milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu

19 EYLÜL 2010
PAZ 02:45

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Allah'ın dini geçmişte ve günümüzde cahillerden çok çekti ve hâlâ da çekiyor. Son yıllarda da "akademisyen" etiketli kişiler katıldı bu kervana... Bundan böyle "akademisyenler", Allah'ın dinine çok sıkıntı çektireceğe benziyorlar. Ne yazık ki onların tahribatı cahillerinkinden daha vahim olmaktadır. Çünkü, pek çok akademisyen Hz. Peygamber'in sünnetini ve "sünnetullah"ı devre dışı bırakarak Kur'an âyetlerini kişisel anlama ve anlamlandırmaları doğrultusunda "Allah'ın dini" diye sunuyorlar. Elbette burada gerçek âlim-akademisyenleri böyle bir yaklaşımdan tenzih ediyorum.

"Üç beş kelime" bilince her şeyi anladıklarını iddia etmeye başlayarak, "belli bir alan bilgisi"yle bütün sorunları çözdükleri veya çözecekleri vehmiyle boylarından büyük laflar etmeye, geçmişte denenmiş "rasyonelleştirme"nin gölgesine sığınıyorlar. Akıllarınca, Kur'an'ı bu zamana kadar kimse anlamamış da sadece kendileri anlamaktadırlar! Kendilerini, bulunmaz hint kumaşı sayarak ümmet-i Muhammmed'e gönderilmiş bir lütuf olarak sunuyorlar. Bu yüzden de müslümanlarla müthiş bir iletişimsizlik yaşıyorlar.

4 Eylül 2010 Cumartesi akşamı, bir televizyon kanalında Kadir gecesi arefesinde "halkı bilgilendirme ve aydınlatma" faslından olsa gerek ki din odaklı bir program yer aldı. Ortada "U" şeklinde bir masa, masanın bir ucunda programın sunucusu, onun yanında programın konuğu, masanın diğer tarafında da her konuda söyleyecek bir şeyleri bulunan programın kadrolu mankenleri vardı. Arkada ise "beş imam"dan oluşan bir ilâhi korosu yer alıyordu.

Programın konuğu İstanbul Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'inden bir profesördü. Adının başındaki unvanlar yetmediği için, "akademisyen" olduğunu da mutlaka vurgulamak gerekiyor. Zira gerek bu şahıs, gerekse benzer konumdaki diğer kişiler söylediklerini kuvvetlendirmek ve de karşılarındakiler üzerinde "bilimsel baskı" kurmak için, konuşmalarında sıkça "bir akademisyen olarak..." demeyi özellikle tekrarlamayı ihmal etmiyorlar. Sanki, söylediklerinin cılızlığını unvanlarının gücüyle ispatlamaya çalışıyorlar.

"Akademisyen profesör", "Küçük dağları ben yarattım" görüntüsüyle masada yerini alırken, daha işin başında çatık kaş, asık surat ve tepeden bakan tavrıyla kendini, çevresinden ve televizyon başında dinleyenlerden soyutluyordu. Onu dinlerken, bir "ilâhiyat profesörü" olmasına rağmen söyledikleriyle zihinsel ve ruhsal iletişim kurmam mümkün olmadı. Sorulara verdiği aykırı cevaplarla hem soranları hem de dinleyenleri şaşırtmaya çalışıyordu. Pedagoji kurallarını alt üst edercesine, meşhur olarak bilinenlere ve orada dile getirilen her şeye karşı çıkıyor, çok bilmişlik edasıyla cevap verirken de, "Ben söylemiyorum, Allah böyle söylüyor" diyerek kendi anlama ve anlamlandırmalarını Allah'ın bildirdiği mutlak doğrular olarak O'na mal etmeye çayışıyor, güya dinleyenleri bilgilendiriyordu!

"Akademisyen profesör"ün üslûbunda dinleyenleri ikna etmek gibi bir derdi asla yoktu. Anlattıklarını "işinize gelirse!" agresifliği içinde sunarken, "İster al ister alma!" hoyratlığı ile de müslümanların yaptığı her şeye "şirk" damgasını vuruyordu. Hiçbir programda görülmeyen bir biçimde, "imam koristler" olup bitenlere dayanamayarak "akademisyen profesör"ün sözlerine müdahale etmek zorunda hissettiler kendilerini... Program, programın aslî kişileri dışına çıktı, koro üyeleriyle "akademisyen profesör"ün arasında cereyan etmeye başladı.

Bu arada, programa telefonla müdahil olan bir başka ilâhiyat profesörünün de, "akademisyendaş"ına arka çıkma gayretkeşliği içinde, koristlere hadlerini bilmelerini söyleyerek, "Karşınızda bulunan kişi bir akademisyen, ona itiraz edeceğinize, dinleyip istifade ediniz" mealli çıkışı ile "imam koristler"i hizaya getirme gayreti, programı hedefine ulaştıran ve sunucusunun büyük keyif almasına sebep olan bir tavırdı.

"Akademisyen profesör" tarfından, koristlerin okuduğu, hatta diğer bütün ilâhilerin, bu arada Süleyman Çelebi'nin Mevlid'inin sözlerinin bile şirkle dolu olduğu, dolayısıyla bunların söylenmemesi ve dinlenmemesi gerektiği "bilimsel yargısı" dillendiriliyordu.

Ayrıca, Hz. Ömer tarafından kurumsallaştırıldığı herkesçe bilinen ve ramazan ayında kılınan teravih namazı için, Hz. Peygamber'in hayatında bu namazı hiç kılmadığını, dolayısıyla Müslümanlık'ta böyle bir namazın olmadığını söylemesi de, onun bu sözleri söylediği sırada teravih namazı kılmakta olan müslümanları cürm-i meşhût halinde yakalıyordu. "Akademisyen profesör"ün konuşmasına ve televizyon ekranında imamlarla giriştiği tartışmaya sonuna kadar tahammül edemedim, sinirlerimi daha fazla yıpratmamak için televizyonu kapatmak zorunda kaldım. Ama onun şirk dediği, peygamber âşığı merhum Ali Ulvi Kurucu'nun sözlerini yazdığı, "Sevdim seni mabuduma" ilâhisini camide teravih namazı arasında dinlediğimde yakaladığım imanî şevki, hazzı ve heyecanı, onun din adına yaptığı konuşmada hiç mi hiç tadamadım.

"Akademisyen profesör"ün söyleminde, yoğun bir biçimde akla müracaat vardı, fakat gönül hiç yoktu; çakıl taşlarıyla dolu bir yolda gider gibi takur tukur ilerleyen konuşmasında, Allah'ın âyetlerini aklıyla anlamlandırıyor fakat bunlardan gönlüne hiçbir şey yansımıyordu. Dolayısıyla gönüllere de giremiyordu. İslâm'ın imanının öncelikle bir gönül meselesi olduğunu bilmek ve görmek gerekir. Muhterem bir zatın söylediği gibi, "Sen aklı terket, akıl akılsızlara gerek" sözünü hatırladım. Elbette buradan akılsızlık çıkmaz, fehmetme meselesidir önemli olan...

Geçen gün, akılcı yaklaşımlarıyla tanınan, "gönlü, aklına yeni gelmiş" bir ilâhiyat profesör, "Keşke Ahmet Hamdi Tanpınar'ı öğrenciliğimde tanısaydım" diyordu. Bu sözleriyle şiir okumadan, roman okumadan, hikâye okumadan "duygusuz" din âlimi olmanın eksikliğini ifade etmeye çalışıyordu.

Mâlumdur ki ruhsal iletişim, toplumsal iletişimin temelini oluşturur. Din mâneviyattır. Mâneviyat yani gönül olmadan dinin kapısını aralamak zordur dostum! Bütün müslümanların gönlünü yıkarak / kırırak din âlimliği olmaz diye düşünüyorum.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 19.09.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: dr, ihsan, alperen,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • her kelimeniz dogru, fakat

    sa,

    Muhterem agabeyimiz yazinizi begenerek okudum...altina imzami atiyorum, cok tesekkür ederim. Fakat ilahi, kaside ve benzeri seylerelede bu insanlar cok uyuttuk....Müslüman camiye geliyor bir yanik sesli hafiz efendi bir kaside okudumu veya bir asir okudumu hüngür hüngür agliyor...ama o ilahinin ifade ettigi manayi, kasidenin ifade ettigi manayi ve okunan kuranin izahini en azindan manasini okudugun zaman, ne agliyor ve ne de bir heyecan duyuyor...aksine kasidenin, ilahinin ve kuranin icerigini duyunca küplere biniyor ve kiziyor....netice bu oluyor...

    hakkimiz | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 20 Eylül 2010 00:23

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Dr. İhsan Alperen

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Necip Fazıl ve sigara
    2. İntikam
    3. Şehir tiyatroları üzerinden oynanan "tiyatro" ve "su"yun devrimi
    4. "Muhafazakâr"a bak!
    5. Düğün konuşmaları!
    6. Mazlumların gözyaşlarını Terkos suyu mu sandınız?
    7. Tuzak var!
    8. Vedalar geldi aklıma!
    9. Dershaneler
    10. Türkân Saylan adı
    1. Sömestr tatili, dinlenmek ve hobiler geliştirmek için büyük bir fırsat
    2. Aristokrat olunur mu?
    3. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    4. Şehvet kuyusu
    5. Dogma
    6. “Sıralardaki Heyecan”dan
    7. İlâhiyat Fakültesi Camii’nde bayram namazı
    8. Din ve hayat
    9. Kim anlar bizim halimizden?
    10. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    1. Yürüyüşüm değişti
    2. Bir müdür tanıdım!
    3. 'Eyvah! O da mı kötü yola düştü?'
    4. Evet mi hayır mı?
    5. İlâhiyatçı akademisyenlerin din sunumu
    6. Hangi mezheptensiniz?
    7. Millî Eğitim’in bayramda öğretmenevi zulmü...
    8. Din Adamı mı?
    9. Gücüme gidiyor!
    10. İkna Yöntemleri: “Zor kullanmak , para ile satın almak ve inandırmak”
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    2. Hac kuraları yarın çekilecek
    3. "Mevsim normalleri" şeftaliye yaradı
    4. Dünya İslam Alimleri Birliği, katliamı kınayan bildiri yayımladı
    5. ABD'li öğretmen Müslümanlığı seçti
    6. "Engelli doğurdu" diye terk edilen kadına, polis sahip çıktı
    7. Türkiye'nin Gül Bahçesi'nde hasat mevsimi
    8. Hula katliamının tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlattı
    9. "Kürtaj, bir insanlık suçudur"
    10. Eski elektronik eşyalar geri kazanılacak
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Ya Allah!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek