milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

İkna ekibi İran için devrede

17 EKİM 2011
PZT 00:35

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Tarih 5 Şubat 2003.

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Kurulu'nda kürsüye elinde küçük bir 'şarbon' şişesiyle çıkıp, Irak'ın neden işgal edilmesi gerektiği konusunda dünya kamuoyunu ikna etmeye çalışıyor.

Konuşmasından üç gün önce koltuğunun altına sıkıştırılan dosyada yeralan sözde belge ve fotoğrafları elinde sallayıp, "Saddam'ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu, El Kaide'ye destek verdiğini, 11 Eylül saldırısında Saddam'ın parmağı olduğunu" iddia ediyor.

İşte Powell'ın dün yapmış gibi hatırladığımız konuşmasından birkaç cümle:

"Geçtiğimiz sonbaharda bizler bu konsey odasında 1441 no'lu kararı tartışırken, haber alma kaynaklarından öğrendiğimize göre, Bağdat'ın hemen dışında bir füze tugayı, biyolojik madde içeren roketatar ve savaş başlıklarını Irak'ın batısında çeşitli yerlere dağıtıyordu"

* Irak'ın elinde, biyolojik madde üreten bu mobil fabrikalardan en az yedi tane olduğunu biliyoruz.

* Saddam Hüseyin'in biyolojik silahlara sahip olduğuna ve kısa sürede daha fazlasını ve çok daha fazlasını üretme becerisine sahip olduğuna şüphe yok. Ayrıca bu öldürücü zehirleri ve hastalıkları kitle ölümlerine ve yıkıma neden olacak şekilde yayma becerisine de sahip.

* Yaptığımız ihtiyatlı tahminlere göre, Irak bugün 100 ila 500 ton arasında kimyasal madde stokuna sahip. Bu, 16 bin savaş füzesini doldurmak için yeterlidir.

* Saddam Hüseyin, Afrika'dan büyük miktarda uranyum aldı. İstihbaratımız Saddam'ın nükleer silah yapımı için gerekli alüminyum tüpleri edinmeye çalıştığını gösteriyor.

* Kitle imha silahlarına sahip olduğunu inkar eden Irak, terörü desteklediğini de inkar ediyor. Bunların hepsi yalan."

Aynı günlerde Powell'ın yardımcısı Wolfowitz de ülkemize yaptığı ziyarette, benzer bir dosya ile Türk sivil ve askeri yetkilileri ikna etmeye çalışıyordu. Başardılar da. Ziyaretin hemen ardından görüştüğüm bir AK Partili yönetici, "Siz ikna oldunuz mu?" şeklindeki soruma, "Evet ikna oldum!" karşılığını vermişti. Saddam'ın elinde kitle imha silahı olduğu ve teröre destek verdiğine o kadar inanmışlardı ki, tezkerenin Meclis'ten geçmesi için yoğun bir çaba sarfettiler.

Elinde "sağlam" deliller olduğunu iddia eden ABD, dünya kamuoyunu ikna ederek Irak'ı işgal etti. Sözde özgürlük getirme adına yapılan işgal 2 milyon Müslüman'ın canına maloldu. Irak fiilen üçe bölündü. İşgal sürüyor, kan akmaya devam ediyor.

İşgalin hemen ardından 2003 yılında Iraq Survey Group kuruldu. 1500 kişi Irak topraklarını karış karış araştırdı. 30 Eylül 2004'te açıklanan Duelfer Raporu ile gerçek tüm dünyaya duyuruldu: Irak'ta nükleer ve kimyasal silah olduğu, Saddam'ın El Kaide'ye ve 11 Eylül saldırısına destek verdiği koskoca bir "yalan"dan ibaretti.

BM'de yaptığı konuşmayı hayatının en utanç verici anı olarak nitelendiren Powell, "Bana istihbarat bilgileri o konuşmadan sadece 4 gün önce ulaştırıldı. Ben de elimdeki verilere göre bir konuşma hazırladım. İstihbarata inandım. Ancak daha sonradan anladık ki verilen bilgiler hatalıydı, üzerinde oynanmış ve gerçek olmayan bilgilere dayanıyordu." itirafında bulundu.

Arkasından itiraflar çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Sahte belge ve bilgilerin kaynağının "Curveball" kod adıyla tanınan Irak'lı muhalif Cenabi'nin olduğu anlaşıldı. Cenabi, gazeteye yaptığı açıklamada mobil biyolojik silah kamyonları ve silah üreten fabrikalarla ilgili hikayeleri uydurduğunu söyledi.

ABD'nin Irak'ı hangi yalan senaryolara dayanarak işgal etiği üzerine bugüne kadar onlarca kitap yazıldı. Tony Blair'den Condolezza Rice'a savaş çığırtkanlığı yapan birçok isim, kitle imha silahı iddialarının asılsız olduğunu itiraf etti.

2003'te Saddam'ın insanlık için büyük bir tehlike olduğuna ikna edilen Türkiye, yeni bir ikna kuşatması ile karşı karşıya. ABD şimdi de İran'ın büyük bir tehdit olduğu konusunda bir dizi ikna hamlesi başlatmış durumda. Son aylarda ABD'den Türkiye'ye resmi ziyaret trafiğinde anormal bir yoğunluk yaşanıyor. Eski CIA Başkanı Panetta, Dışişleri Bakanı Clinton, CIA'nın yeni patronu Petraeus ve Ulusal İstihbarat Teşkilatı'nın Başkanı James Clapper ardı ardına Türkiye'yi ziyaret etti. Bu arada ABD'li parlamenter heyetlerinin de biri gidiyor, biri geliyor. Geçtiğimiz hafta Başkan Obama'nın İran konusunda uzman "Brifing Heyeti" Türk Dışişleri'ndeydi.

Suriye'de yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye ile İran ilişkilerinde bir süredir gerginlik yaşanıyor. Füze kalkanına Türkiye'nin evet demesi de ilişkileri neredeyse kopma noktasına getirdi. Füze kalkanı konusunda ilk günlerde sessizliğini koruyan İran yönetiminden Türkiye'yi uyaran açıklamalar gelmeye başladı bile. Tam da böyle bir dönemde ABD yönetiminin İran'la ilgili ortaya attığı bir iddia son derece dikkat çekecek nitelikte. İddia o ki, İran, S. Arabistan'ın elçisine ABD topraklarında suikast düzenleyecekti. Ancak bu suikast gerçekleşmeden, teröristler yakalandı. ABD yönetimi iddiasının arkasında duruyor, "Bunu ispatlayabiliriz" diyor. Anlaşılan yine sağlam(!) belge ve bilgilere sahipler. Ancak diğer ülkeler bu kez pek ikna olmuş gibi görünmüyor. Böyle bir suikastten İran'ın ne gibi bir kazanç elde edeceği sorusuna cevap bulmakta zorlanan dünya kamuoyu, İran'ın bu kadar acemice bir şekilde yakalanmayacağı görüşünde.

ABD'li tarihçi yazar William Blum, "Irak yalanları şimdi İran için devrede" başlıklı makalesinde işgal senaryolarının İran için işlemeye başladığını belirtirken, Independent yazarı Patrick Cockburn, ABD yönetiminin açıklamaları için, "Colin Powell'in BM'deki Saddam Hüseyin'in kitle imha silanları var iddiasını çağrıştırıyor." yorumunda bulunuyor.

"Amerika yine neyin peşinde?" sorusuna cevap ararken, bir ilginç çıkış da ABD Dışişleri Bakanı Clinton'dan geldi. Clinton'a göre, İran Türkiye'ye karşı saldırganca bir tavır izliyor. Reuters'e verdiği demeçte İran'ın, Suudi Arabistanlı elçiye suikast planının ortaya çıkartılmasından önce Türkiye'ye saldırdığını iddia eden Clinton, "Türkiye'ye saldırıyordu, çünkü Türkiye, füze saldırılarına karşı NATO'nun korunması için NATO radarını topraklarında konuşlandırmada bizimle anlaştı. Türkiye'ye saldırıyordu, çünkü Türkiye, İslam'ı kabul eden, ancak Türkiye'nin son yıllarda başardıklarıyla daha uyumlu bir çizgi izleyen laik devletleri savunuyordu. Herkesin şu anda öğrendiği şey, hiç kimsenin İranlılar'a karşı emniyette olmadığı" dedi.

Obama'nın, İran'a karşı oluşturulacak ittifakta yeralmaya ikna etmek üzere Türkiye'ye gönderdiği "Brifing ekibi"nin Türk Dışişleri'nde bulunduğu dakikalarda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu da arayan Clinton, İran konusundaki iddialarını bir kez daha ilk ağızdan iletti.

İkna çabaları sonuç vermezse, bir hamle de 17 Kasım'da gelecek. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun o tarihte Viyana'da açıklayacağı raporda, İran'ın nükleer programının askeri amaçlı olduğu belirtilip, "Geç kalmadan müdahale edilmeli" uyarısı yapılacak.

Komşularla sıfır problem politikasından vazgeçen Türkiye'nin Suriye ve İran'la ilişkilerinde tansiyonun giderek yükselmeye başlaması, füze kalkanının Malatya Kürecik'e kurulması, ABD ile uluslararası terörizmle mücadele eşbaşkanlığına imza atılması, dış politikada yeni bir döneme girileceğinin ilk işaretleri gibi görünüyor.

ABD'nin ikna çalışmalarının ne sonuç vereceğini, Türkiye'yi yönetenlerin bölgemize yönelik yeni hedef ve planlar karşısında nasıl bir yol izleyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

ABD dost-düşman yazılımını sadece İsrail'e veriyor

Emekli Büyükelçi Dr. Şükrü M. Elekdağ geçtiğimiz hafta yazdığı ve İsrail'le Türkiye'nin sahip olduğu hava kuvvetlerinin envanterlerini karşılaştırdığı yazısında ilginç tespitlerde bulundu:

"Türkiye'nin elinde 203 tane F-16 C/D tipi modern uçak mevcut. Bunlar F-16'ların Blok 30 ve Blok 40 versiyonları. F-16 uçaklarının Blok 50 ve 52 versiyonları daha yeni bir üretim olarak çok daha geliştirilmiş donanıma ve üstün savaş kabiliyetine sahipler. Türkiye ABD'ye Blok 50 versiyonundan 30 adet F-16 uçağı sipariş etmiştir, ancak bunlar henüz intikal etmemiştir. Ayrıca, 157 modernize edilmiş eski nesil F4-E uçağı da vardır.

İsrail'in envanterinde ise, 339 adet F-16 uçağı mevcuttur ve bunların 102 tanesi F-16 Blok 52 versiyonundandır. Buna ilaveten, İsrail'in elinde 83 adet F-15 Eagle uçağı var. F-15'ler, F-16'lara nazaran daha büyük, uzun menzilli ve daha yüksek performanslı uçaklardır."

Özetleyecek olursak, İsrail'in elindeki uçaklar daha modern. Elekdağ'ın bir önemli tespiti ise, savaş uçaklarının yazılım ile alakalı:

"ABD'nin müttefiklerine sattığı uçaklardaki "dost-düşman" ayırımı yapan elektronik sistemin hasım uçakları gözle görülme mesafesinden çok daha uzakta teşhis ederek hedefe kilitlendiğini ve otomatik olarak füzeleri ateşlediğini belirtelim. Özel stratejik müttefik muamelesi gören İsrail, ABD'den kaynak yazılım kodlarını sağladığı için, savaş uçaklarının "dost/düşman" yazılımını kendi düzenliyor ve kimi düşman görmek istiyorsa onu sisteme işliyor. Buna mukabil, ABD'nin Türkiye'ye sattığı uçaklardaki standart "dost-düşman" sistemi İsrail'i "düşman" olarak görmüyor. ABD kaynak kodları vermediği için de Türkiye yazılımı değiştirerek sistemin İsrail'i düşman olarak tanımlamasını sağlayamıyor."

Türkiye'nin milyarlarca dolar harcayarak alacağı F-35'lerin dost-düşman yazılımının yine ABD tarafından verilmeyeceğini de biz hatırlatalım.

İsrail'in güvenliğini her şeyin önünde tutan stratejik ortağımız ABD, savaş uçağını yazılımını da yine sadece İsrail'e veriyor.

Türkiye mutsuz!

Eşi taOECD'nin 'How's life' (Hayat nasıl) raporu, 40 ülkede insanların hayatlarından memnun olup olmadığını tespit etti. Mutluluk ve refah derecelerini ortaya koyan raporda, Türkiye memnuniyet sıralamasında 32'nci oldu. İşte rapordan ilginç tespitler:

* Katılımcılara "Bugün nasıl hissediyorsunuz" sorusu sorulduğunda Türkiye en az olumlu cevabı vererek sonuncu oldu. Soruya en olumlu cevabı veren ülke Danimarka oldu. 2'nci sırayı İzlanda, 3'üncüyü ise Japonya aldı.

* Politikada aktif olan ülkeler arasında Norveç, Finlandiya ve Danimarka başta geliyor. En az aktif olanlar ise Türkler, Portekizliler ve Ruslar. Türkiye bu sırada sonuncu oldu.

* Ülkeler arasındaki çalışma saatleri karşılaştırıldığında en fazla çalışan ülke Türkiye olarak belirlendi. Son sırayı ise Hollanda aldı.

* OECD ülkelerinde işe gitmek için harcanan süre ortalama 38 dakika olarak belirlendi. Türkiye'de ise bu süre 40 dakika veya daha fazla. Türkiye işe gitmek için en fazla süreyi harcayan 3'üncü ülke.

* Danimarka, Norveç, İngiltere, İsviçre, Avusturya, Belçika, Hollanda ve Almanya'da her on kişiden dokuzu işinden hoşnut olduğunu belirtti. Türkiye çalışma ortamından en az memnun olan ülke oldu.

Aile kurumu yıprandıkça, şiddet artıyor

Son dönemde aile içi şiddet ve cinayet haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Medyanın manşetlerine paralel olarak kadın cinayetlerinin azalmadığı, aksine arttığı dikkat çekiyor. Bir kısım medyamız bunu sadece kadına yönelik bir şiddet olarak verse de, olay aslında aile içinde bozulan huzurun dayak ve cinayete kadar uzanması. Aile kurumu yıprandıkça, şiddet ve cinayetler artıyor. TÜİK'in açıkladığı boşanma rakamlarında dikkat çeken rekor artış da aile kurumun büyük tehlike içerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Şiddetin önlenmesinde elbette aile şiddetle mücadelenin önemli bir ayağı. Bakanlığın bu konuda hazırladığı yasa tasarısının bir an önce Meclis'e getirilmesi gerekiyor.

Ama aileye sahip çıkılması ve toplunun temelini oluşturan bu kurumun ayakta kalmasının sağlanması da çözümün diğer bir ayağını oluşturuyor. Soruna bu açıdan da yaklaşan Din Sosyolojisi Uzmanı Taha F. Ünal, "Toplumu bir insan vücudu, aileyi de bu vücudun bir hücresi gibi düşünürsek sağlıklı ailelerden müteşekkil bir toplum sağlıklı olacak, aile sağlığını kaybetmiş bir toplum ise sağlıklı olamayacaktır. Günümüzdeki problemlerin asıl kaynağı aile sağlığının kaybedilmiş olmasıdır" diyerek, çözümün bir başka ayağına dikkat çekiyor.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 17.10.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: colin powell, bm, şarbon, irak, işgal,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Ahmet Kayır

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Müslümanları vurmak müthiş eğlenceli!
    2. İşte büyük fotoğraf
    3. İsrail İran'ı vuracak mı?
    4. “Büyük oyun”un farkında mısınız?
    5. Atlantik baharı Ortadoğu kışına dönüşmesin!
    6. MİT kampüsünde iki saat
    7. İşte avcının marifeti(!)
    8. Masada Suriye var
    9. Türkiye yol ayrımında
    10. Delawere'ci Biden'a dikkat!
    1. Erbakan, gizli görüntüler getirilince ne yapmıştı?
    2. Türkiye yol ayrımında
    3. Suni depremler bir silah mı?
    4. Geçmişini Unutma!
    5. İşte ABD'de misafir edilen Türk Bürokratlar
    6. 3 bin ajan Güneydoğu'da ne yapıyor?
    7. Urfalı âmâ müezzin mi kör yoksa biz mi?
    8. Türkiye çıldırmış olmalı
    9. İsrail'in misafiri 7 Türk gazeteci...
    10. Erdoğan, Demirel'den ne tavsiyeler aldı?
    1. İncirlik'ten kalkan uçaklar Şam'ı bombalar mı?
    2. Geçmişini Unutma!
    3. CHP başörtülü aday GÖSTERiR Mi?
    4. Avrupa'ya da 'van minut'
    5. Devlet 'PARDON' diyebilir mi?
    6. Türkiye çıldırmış olmalı
    7. İşte ABD'de misafir edilen Türk Bürokratlar
    8. Erbakan, gizli görüntüler getirilince ne yapmıştı?
    9. Erdoğan, Demirel'den ne tavsiyeler aldı?
    10. Hayaldi, maalesef gerçek oldu!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    10. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek