Çağımızda devleti yönetmek çok kolaydır.
Çağımızda devlet yönetmek neden kolaydır? Kolaydır, çünkü devletin elinde ‘kağıt para gücü’ vardır. Devlet bu gücü yani parası sayesinde ülkede istediği her şeyi yapabilmektedir.
Amerika’daki Yahudi sermayesi, dünyadaki devletlerin elinde bulunan işte bu gücü kendinde toplamak istemektedir. Amerika’daki bu Yahudilere göre dünyada tek merkez bankası olacaktır. Devletler para çıkarsalar bile, bu paralar Yahudi kontrolündeki bu dünya merkez bankasının parası ile desteklenerek çıkarılacaktır. Bu banka desteğini kestiği anda o devletin parası para olmaktan ayrılmalı, gücünü kaybetmeli, geçerliliği olmamalıdır!..
Bu iş kolay olmamakta, bu plan kolay işlememektedir. Zaman zaman gördük ve yaşadık. Bir ülkede yüzde 500, yüzde 1000 enflasyon olsa bile, o ülkenin parası yine de iş görmektedir. Çünkü halk kendi parasına sahip çıkmakta veya en azından ondan vazgeçmemekte, böylece o para tedavülde kalmakta ve her şeye rağmen zamanla eski değerine kavuşmaktadır. Halkın gücü işte budur. Bütün dünyada halkın bu gücünün kadir ve kıymetinin bilinmesi, anlaşılması, kavranması ve en iyi şekilde değerlendirilmesi sorunu vardır. Bu sorun nasıl çözülecektir?
Yahudi sermayesi bu sorunu kendi lehine çözmek için bütün işletmeleri tekel hâline getirmek, DOLAR veya EURO ile dünyayı yönetmek istemekte, üretimi tekelleştirmeye gitmektedir.
Sermaye yakın geçmişte ne yaptı? Önce sosyalizm ya da komünizm rejimiyle yani devletçilikle halkın elinden bütün mallarını zorla toplattı. Şimdi de vahşi kapitalizm uygulamaları güdümünde ve ‘özelleştirme’ adı altında zorla sattırarak kendisi almaktadır. Kendisi doğrudan ihalelere girmemekte, özelleştirme veya ihale yapılan ülkelerdeki taşeronları kullanmaktadır. ‘Sen gir al, ben sana kredi veririm, ödersin’ demektedir. İşletme kâr edecek ve faizi ile borcunu ödeyecek.
Ancak yapılmak istenen veya yapılan bu uygulamaların başarılı olması mümkün değildir. Matematikte çok açık bir şekilde ispatlanmıştır ki, kesin olan kazanç muhtemel olan kazancı her zaman yener. Dolayısıyla bu sistemde sonunda tüm işletmeler sermayenin tekelinde olacaktır.
*
Türkiye Pakistan, Sudan, Malezya ve benzerleri gibi kenarda bir ülke olsa, sömürü sermayesinin güdümünde bugün ülkemizi yönettiklerini zanneden zavallı yöneticilerimizin bu politikalarına aldırmaz, biraz da öyle yaşayalım deriz. Ama Türkiye’miz, ülkemiz, vatanımız; İslâm âlemi, dünyamız ve bütün insanlık için durum böyle değildir. Bu ülke, asırlarca dünyaya ‘adalet’ üzerine nizamat vermiş olan ve geçen yüzyılda darmadağın edilen büyük bir imparatorluğun ardından geriye kalan son kalemizdir. Elbette Allah’ın yeryüzü geniştir ama Türkiye’den öteye vatan yok gibidir! Elbette bu topraklar dışında vatan olabilecek onlarca yer vardır ama böylesi bir tanedir.
Türkiye’nin coğrafî ve stratejik konumu öyle bir yerdedir ki, İstanbul’da oturmayan sermaye dünyaya hakim olamaz. İşte onların istedikleri şey, hedefledikleri şey, yapmak istedikleri şey Türkiye’nin yıkılmasıdır. Onun içindir ki şimdiye kadar Türkiye’de yatırım yapmadılar; bu arada yatırım yapmak isteyenlere de yaptırmadılar.
Türkiye’nin ekonomisi zayıflayacak, borçlanacak, dinsizleşecek, parçalanacak… Önce iç savaş olacak… Sonra yakın komşuların saldırısı ve işgali… Sonra, bu güzel ülkeyi onların elinden de geri almak... İşte bu sebeple Türkiye’de yatırım yapmadılar… Şimdi de başka şeyler yapıyorlar…
*
Türkiye’ye sürekli olarak baskı yapılıyor…
Baskıya boyun eğmeyen bir hükmet olursa, bir müddet sonra bizzat kendi ordusunun eliyle iktidardan indiriliyor…
Yani; ya (AKP’nin yaptığı gibi) özelleştireceksin, devletin seksen yıldır biriktirdiğini sermayeye peşkeş çekeceksin; yahut (en son 28 Şubat’ta Refah-Yol Hükümeti’ne yapılanlarda olduğu gibi post modern darbeyle) kendi ordunun müdahalesi ile sen iktidardan gideceksin!..
Kenan Evren’in 12 Eylül’üne kadar bu oyun böyle oynandı…
28 Şubat Müdahalesi de bundan farklı olmadı…
Devran bugüne kadar böyle döndü…
Ve; geldik bugünlere…


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



