Günümüz Müslümanları, yabancıların ortaya koyduğu bilim ve teknoloji karşısında aşağılık kompleksine düşmeye başlamışlardır. Cumhurbaşkanı seviyesine yükselmiş bir kişi bile "Bizim medeniyetimiz Batı medeniyeti karşısında yenilmiştir" sözünü kullanabilmiştir. Hayır! Bütün bu söz ve tavırlar gerçeği yansıtmamaktadır. Kendi medeniyet ve değerlerini yeteri kadar tanımamaktan kaynaklanan bir sonuçtur.
İlim tarihini inceleyenler, bütün ilimlerin kurucularının Müslümanlar olduğunu göreceklerdir. Bu durum, ilim tarihini araştıran yabancı ilim adamalarının da teslim ettiği bir gerçektir. İlk olarak "oku", sonra "öğret" ve "kalemle yaz" emirlerinin muhatabı olan Müslümanlar, bu görevlerini yerine getirebilselerdi, bugünkü kompleksli duruma düşmez; aksine, dünyayı aydınlatan öncüler konumunda olurlardı.
Milli Görüş'ün muhterem lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, 1969'da ilk çalışmalarını Anadolu'nun pekçok yerinde verdiği "İslam ve İlim" konferanslarıyla başlatmıştır. Bu konferanslarında "Müslümanlık dışında, başka hakikat kaynağı olamaz" gerçeğini ortaya koymuş, bu iddiasını tarihi deliller ve ilimlerin kurucusu olan Müslüman ilim adamlarının çalışmalarıyla matematiksel bir kesinlik halinde ispat etmiştir.
Erbakan Hoca diyor ki: "Eski Yunan'da 60'tan büyük sayı yoktu. Çünkü 60 harfleri vardı. 60 sayısına gelindiğinde harf ve sayıları bitiyordu. Büyük İslam bilgini Harezmi ondalık sayı sistemini buldu. Müslümanlar sadece "Her şeyi size veriyoruz ama yalnız şu bizim "1" in yanına "0" (sıfır) konularak geliştirilen ondalık sistemimizi verin" deseler, ortada Avrupalı'ya ait hiçbir şey kalmaz."
Sözün burasında, ilimleri kuran bazı İslam alimlerini saymaya çalışalım: El Biruni, dünyanın döndüğünü ortaya koyan ilk bilgindir. Yerçekimi kanununu Fahrettin Razi bulmuştur. İlk dünya haritasını Piri Reis çizmiştir. Mikrobu ilk tanımlayan Akşemseddin'dir. Trigonometri ilminin kurucusu El Battani'dir. Cabir, Cebir ilmini kurmuş ve ilk Kimya Laboratuvarı'nı açmıştır. Binom formülünü bulan Ömer Hayyam'dır. Mikrobu ilk keşfeden Cessar'dır. İbni Rüşt, gözün retina tabakasını keşfetmiştir. İbni Batuta ilk kıta seyahatnamesini yazmıştır. İlk uçuş denemesini başarıyla yapan Hazerfen Ahmet Çelebi'dir. Cabir, ilk defa atomun parçalanabileceğini ortaya koyan alimdir. Havan topunu ilk icat eden Fatih Sultan Mehmet'tir. Psikanaliz'in öncüsü İbni Sina'dır.
İlim tarihini inceleyen Batılı araştırmacılar da bu gerçeklerle yüzleşmişler, onlar da Müslümanların ilimlerin kurucusu olduğu gerçeğini kabul etmişlerdir. Almanya'nın Kiel şehrinde doğan ve ömrünü İslam Medeniyeti'ni incelemeye adayan hanım araştırmacı Sigrid Hunke doktora tezini de bu konuda yapmıştır. Almanca orijinal ismi "Allahs Sonne über dem Abendland Unser Arabischen Erbe" olan bu çalışma, 1960'ta Almanya'da yayınlanmış, daha sonra Türkiye'de de "Avrupa'nın Üzerine Doğan İslam Güneşi" adıyla kitaplaştırılmıştır. Dr. Sigrid Hunke bu kitabında Müslümanların Avrupa bilim adamlarına nasıl öncülük ettiklerini uzun uzun anlatır.
Dr. Sigrid Hunke bu görüşlerinde yalnız değildir. Mesela; İskoç asıllı ilim adamı William Montgomery Watt da orijinal adı "Influence of İslam Medieval Europa" olan ve "İslam Avrupa'da" ismiyle Türkçe'ye çevrilen eserinde benzer konuları işler.
Avrupalılara ilimleri öğreten, daha çok Endülüs'te yetişen ilim adamları olmuştur. Avrupalılar, 8 asır Endülüs Müslümanları ile bir arada yaşadılar. Onlardan bilgi ve görgü öğrendiler. Daha sonra, bu bilgilerle Rönesans'ı başlattılar. Fakat, 1492'de İspanya'yı yeniden ellerine geçirince Müslümanların bütün kitaplarını ateşe verdiler. Bakın, günümüz Fransız Fizikçisi Pierra Curin yaptıkları vahşetin acıklı sonucunu nasıl anlatıyor: "Endülüs'ten bize 24 kitap kaldı, bu sayede uzaya gittik. Endülüs'teki İslam kütüphanelerini yakıp yıkmasaydık, şimdi galaksilerde şehirler kurup oralarda yaşıyor olacaktık." (Prof. Dr. Mustafa Temiz, Bilgi Toplumu, Seha Neş. , Sh. 23)
Müslümanların insanlığa yapacağı en büyük hizmet, İslami kaynaklara dönüp Müslüman ilim adamlarının kuruculuğunu yaptığı ilimleri geliştirmektir. Bu durum, güneş misali insanlığı aydınlatacak, yaşanmaya değer hayatın ne olduğunu ortaya koyacaktır. Huzur ve barışın hasretini çeken dünyanın buna şiddetle ihtiyacı vardır.
Önce, Müslümanların aşağılık kompleksinden kurtulup kaynaklara yönelmesi gerekmektedir. Bu sebeple, muhterem Erbakan'ın "İslam ve İlim" konferansının güzel bir dizaynla yeniden basılmasını teklif ediyorum. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı 1971'de İsmail Hakkı İzmirli'nin "İslam Alimleri İle Garb Alimleri Arasında Mukayese" adıyla çok önemli bir çalışmayı yayınlamıştı. Bu eserin daha sonra yeni baskısı yapılmadı. Gerek Diyanet'in, gerekse özel bir yayınevinin bu eseri yeni bir dizaynla basmasının büyük bir hizmet olacağını düşünüyorum.
Hindistan'ın önemli ilim adamlarından Hasan en Nedvi'nin "Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti?" başlıklı bir eseri var. IIFSO Yayınları içinde yer alan bu kıymetli eserin Türkiye'de de basılması, insanların ufkunun açılmasına vesile olacaktır.
İlim olmadan hiçbir hayırlı işi hedefine ulaştırmak mümkün değildir. Alemin nizamı ilimle olur: "Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derece bakımından yükseltir." (Mücadele, 11)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




