Haksızlık karşısında susan elbette 'dilsiz şeytan'dır..
Bu köşede yer elverdiği ölçüde haksızlığa uğrayanların, mağdurların, ezilenlerin, özgürlükleri ellerinden alınanların sesi olmaya çalışıyorum.
'Yok mu benim sesimi duyuracak!' diye feryat edenlerin tercümanı olmaya özen gösteriyorum.
Geçen yazımda atanamayan öğretmenlerin Taksim'de düzenledikleri mitingi izlediğimi belirtmiş, "Miting keşke sadece sol kesimin boy gösterdiği bir tablo sergilemeseydi..Daha etkili olurdu..' şeklinde bir de gözlemimi aktarmıştım..
Atanamayan öğretmenler bu temennimi adeta mesaj bambardumanına tuttular..
Bugün bu mesajlardan ikisine yer vermek istiyorum;
"Adnan bey, Milli Gazete'deki yazını okudum. Ben ataması bir türlü yapılmayan veya atanamayan ve 10 yılı aşkın bir süredir atama bekleyen bir tarih öğretmeni adayıyım.
Yazınızda CHP'lilerin Taksim'deki mitinge geldiğini ama diğer partilerin ve Sağ kesimden sivil toplum örgütlerinin gelmediğini yazdınız. Zaten her nedense siyasetçiler "atanamayan öğretmenler" konusuyla ilgilenmiyor. O sivil kuruluşlar da her halde "ucu hükümete dokunuyor" diye hiçbir zaman bu konuda ciddi bir duruş göstermediler.
Hatta KPSS'de kopya skandalları, şifre skandalları patlak verdi... Ama iktidarı destekleyen sivil toplum kuruluşları ne KPSS'deki kopya skandalları konusunda ne de atanamayan öğretmenler konusunda ciddi bir duruş sergiledi.
Onların olmadığı yerlerde CHP gelip boşluğu doldurdu.
Ben bir öğretmen adayıyım, hakkı yenmiş bir öğretmen adayı..
Yıllardır KPSS sınavlarına girdim. En fazla 74.3 alabildim bu puan atanmam için yeterli değil ama başka adaylar, başka branşlarda benden daha düşük aldıkları halde atanıyorlar. Ben 74 alacağım ve atanamayacağım ama başka bir branştan bir aday 40 alacak hatta daha düşük alacak ve atanacak!
Adalet mi bu!
Her nedense iktidar yanlıları bu olayı görmezden geliyor.
Bu ülkede generaller bile dinleniyorsa, darbecilerin planları bile ortaya çıkarılıyorsa neden hâlâ şu kopyacılar şifreciler bulunmuyor?
Benim yaşım 36, şurada birkaç KPSS hakkım daha kaldı..
40 yaşına kadar atanamasam benim hakkım, atanma hakkım bitiyor..
Unutmayın benim gibi bu ülkede 300 bin öğretmen adayı var!
Saygılarımla... 10 yıldır atanamayan bir tarih öğretmeni adayı.." (YUSUF ÇİLEK)
"Ben Şafak öğretmenin (Atanamayan Öğretmenler Platformu'nun kurucularından, atanamadan kemik kanseri nedeniyle hayatını kaybeden Şafak Bay A.Ö.) abisiyim. Yazınızda ataması yapılmayan öğretmenler ile ilgili yazdığınız bizi üzdü.
Kişisel olarak beğenelim beğenmeyelim tüm sendika ve partilere (elden geldiği ölçüde ama özellikle sağ sol dengesini kurmaya çalışarak) gidiliyor.
Facebook dahil her yere yazılıp haber veriliyor.
Sokaklarda insanlara dertler anlatılıyor.
Sağ görüşlü daha muhafazakar olan insanlar biraz daha çekingen bu konuda. Bence bu konuyu işlemelisiniz.
16 öğretmen intihar etti, fazlası etmemeli artık.. (UFUK BAY)
Arap Camii 2. Ayasofya mı olacak?
İstanbul'da ezan sesinin ilk yükseldiği Karaköy'deki Arap Camii ile ilgili oldukça önemli gelişmelerden özetle şöyle bahsetmiştim; "Kazılarda Hristiyanlığın ilk dönemlerine ait mezarlar, freskler ve orijinal yazıtlar bulunmasının ardından Arap Camii İmamı ilginç bir şekilde 'emekli' oluyor. Şimdi sıkı durun; birkaç aydan bu yana girişi yasak olan Arap Camii'ne yeni bir imam ataması da yapılmıyor. Küçücük mescitte sadece müezzin hizmet veriyor.
Neden?
En baştaki bilgiyle bu gelişmeyi yan yana koyduğunuzda ortaya nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
Zaten butik oteller bölgesi olması kararı verilen Karaköy-Perşembe Pazarı'ndaki Arap Camii tamamen kapatılarak müze haline mi getirilecek?"
Yıllardır cami olarak hizmet veren Ayasofya Camii de müze haline getirilmedi mi?
Arap Camii yoksa 2. Ayasofya mı olacak?
Maşallah, yetkililerden 'tık' yok.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile öteki makamlar suspus.
Bunu neye yormak lazım?
Sükut ikrardan mı dersiniz?
Fatih Terim'in mafya ve susurluk bağlantıları var mı?
O aslında hep İmparator'du...
Görevde olsun ya da olmasın her dem gündemde..
Demirelvari gerdan kırışları, maçlar sırasında herkesin ilgisini çeken hareketleri, kabul edin etmeyin futboldaki başarıları, spor-politik duruşu O'nu hep bir numara yaptı...
Şimdi, -benim de kendimi bildim bileli sempatizanı olduğum- Galatasaray'ın yine ve yeniden teknik direktörü...
Fatih Terim'den söz ediyorum.
Star yazarı Nasuhi Güngör'ün Twitter'de, "Türkiye'deki Terim sevgisi Demirel-Ağar döneminden artakalan bir alışkanlıktır. Bitti, bitmek zorunda... Terim karizması? Evet eksik olur, mafya ve Susurluk ilişkilerini de eklemeliyim. Asıl mesele Terim'in futbolcuyu ifsad eden tarzı..." görüşleri dikkatimi çekti...
Tamam, Susurluk skandalında adı ağırlıklı olarak geçen, bu davadan yargılanan eski İçişleri Bakanlarından Mehmet Ağar'ın Fatih Terim'le yakın aile dostluğu biliniyor...
Tamam, Ağar'ın Galatasaray Kampı'na kadar gelerek Terim ve futbolcularla samimi fotoğrafları da basına yansımıştı...
Terim belki Demirel'e karşı bir sempati de besliyor olabilir...
Ama tüm bunlar Fatih Terim'im Susurluk skandalı ile ilişkili olduğunu gösterir mi?
Sadece soruyorum, bilmediğim için...
Biri yazsa da öğrensek
Adeta yerden bittiler...
Geçtiğimiz Çarşamba akşamı İstiklal Caddesi'nde yürürken yağmur birden bastırdı!
Kalabalık birden çil yavrusu gibi dağıldı..
Ve bir şey dikkatimi çekti;
Birden 'Baya, bayana' diye bağıran, her iki metrede bir baş gösteren kişiler ortaya çıktı..
Şemsiyeciler!
Siz ne zaman geldiniz, o zamana kadar neredeydiniz?
"Bu da heralde İstanbul'un gizemlerinden biri.." diyerek yoluma devam ettim...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



