Filler tepişirken çimler ezilirmiş. Peki biz ormanda mı yaşıyoruz? Orman kanunlarına göre siyaset yapanlar bilsinler ki, insanı yaşatan siyaset anlayışı için seferber olmak lazımdır. Bunun için de, önce iktisadın bugüne kadar öğrettiği "kaynaklar sınırlı insanların arzuları sınırsız" hakim anlayışın değiştirilmesi gerekiyor. "Kaynaklar sınırlı değil İnsanların ihtiyacını karşılayacak kadar kaynağımız var ama bunun adil bölüşümü gerekir, Sınırsız insan hazzına göre niye bir yaşam anlayışı edinelim ki? İnsan eğitilebilir. İhtiyaçlara göre bu hazlar dizginlenebilir.
Dünyaca ünlü ekonomistlerle birlikte yeni bir kaide öneriliyor: "kaynakların adil dağıtımı ve hazların dizginlenmesi". Bunu siyaset diline tercüme ettiğimizde karşılığı: "önce ahlak ve maneviyattır". Dünya böyle hızlı bir şekilde ilerliyor olsa da, bu hızlı gelişim ve değişim bizleri insan olmaktan çıkartmamalı. Dünya küçülürken İnsan yücelmeli.
Şirketler yeniden yapılandırılırken bireylerin de yeniden yapılandırılmaya ihtiyacı var. Önce kanaat anlayışımız değişmeli: kaynaklar sınırlı değil İnsanların ihtiyacını karşılayacak kadar kaynağımız var ama bunun adil bölüşümü gerekiyor. İnsan bunun için halife kılındı. Ekonomiye halife gözüyle baktığımızda: reel ekonominin yerini finans kapitalin aldığı da dikkatlerden kaçmaz. Bugün ülkemizde uygulanan faizci kapitalist düzen bizi sömürmekte, bütün ekonomik gücümüzü batıya aktarmaktadır.
Sadece 2002 yılından bu yana bu iktidarın bu millete maliyeti hesaplandığında; 2002 yılında toplam 200 milyar dolar civarında olan iç ve dış borcumuz, şu anda ise 550 milyar dolar civarındadır. Her yılda ortalama 50 milyar dolar bütçeden faize pay ayırıyor ve ödüyoruz. Bu demektir ki bu iktidar bu millete 8 yılda 750 milyar dolara mal olmuştur.
İşte biz bu faizci kapitalist düzenin değişmesini istiyoruz. Bunun yerine faizsiz ekonomik bir düzen kurmak istiyoruz. Bunun temel esaslarını ve nasıl uygulanacağını da biliyoruz ve kurtuluşumuzun bunda olduğuna bütün imanımızla inanıyoruz. Çünkü ihtiyacımızı biliyoruz, ihtirasımızı dizginliyoruz. Bu şüphesiz eğitimle başarılır. Kapitalist yapının her türlü sömürüye açık olmasından dolayı, ahlaki dejenerasyonu körükleyen mevcut eğitimle değil, İslam ahlakına dayalı manevi eğitime ağırlık verilerek. Gençlik neyi hedefliyor bakın, eğitimin önemini hissedeceksiniz. Bu toplumun sadece ihtiyaçlarını değil, ihtiraslarına da çözüm olacak bir anlayışın, siyasi karşılığını bulma zamanıdır. Şüphesiz bu orman kanunlarıyla olmaz. Milletimizin üçte ikisi yoksulluk sınırının altında yaşamakta iken hâlâ bir orman kanunu olan kutuplaşma siyasetine prim vermek, siyasi ihtirasın bir göstergesidir. Önce bu ihtiras dizginlenmelidir. Fil ve çimen hakkında değil, insanla ve onun dünya ve ahiret saadetiyle ilgili çalışmalardan konuşun da çapınızı görelim. Sürekli filden yana olmak kimseyi kurtarmaya yetmeyecek. Çünkü, ebabiller geliyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



