İnsan, birlikte yaşadığı toplumun sembollerini, temel değerlerini ve bu değerlerin kendisiyle başkaları arasında oluşan ilişkilerdeki ifade biçimlerini öğrendiği hayat boyu devam eden süreç olarak adlandırılan sosyalleşmenin içinde yer alabilmesi için dil denilen değeri iyi bilmesi ve kullanması gerekir.
İnsanlararası ilişkilerde dil nasıl olmalıdır? diye bir soru sorulduğunda, toplumda geçerli olan dilin, “çok iyi” kullanımının da, “çok kötü” kullanımının da dışında yer alan, toplumun bilinç altında saygınlık taşıyan, yöresel ayrılıklar içermeyen, yaygın, ortalama, olağan bir kullanım söz konusu edilmelidir.
Düşünceleri açıklamanın birçok yolu vardır. Öncelikle yapılması gereken, söylenecek veya bildirilecek şeylerin zihinde oluşturulmasıdır. Zihinde oluşturulan şeyleri iyi bir dille ifade etmek gerekir. Birçok kişi bir yazı kaleme almak istediği zaman, ne yazsam diye düşünür. Bir paketin içine konulacak şeyleri tam olarak bilmeden paket yapmaya başlamak ne kadar güç ise, zihinsel kurgusu hazırlanmadan yazmak da o kadar güçtür.
Yazı dili daha bir titizlik ister. Yazılı dilde cümle ve kelimelerin kullanılışında, yazılışında hata ve tekrar olmamalı, kullanılan kelimeler herkes tarafından anlaşılmalıdır. Tanıtma mesajlarının anlaşılabilmesi ve etkili olabilmesi için hedef kitleyi bilmek ve özelliklerini öğrenmek, halkla ilişkilerin temel sorunlarından biridir.
Hedef insanlara ulaşabilmek için hangi dili kullanacaksınız? Mesajınızı onların kültür düzeylerini de göz önüne alarak vermek durumundasınız.
Ekonomik ve sosyal olaylar, insan ilişkileri konusunu etkiler ve toplumdaki her yenilik, bu alanda bir gelişmeye yol açar. İnsan ilişkilerinin varoluş sebebi halkı, bir başka deyişle kamuoyunu şu ya da bu konuda etkilemek, ele alınan konuda onun desteğini, güvenini kazanabilmektir.
İnsanlara bir şey yaptırabilmek için, “zor kullanmak, para ile satın almak ve inandırmak” gibi üç yöntemden söz edilir. İnsan ilişkileri alanının kullandığı yol, üçüncü yoldur: İnandırmak.
Tanıtımda ve insan ilişkilerinde insanın fıtrî özelliklerine de dikkat etmek gerekir. Aykırı şeylerin geri tepeceğini düşünerek hareket etmek başarı için ön şarttır. Madem ki insanlar mutlu edilmek isteniyor, öyleyse mutluluğa giden yolda olumsuzluklara mümkün olduğunca yer verilmemelidir.
Bazı insanlar çok seçenekliliğin farkındadır. Karşılaştırma yapabilmeleri için tercih sebebi olabilecek özellikleri onlara sunabilmeliyiz. İşte böyle bir durumda, “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkaracaktır.”
Bilindiği gibi konuşma insanın bir dili öğrenmesiyle mümkün olur. Dil ise belirli anlamları olan kelime dediğimiz sembollerle, cümle yapısına yardımcı olan dil bilgisi kurallarından meydana gelir. Haberleşmede karşımızdaki hedefe gönderdiğimiz ve ondan aldığımız mesajın hazırlanması, dilin öğrenilmesiyle mümkün olur.
Sağlıklı bir haberleşme, düşüncenin iyi ifade edilmesine dayanır. İfade, kullandığımız kelimelerin anlamlarıyla yakından ilişkilidir. Anlam aslında kelimelerde değil, onu kullanan insanlardadır. Aynı kelimeyi kullanan iki insan, farklı anlamları ifade ediyor olabilir. Bir toplumun herhangi bir kelimeye verdiği anlam ile, başka bir toplumun aynı kelimeye verdiği anlam farklı olabilir.
***
İletişimin en etkin yöntemi ikna etmek ve inandırmaktır... Medenî insanın başvuracağı tek yol budur. “İkna odaları” kurarak medenî olunmaz.
Bünyesinde birçok İlâhiyat ve İletişim fakültesi barındıran ve bilimsel kurumların başı olduğu var sayılan YÖK başkanının meslek liseleriyle, başörtüsü ve Kur’an’la ilgili açıklamalarını (22.06.05, basın) hangi bilimsel mantık ve iletişim yöntemiyle bağdaştığını;
Yaz tatili dolayısıyla camilerde açılan Kur’an kurslarıyla ilgili televizyon ve gazetelerde yer alan haber ve yorumları lütfen bir de bu gözle değerlendiriniz.
Akşam televizyon haberlerini izlediğinizde ve günlük gazetelere baktığınızda, toplumda olup bitenler konusunda kullanılan dil, üslûp ve yöntemler sizi ikna ediyor mu?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



