Dün bir gazetede yazıyordu.
Erkeklerin ikinci eş alma şakalarını.
Ve aile içi sakıncalarını.
Bir felakete dönüşen dramı.
Bu toplumun bünyesi ikinci eşe müsait değil.
Fakat gelin görün ki, daha yeni evli tosuncuk, güya eşi ile şaka yapmakta.
Bak kafamı kızdırma üstüne kuma getiririm.
Şakası bile kadını bunalıma sokmaya yetmekte.
Tosuncuk daha sen ilk eşin sorumluluğunu yerine getirebiliyor musun?
İdeal aileyi kozalayabildin mi?
Eşinle, evlatlarınla hedeflerini gerçekleştirebildin mi ki kalkıp boyundan büyük laflar ediyorsun.
Toplumda görüyoruz, bu işi deneyenler hepsi hüsranda.
İlk eş depresyon hastası.
İkinci ondan da mutsuz, suratı asık, resmi nikâh gibi bir güvencesi olmadığı için; eşinin burnundan getirmekte.
Çocuklar ezik.
Toplumda, okulda bu durumu nasıl izah edeceklerinin şaşkınlığı ile oluşan baba nefreti.
Derslere yansıyan problemli evliliklerin ağır faturası.
Erkek hepsinden bezgin.
Başında bir sürü püsküllü, hangisini halledeceğini bilememekte.
Bu zatların dayanağı da sevgili peygamberimizin çok eş ile evlilik yapması.
Ama o,göğüs göğüse harp de yapıyordu, sen onun mücadelesini veriyor musun ki; kalkıp o devrin sosyal hayatını bugüne taşımaya kalkışıyorsun.
O zaman kimi erkeklerin kırk karısı vardı.
Savaşların baş aktörleri erkek olduğu için, onların sayısı azalıyor, kadınların sayısı kabarık duruyordu.
Adeta toplumsal bir çözümdü; yalnız ve mağdur, yoksul kadınlara bir yuva sağlayabilmek.
Hem kâinatın efendisi gencecik yaşta, yaşlı bir kadın olan Hatice ile evlenmiş,25 yıl süren evliliğinde üzerine kuma getirmemiştir.
Bugün hangi babayiğit böyle bir evlilik yapabilir.
Hz. Hatice'nin vefatı ile çok sarsılan peygamberimiz o seneye "hüzün yılı" dedi, çok sevdiği hayat arkadaşını kaybetmişti.
Hindistan'da Müslüman Keşmir bölgesinde bugün gençlerin imam nikâhını kıyan hocalar, onlara şöyle dua ederler:
Yavrularım Allahü Teala, size Hz.Hatice ile Hz.peygamber Efendimizin aşkını, sevgisini versin.
25 harika aşk ve muhabbet yılı.
Belki de vefat etmese idi, Peygamberimiz kesinlikle başkası ile evlenmeyecekti.
Zira vefatından sonra da, diğer hanımları yanında da Hz Hatice'yi hasretle anmıştı her seferinde ve hiç unutamamıştı.
Tek bekâr ve en genç eşi Hz Aişe demişti ki:
"Hatice tekti, üzerine kuma gelmedi, ben geldikten sonra bir sürü genç ve güzel ortağım oldu, hiçbirini kıskanmadım, ölmüş gitmiş Kureyşin bir koca karısı olan Hatice'yi kıskandığım kadar. Peygamber bir kurban kesse, önce Hatice'nin arkadaşlarına gönderiri, onlar bize geldiğinde öylesine sevinirdi ki, sırtından hırkasını çıkarır, oturmaları için sererdi.".
Hatice'nin karizma kimliği üzerine batılı araştırmacılar geniş tezler hazırladılar.
Kimi, Onun çok zengin olduğu için, peygamberimiz tarafından tercih edildiğini söyledi.
Fakat Mekke sosyetesine dâhil olsa da, peygamberimiz ona göre çok yoksul olsa da; çeyrek asrın içinde devrin geleneği, o haneyi nasıl kumasız bıraktı hala şaşılmakta.
Zira bu büyük kadının meziyetleri de çok üstündü.
Döneminin bütün erkekleri kendisi ile evlenmek istiyordu, iki eşinden dul kalmış, yetişkin çocukları ve ticari hayatı ile artık evliliği düşünmüyordu.
Ancak bu karizma kadın; ahlakına hayran olduğu, ücretli işçisi peygamberimizi çok beğenmekte idi.
Evlilik teklifinin de kendisinden gelmesi, bu teklifi arkadaşı Nesibe ile göndermesi de; İslam'da ilk feminist hareket olarak yer almakta.
Peygamberimizin anasız ve babasız, üstelik o yıl çok kurak olduğu için ailesinin fakir düşmesi ile bu evlilik için, " param yok" cevabını vermesine de çözüm bulunmuş.
Hz.Hatice, develer kestirerek düğün yemeğini kendisi vermiştir.
Asıl onun model oluşu peygamberlik geldiği esnada başlamış, insanların inanmadığı, deli diye alay ettiği eşine inanıp Müslüman olmuş ve güçlü kişiliği ile ona destek vermiştir.
Müşriklerin ekonomik ambargosunda da bu zengin kadın lüks konutundan çıkmış, bir avuç müslümanla birlikte omuz omuza, yoksul ve düşkün bir hayata talip olmuştur.
İşte asıl bunlar Hatice'yi değerli kılmış, parasından çok zengin karakteri ile tarihe ilk Müslüman olarak geçmekle kalmamış, nübüvvetin bütün sıkıntılarını hayat arkadaşı ile birlikte yaşayıp, Ona uygun ortam hazırlayarak, destek olarak, İslam ailesine çok büyük model olmuştur.
Günümüz Müslümanlarının örnek alması gereken model bu.
Peygamberimizin diğer hanımları ile hangi şartların evlilik yaptırdığını, diğer yazıma bırakıyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



