İnsanlığın hikâyesi, bizim hikâyemiz yazmakla bitmez; ilk insan Hazreti Adem'in dünya serüveni ile başlar, kıyamete kadar sürer gider... Önemli olan insanlık tarihindeki bazı yanlışların tekerrür etmemesi için bu insanlık hikâyelerinden ibret/ders almaktır ama ibret alınmadığı sürece aynı hikâyeler tekerrür eder gider... Aynen aşağıdaki gerçek hikâye gibi...
Bu ibret alınası ilginç ve gerçek hikâyeyi on gün önce Hüsnü Mahalli yazdı; aynen aktarıyorum: Libya ile ilgili çok hikâye duyuyorsunuz ve duyacaksınız. Ama en ilgincini şimdi anlatacağım. Abdülhakim Bilhac, Libyalı bir vatandaş. Dini bütün olan bu insan komünist Sovyetler'e karşı savaşmak üzere 1988'de Afganistan'a gider ve Kaide'ye katılarak orada 5 yıl kalır. Bin Laden ile ideolojik anlaşmazlığa düşen ve Batı ile fazla düşmanlığa gerek olmadığını söyleyen Abdullah Azam (Bin Laden tarafından Batı'nın ajanı olmakla suçlandığı ve öldürüldüğü söylenir) ile kişisel dostluk kuran Bilhac 1993'te ülkesi Libya'ya döner ve CIA ile İngiliz İstihbarat örgütü MI6'dan aldığı yardım ve destekle yandaşlarını örgütlemeye başlar. Örgütünün adı da İslâmcı Silahlı Mücadele Cemaati. Adamlarını gizlice Kaddafi'ye bağlı devrim komitelerine sokan ve silahlı eğitim almalarını sağlayan Bilhac kısa bir süre içinde Bingazi bölgesinde güçlenir. Ancak Kaddafi durumu anlar ve 1995'te örgüte büyük darbe indirir. Bilhac ve adamları kaçar. Bilhac'ın birçok yandaşı Londra ve Paris'te karargah kurar. Bilhac ise aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkede dolaştıktan sonra Malezya'da yerleşir ve Kaddafi yönetimine karşı mücadelesine oradan devam eder. Ama CIA ve MI6'nın bilgisi ve desteğiyle. Ancak 2003'te Irak işgal edilince Kaddafi sıranın kendisine geleceğini düşünerek hemen ABD ve Batı ile flört etmeye başlar. Bu flörtü oğlu Seyfelislam ve istihbarat şefi ki sonra dışişleri bakanı oldu, Musa Kusa üzerinden devam ettirir. Kusa Batılılara bildiği her şeyi anlatır, onlar da Kaddafi'ye yardım etme sözü verir. Kısa sürede Batı ile Kaddafi arasındaki tüm sorunlar çözülür ve Kaddafi bir zamanlar maddi ve manevi destek verdiği ve aralarında IRA, ETA, Kızıl Tugaylar ve benzeri tüm örgütlerle ilgili her şeyi Batlılara anlatır. Seyfelislam ise ülkesinde reform sözü verir. Bunun üzerine CIA ve MI6 Libya muhaliflerini tek tek yakalayarak Kaddafi'ye teslim etmeye başlar. 2004 sonunda Malezya'da yakalanan Bilhac, CIA tarafından işkence gördükten sonra Libya'ya teslim edilir. Musa Kusa'nın adamları işkenceye devam eder ve Bilhac'ı zindana atar. Bu arada Kaddafi Batılı başkentleri dolaşarak yeni dostluklar kurar ve muhaliflerinden kurtulma çabasına girer. Oğlu Seyfelislam ise Batılı başkentlerin de desteğini alarak reform adımlarını hızlandırır ve samimiyetini kanıtlamak üzere Mart 2010'da tutuklu muhalifleri serbest bırakmaya başlar. Bırakılanların başında da Bihac ve onun gibi radikal İslâmcı 700 kişi vardı. Serbest kalan Bilhac hemen dolaylı da olsa eski dost-düşman CIA ile ilişkiye geçer ve yeniden yardım ve desteğini sağlar. Nasıl olsa bu kez Musa Kusa'nın istihbarat elemanları kendisini rahatsız etmeyecekti. Çünkü Musa da el altından CIA ve MI6 ile işbirliği yapmaya başlamıştı. Nitekim ayaklanma başladığında Libya'dan kaçan ve Londra'ya sığınan ilk önemli kişi Musa Kusa idi. İkinci kişi ise bir zamanlar Kaddafi'nin savunma bakanı olan Halife Hafter idi. Hafter şimdi muhalefet kuvvetlerinin komutanı! Bilhac ise ayaklanma başladığından itibaren çok önemli görevler üstlendi ve başkent Trablus'taki askeri direnişi örgütleyerek Kaddafi'nin karargahı El-Aziziye'ye giren ilk kişiydi! Bilhac şimdi binlerce silahlı yandaşı ile birlikte kendisini serbest bırakan ve onunla yan yana poz veren Seyfelislam ve babası Muammer Kaddafi'nin peşinde, hem de CIA ve MI6 ajanlarının yardımı ile; ülkesine demokrasi ve özgürlük getirmek için! Bakalım yüzde yüz gerçek olan bu hikâyenin ikinci bölümünü ne zaman yazarız. Unutmayalım ki Batı'nın yarattığı Kaddafi 42, Mübarek ve Bin Ali 30 yıl iktidarda kaldıktan sonra sırları ortaya çıktı. Bilhac ise siyaset yolunda 23 yıl önce (1988) yürümeye başlamıştı...
Yedi gündür yedi yazı ile anlattığımız insanlığın hikâyesi yani bizim hikâyemiz, işte böylesine ilginç ve gerçek hikâyeler üzerine bina ediliyor; iyi anlayıp gereğini yapalım...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



