasında sevginin artmasına vesile olacaktır. Çocuk diline yerleşen bu kelimeleri başkalarının yanında da söyleyecek onların gönlünde de sevgi canlanmasına katkıda bulunacaktır. Bu, anne ve babaya, çocuğun diline ve gönlüne bu kelimeleri kim yerleştirdi ise ona yarıca ecir kazandıracaktır.

Ancak çocuğun, yaşı, kelimeleri telaffuzdaki zorluğu göz önünde tutulmalı, bazen utangaçlığının tuttuğu, bazen de isteksiz olup inat edebileceği unutulmamalı, fazla ısrarcı olmamalı, çocuğu zorlamamalıdır. Çocuk söylediği zaman, duyulan sevinç belli edilmeli, çocuk bunun için mükâfatlandırılmalıdır.

Mükâfatlandırma, bilinen en iyi teşvik yollarından birisidir. Her zaman maddî olması da gerekli değildir. Sevinç belli ederek, kucaklayarak, sözle ifade ederek, dua ederek de yapılır. Hatta bu şekildeki mükâfatlandırmaların çocuk üzerindeki tesiri, maddî olanlardan daha verimli ve müspettir. Mükâfatlandırmanın çok daha değişik yollarının olduğu bir gerçektir. Farklılıklar hayata güzellik katar, bir hatıra olarak da zihinde kalır. Çocuk biraz büyüyüp iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt edebileceği temyiz yaşına gelince kendisine sıkmadan, sevdirerek, bazen meraklandırarak, bazen eğlenceye veya neşeli bir atmosfere dökerek daha ciddî bilgiler verilmeli, İslâm'ın arzuladığı edep ve terbiye de aşılanmaya başlanmalıdır.

Rabbimizin selim fıtrat üzerine yarattığı ve bize bahşettiği yavrularımızı, çirkin sözlere, çirkin davranışlara alıştırmamalıdır. Onları yanlış ve rezil bilgiler ve düşüncelerle dünyalarını da, ahiretlerini de karartacak cahilliliklerden, şuursuz davranışlardan uzak tutmalı, kötülüklerden, çirkinliklerden sakınmalı, zihinlerini bulandırmamalı, öğrenmeye açık zihin dağarcığını zehirli veya boş bilgilerle doldurmamalıyız.

Çocuklarına kötülük öğretenler!

Yavrusunu sevmeyen insan nadirdir. Çocuğunu seven bir insan için şimdi söyleyeceğimiz kelimelerin ağır olduğunu biliyoruz. Ancak yine de söylemek zorunda olduğumuzu hissediyoruz, çünkü çocuğuna küfretmeyi, kötü söz söylemeyi, hırsızlık yapmayı,  masa üstüne çıkıp dansöz gibi göbek atmayı, göbek atanlara imrenmeyi, sigara içmeyi, bencil davranmayı, kin ve hırs beslemeyi öğreten, öğretmeye çalışan anne ve babalar, dedeler, nineler, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler tanıyoruz...

Henüz ilkokul sıralarında iken babası ve öğretmeni ile bir düğün evinde içki içen çocuğu, babasının onunla övünüşünü, kendi öğretmeninin birkaç bardak rakı uğruna böyle bir davranışı normal buluşunu, karşılıklı bardak tokuşturuşlarını ve diğer çocukların öğretmeniyle ve büyüklerle oturup bardak tokuşturan bu çocuğa camdan imrenerek baktıklarını hatırlıyorum. Anadolu'nun bir kasabasında üç-dört ev ötemizdeki bir evde cereyan eden bu hadise, çocuk dünyama sığmamıştı. En çok da öğretmeninin davranışlarını garipsemiş, çirkin bulmuştum.

Şimdi hem çocuğu, hem babasını, hem öğretmenini, hem de onlarla aynı masada oturan yaşça büyük, akılca küçük ve seviyesiz insanları yadırgıyor, davranışlarını son derece çirkin buluyorum. Onlara içki sunarak düğün yapanları, içilen içkiler üzerine yeni yuva kuranları da... Bunu yadırgamaz hale gelen cemiyeti de... Şimdi bu zihniyetin daha modern çerçeveye büründüğünü görüyoruz.

Çağdaşlık adına çocuklara zehir akıtıyorlar!

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan, besmele ile yatağından kalkan, abdest alıp güne ibadetle başlayan, gün sonunda Rabbine hamdeden bir milletin torunları için nasıl bir aydınlık ve çağdaş(!) dünya hazırlanıyor... Hepimizin hayat merdivenlerinde bu türden bir dizi misal ile karşı karşıya geldiğine inanıyorum.

Yaptığı bir yaramazlıktan dolayı kendisine şaplak atan annesine veya ablasına çocuğunu sövdüren ve bu sövmeyi erkekliğin alâmeti sayan, çocuğunun sövmesini normal gören ve o sövdükçe gülen babalar, amcalar, yakınlar gördük, görüyoruz. Böyle bir şuursuzlukla, çocuğuna dilinin dönmeye başladığı ilk günlerde ona "Allah!" dedirten ve o Allah dedikçe çocuğunu bağrına basan bir annenin veya babanın şuuru ve davranışı arasındaki farkı düşününüz. Bu anne-babaları yadırgayanları da... Kör zihniyetin nerelere vardığını da...

Allah'ın bahşettiği nimetlerle beslenen, barınan ve korunan insanlar arasında, ne kadar Şeytana hizmet eden, ona uşaklıktan zevk alanlar var. Bu ne garip bir haldir? Nasıl bir düşüncesizlik ve nankörlüktür!

Dahası bir milletin bu hale gelmesi için akıl almaz bir hırsla çalışıldığı, tehditlerin, dayatmaların bir birini takip ettiği de bir gerçektir. Adı da çağdaşlıktır, aydınlıktır. Şeytan çirkinlikleri süsleyip, ambalajlayıp basiretsiz gözlere güzel göstermekte ne kadar da başarılı... Ona uyanlar ne kadar basiretsiz, ufku ne kadar kapalı...

Yanıltıcı bir tavır

28 Şubat sürecinin uzantılarından olarak geçtiğimiz yıllarda yayılmaya çalışılan ve değişik insanlar tarafından seslendirilen bir tavsiye duyduk. Çocuklara 17-18 yaşlarına kadar dini eğitim vermenin çok doğru olmadığı, çocuk rüştüne erince bu konudaki kanaatini kendisinin belirlemesinin daha doğru olacağı, bundan önce verilecek bilgilerin ağır gelebileceği. Bu dillendirildi, zihinlerde yerleşmesi için çabalandı. Bunu ifade eden sözler, teknik kelimelerle de süslendi. Çeşitli şekillere sokulup, çekici veya akademik ambalajlarla kaplandı ve cazip hale getirilerek insanlara sunuldu.

Bu bilgiler ve fikirler eğitim alanında çalışma yürüten birçok insana, anne ve babalara gerçekten ilmî bir tespitmişçesine kabul ettirilmeye çalışıldı, ders, seminer ve konferanslarında dile getirildi, getirtildi.

Dile getiren insanların çoğunun bu fikre sadece garsonluk yaptıklarına inanıyoruz. İnsanlara sunmak için hazırlanılan, önce akılları, peşinden de akideyi ifsad etmeye yönelik düşünceler çok defa onlar tarafından sadece servis edilmektedir. Bu bilgileri insanlara aktaran servisçilerin, bu fikirler üzerinde iyi niyetle düşündüğünü, "gerçekten böyle midir?" diye merak ederek ve doğruyu bulmaya çalışarak araştırma yaptığını da sanmıyoruz.

Çocukların hangi çağlardan itibaren bilgi edinmeye, edindikleri bilgileri korumaya, ondan neticeler çıkarmaya, bilgi ve tecrübelerinin şahsiyetlerini oluşturmaya başladığı hakkında da ciddî bilgilerinin olduğunu, var olan bilgilerini bir araya getirip sentez yaparak doğru olanı bulmaya ve ona göre hareket etmeye gayret ettikleri kanaatini de taşımıyoruz.

Bunlar ilmî yollardır, hem zaman, hem de emek isterler. Hazır bilgileri servis etmek ise daha kolaydır. Hele de bu kolay hizmetin karşılığında dünyevî menfaatler, mükâfatlar geliyorsa...

Allah rızasını her şeyin üstünde tutmak gerekir!

Bunlar arasında İslâmî kaygısının var olduğunu hissettirenler veya hissettirmeye çalışanlar, bu alanda kariyer taşıyanlar da var. Ancak inanıyoruz ki bu insanlar, hem kendi çocuklarının, hem de insanlığın geleceğini, bu geleceğin hayırlı olmasını gerçekten düşünüyor, Allah rızasını her şeyin üstünde tutuyor olsalar, böyle bir fikir veya düşünceyi savunamazlar. Birazcık tefekkür ve araştırmayla savunduklarının nasıl bir hata olduğunu, arkasında ne sinsiliklerin yattığını, kimlerin planı olduğunu ve insanlığı nereye sürükleyeceğini ana hatlarıyla ortaya çıkarırlar.

İlmî vasfı olan insanların manevî değerleri yitirmesi veya değerlerini dünya menfaatleri karşılında satılığa çıkartması ne kadar çirkin ve davranışlar ne kötü örnektir.

İhtiyaç duyulan, söylenmesi gereken bilgiyi söylememek de böyledir.

Allah Rasûlü'nün (sav) şu hadisine kulak veriniz ve yaşadıklarımızla karşılaştırarak üzerinde düşününüz: "Kendisine bilgi sorulan bir ilim sahibi, bu ilmi gizlerse kıyamet gününde kendisine ateşten bir gem vurulur." [Ebu Davud]

Ne kadar da çok ateşle gemlenecek insan göze çarpar oldu. Bir şey daha var. Bilgi gizleyen ilim adamına ateşten gem vurulursa, yanlış bilgi veren, insanların zihnini bulandırmaya çalışanın, belli insanları, belli zümreleri memnun etmek için bilgi çarpıtanların başına neler gelecek dersiniz?

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 18.08.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: ilim, peygamberimiz, bilgi,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • din güzel ahlaktır

    Din eğitiminin çocuklara verilmemesi ancak ilerde onların tercihine bırakılması gerektiğini söyleyenler beni şaşırtıyor. her anne baba çocuğunun iyiliğini ister, ve dünya ahiret iyiliği ve hayrı islamda gören ebeveynlerin çocuğunun da bu lütuftan faydalanmasını istemesinden daha doğal ne olabilir ki. nasıl ki anne babalar çocuğunun ahlaklı olması için onları küçük yaşta eğitiyorsa, islam güzel ahlaktır düsturundan yola çıkarak, müslüman anne babalar da çocuğunu islam üzere yetiştirmeye çalışacaktır. Bu güzel yazı için sizden Allah razı olsun hocam

    akabe | KatılıyorumKatılmıyorum (6.7/10 puan) | 18 Ağustos 2009 08:37

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Şerafeddin Kalay

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Hocamızın ardından...
    2. Lakap takma üzerine birkaç söz
    3. Çocukların vefatı (2)
    4. Çocukların vefatı
    5. Çocuklarımızı başka inanç ve zihniyetlere karşı korumak (3)
    6. Çocuklarımızı başka inanç ve zihniyetlere karşı korumak (2)
    7. Çocuklarımızı başka inanç ve zihniyetlere karşı korumak (I)
    8. Çocukların Korunması
    9. Mesuliyet üstlenebilmek (2)
    10. Güzel hasletler
    1. Akîka kurbanı ve hükmü
    2. Lakap takma üzerine birkaç söz
    3. Hz. Peygamber’den çocuklara dua
    4. Akîka veya nesîka
    5. Süt devresi ve anne sütü
    6. Hocamızın ardından...
    7. Çocuklar için eğitim ne zaman başlar?
    8. Rabbine kulluk ve ibadetle yetişen genç!
    9. Resûlullah ve çocuklar
    10. Çocuklar ve yaramazlıklar (II)
    1. Akîka kurbanı ve hükmü
    2. İlk kelimeler
    3. Aile yuvası gerçek bir nimettir
    4. Çocuk düşünmeyen aileler ne düşünüyor?
    5. Aile Yuvalarının Meyveleri; Çocuklar
    6. Akîka veya nesîka
    7. Süt devresi ve anne sütü
    8. Çocuklar imtihan vesilesidir
    9. Resûlullah ve çocuklar
    10. Çocuklar ve yaramazlıklar (II)
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kardeşliğin zirvesi
    2. Vakit Nakittir
    3. İftira edenlerden Allah korusun
    4. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    5. Çocuklarda okul fobisi
    6. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    7. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    10. Gençlerde çatışma
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek