Türkiye ileri demokrasiye kavuşmak istiyorsa mutlaka kitlelerin örgütlenmesi için uygun zeminler hazırlamalı, örgütlü grupların her düzeyde yönetime katılmasının önünü açmalıdır.
Örgütlü toplum, kendi hakkının, hukukunun takipçisidir. Kamu yöneticilerini denetleyecek, eksiklikleri ortaya çıkartacak, daha iyisinin yapılması için yol gösterecek mekanizma oluşturulursa, siyasi ahlaka uymayan pek çok davranışın önüne geçilebileceği gibi daha şeffaf ve verimli bir çalışma da ortaya konulabilecektir.
Toplumun örgütlenmesi aynı zamanda yerel siyasetin yaygınlaşmasını ve etkinliğini artıracak, kadınların ve gençlerin siyasette daha fazla söz sahibi olmasını da sağlayacaktır. Kitleler kendi fikir ve inançları etrafında örgütlenirlerse, hiçbir kısıtlamaya ve yasaklamaya maruz kalmadan kendilerini ifade edebilirlerse, özgürlüğün lezzetini tadarlarsa, ortaya çıkacak güçbirliği ve sinerjiden Türkiye'nin gelecek vizyonu için çok yararlı yol haritaları elde edilebilir.
Türkiye'de ileri bir demokrasinin kurulabilmesi için kuvvetler ayrılığı ilkesi tam manasıyla hayata geçirilmeli; yasama, yürütme ve yargı erkleri demokratik denetimle pekiştirilmelidir.
Türkiye'de demokrasi kültürünün artması ve demokrasinin kurumsallaşması için medyaya da önemli görevler düşmektedir. Kamu gözcülüğü yerine, siyasal elitlerin ya da çıkar gruplarının gözcülüğünü/sözcülüğünü yapan medya yapılanmaları, demokratik toplumlar için büyük tehlikedir. Kamuoyunu bilgilendirme görevi bulunan medya, yaptığı haber ve yorumlarla aynı zamanda kamuoyu kanaatlerini de oluşturuyor. Medya eğer toplumu hukuk, adalet, eşitlik, insan hakları gibi evrensel değerler perspektifinde bilgilendirme ve yönlendirme görevi yaparsa, ileri demokrasi için çok stratejik bir katkı sağlamış olur. Ama bunların yerine toplumsal ayrışmayı körükleyen, ideolojik ve yandaş yayınlar yapmayı seçerse, demokratikleşmenin önündeki en büyük engellerden biri haline gelir.
İleri demokrasinin en hayati unsurlarından biri de sivil toplum... Dernekler, sendikalar, vakıflar, üniversiteler mutlaka ülke sorunlarına duyarlı olma vizyonuna sahip olmalı, kendi ideolojik bakış açılarını aşarak uzlaşmacı ve hoşgörülü davranmayı başarmalıdır. Böyle bir anlayış, ileri demokrasinin tesisinde gerekli olan toplumsal barış için çok büyük bir değer taşımaktadır.
Demokrasinin yerleşmesini engelleyen ve halkın demokrasiye olan bağlılığını azaltan etkenlerin başında yer alan ekonomik zorlukların giderilmesi de, ileri demokrasiye kavuşmak için gerekli olan temel şartlardan birisidir. Refah düzeyi düşük, geçim sıkıntısı çeken, aç ve açıkta olan insanlar, demokrasi taleplerini seslendiremeyeceği gibi demokrasinin gelişmesi için çaba da harcayamayacaktır.
Demokrasi ile kalkınma arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ekonomik bakımdan gelişmiş ülkelerin hemen hepsinin istikrarlı bir demokrasiye de sahip oldukları gerçektir. Aynı zamanda demokrasisi sıkça kesintiye uğrayan ülkelerin hemen hepsinin de ekonomik açıdan çok geri kalmış, gelişmemiş oldukları da başka bir gerçektir.
Demokrasi anlayışının gelişmesi için eğitim de şart. Eğitim ve öğretim kurumlarında demokrasi kavramına daha fazla yer verilmesi, bireylerin çok daha küçük yaştan itibaren bu yönde eğitilmesi toplumun zihninin hazırlanması açısından yararlı olacaktır.
Bütün bu yapılması gereken ödevlerin yanı sıra belki de en önemlisi, kaybettiğimiz sevgiyi ve saygıyı yeniden toplum olarak nasıl inşa edeceğimiz sorusudur.
İleri bir demokrasi için kağıt üzerinde bütün gerekli düzenlemeleri yapabilir, tüm koşullarını yerine getirebiliriz.
Ama birbirimizi sevmedikçe ve birbirimize saygı göstermedikçe; içinde huzur, barış, kardeşlik, adalet olan demokratik bir toplum olamayız.
Türkiye'nin ileri demokrasiye kavuşması için kafa yoran herkesin toplumun çimentosu olan sevgi ve saygıyı yeniden hayatımıza kazandırmak için çaba harcaması kaçınılmazdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



