Millî Gazete ziyaretimiz sonrası, hemen bitişikteki TV 5'i de ziyaret imkânı buluyoruz. Yine, Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şube Başkanım Muhammet Kerem Öncel'le birlikte TV 5'in Genel Yayın Müdürü Mustafa Geçer Bey'i ziyaret ediyoruz. Ziyarette, Saadet Partisi GİK Üyesi ve Adana eski Milletvekili Yakup Budak Bey de hazır bulunuyor.
Mustafa Geçer Bey, özellikle yerli, milli ve halkla bütünleşen bir çizgide yayın yapan kuruluşların karşı karşıya bulunduğu sıkıntılardan söz ediyor. Bunun TV 5 üzerindeki yansımalarından örnekler veriyor. Uydu aracılığıyla seyirciye ulaştıkları için, uydu sistemi olmayanların internet üzerinden yayınlarını takip edebileceklerini anlatıyor.
Müslümanlar olarak davamıza iyi sarılmamız gerektiğini vurgulayan Mustafa Bey'in bir örneği ilgimi çekti: Hayvanlar alemi ve onların yaşantısına merak saran Avrupalı bir bayan, bazı hayvanların üreme ve yetişmelerini yerinde takip edip çekim yapmak için Afrika'ya gidiyor. 18 yıldır, kendi kültürü dışındaki Afrika ormanlarında araştırma yapıyor. En verimli yıllarını bu işe veren bayan yaşlanma noktasına gelmiş. Hâlâ, oradaki araştırma ve çekimlerine devam ediyor.
Bu olaydan alınacak o kadar çok ders var ki... Özellikle Müslümanlar, insanlığa huzur ve barışı getirecek, onlara yaşanmaya değer hayatın ne olduğunu gösteren reçeteyi ellerinde bulunduruyorlar. Çünkü, bütün iyilik ve güzelliklerin kaynağı İslam... Yukarıdaki örnekteki Batılı hanım her türlü engel ve zorluklara katlanarak mesleğini icra ettiği gibi; biz de Alemlerin Rabbi olan Allah-ü Teala'nın dinini insanlara ulaştırmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamalıyız. Müslüman olma nimetinin şükrünü ancak böyle ödeyebiliriz. Çünkü, her nimetin şükrü kendi cinsinden ödenir. Dünya ve ahiret saadetini kazanmaya vesile olan iman nimeti gibi en büyük nimeti elde eden Müslüman, elbette bencil davranarak bu nimetten yalnız kendisi faydalanma düşüncesinde olamaz. İslam nimetini başkalarının da tatmasını arzu eder. Bu da, diğer insanları İslam'a çağırmakla; onlara İslam'ın güzelliklerini öğretmek, Rabbimizi tanıtmak, ahirette cennete girmeye vesile olacak ilahi mesajı ulaştırmakla gerçekleşir. Bu sebeple, inanan insanlara büyük fedakarlıklar düşüyor.
Ziyaretimiz sırasında Yakup Budak Bey de, "Asıl büyük çalışmayı Müslümanlar yapıyor. Fakat, insanımıza farklı bir başarı formatı benimsetildiği için kendinden olanın, kendi içinden gelenin kıymetini bilmiyor" şeklinde görüş belirtiyor.
Muhammet Kerem Öncel Bey, az konuşuyor, fakat yerinde ve isabetli tespitlerde bulunuyor. İstanbul gibi büyük şehir insanının ihtiyaçlarına cevap teşkil edecek büyük, kapsamlı ve kucaklayıcı fikirler ortaya koyuyor. "Herkesin kendi alanında işinin hakkını vermesini, çalıştığı kurumu en başarılı hale getirmek için gayret göstermesi gerektiğini" anlatıyor. Yapıcı, yol gösterici, ibret ve hikmetle davet edici bir üslubu var.
TV 5'in bazı elemanları ile tanışıyor, buradan güzel intibalarla ayrılıyoruz. Rabbimiz hak yolda çalışanların hizmetlerini bereketlendirsin!.
Bundan sonraki durağımız Bakırköy... Kerem Başkan beni Bakırköy'e bırakıyor. Aylar önce, Amerikan Alfred Üniversitesi'nde İşletme okuyan, bu üniversitenin AGD Üniversite Komisyonu Başkanı Murat Hüdavendigar, beni okullarına ve evlerine davet etmişti. Şimdi, o verdiğimiz sözü yerine getirmek için Bakırköy'deyiz. Murat kardeşimle görüşüyor, arkadaşlarıyla tanışıyoruz.
Murat Kahramanmaraşlı. İlginç bir hayat öyküsü var. Hem de kitap olabilecek ölçüde. Küçüklüğünde aile ve çevresinden İslam'ı öğrenme fırsatı bulamamış. 17 yaşına gelince Milli Görüş'le tanışmış. Milli Görüş onun hayatında inkılap çapında bir değişiklik meydana getirmiş. İslami kitapları okumaya başlamış. Liseden sonra evlenmiş ve askere gitmiş. Askerlik de ufkunu açmış Murat'ın. Mutlaka bir üniversite eğitimi alması gerektiğine inanmış. İki çocuk babası olmasına rağmen, İstanbul'da paralı (özel) Amerikan Alferd Üniversitesi'ne başlamış. Çoluk çocuğu Kahramanmaraş'ta. "Kırıcı" şeklinde olan soyadını "Hüdavendigar" olarak değiştirmiş. Murat Hüdavendigar ismini söyleyince herkesin dikkat kesildiğini, hatta çok yerde takdir ve itibar gördüğünü anlatıyor.
Murat, okulundaki Anadolu'dan gelen öğrencilere sahip çıkıyor. Onları Anadolu Gençlik Derneği ile tanıştırıyor, milli ve manevi değerlerimize göre yetişmelerinde yardımcı oluyor. Arkadaşları ile de sohbet ediyoruz. Hepsinin üzerinde, Anadolu insanının saygısı ve ağırbaşlılığı var. Okumakta azimliler... Hayatı sorgulayarak okuyorlar. Karşılaştırma yöntemini benimsiyor, olayların analizlerini yapmaya çalışıyorlar. Adeta, beyin fırtınası yapıyorlar aralarında. Bu güzel delikanlıların hem okul derslerine hakimiyetleri, hem de bu ülkenin kimlik ve değerlerine göre yetişmeye azmetmelerine hayran oldum. Hevai ve dersten başka her şeyle meşgul olan nice gençleri hatırlayınca, bu gençlere imrenmemek mümkün mü? Allah sayılarını artırsın, diye dua ediyorum.
Modern ve elit takılan insanların bulunduğu bir semtte; bu ülkenin kimlik ve değerlerine sahip çıkan gençlerin bulunması, Anadolu Gençlik Derneği'nin ne büyük fonksiyon icra etmekte olduğunu ortaya koymaktadır...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



