İhaleler yapılıyor… Özelleştirmeler gerçekleştiriliyor… En stratejik ve en kıymetli değerlerimiz bir bir satılıyor… Bütün bu yapılanlara sadece seyirci mi kalacağız?.. Bu ihale ve özelleştirmeler olurken sadece seyretmekle mi yetineceğiz?.. Bir şey yapmayacak mıyız?.. Bir şeyler yapacaksak; ne yapabiliriz veya ne yapmalıyız?.. Bir yazının hacmi nisbetinde aşağıda ‘özelleştirme önerileri’ sunuyorum…
*
Meclis’teki partilere açık mektup!
AKP, Doğru Yol ve ANAP başta olmak üzere Meclis’teki partilere bu açık mektupla öneride bulunuyorum. Bu arada CHP ve bağımsızları da onlarla sıkı bir işbirliğine dâvet ediyorum.
1– Vakıflar Bankası, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sermayesi ile kurulmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğü gasp ile oluşmuştur. Çünkü yüzlerce yılda oluşmuş vakıfların senedinde değişme yapmak tarihin en büyük zulmüdür. Vakıflar Bankası’nın sermayesi vakıflarındır. Vakıflara dokunan Allah’ın lânetine uğrar. Ama yarın onu da özelleştirecek ve birlerine peşkeş çekeceksiniz. Vakıflar sizin değil ki; hangi hakla bu özelleştirmeyi yapacaksınız?!.
2– Gelin, Vakıf Bank’ı halka özelleştirelim ve özel banka hâline getirelim. Bari, ecdadımızın yüzlerce yıllık birikimi ile oluşmuş bu vakıflarımızı sömürü sermayesine peşkeş çekmeyelim. Halkımızın katılımı ile ihtiyacınız olan paraları halk olarak yine size verelim. Bizim malımızı, Müslüman dedelerimizin ‘vakıf’ olarak bizlere bıraktığı ve hepimize emanet ettiği malımızı yine bu ülkenin biz Müslüman halkına satın! Değeri ne ise ödeyelim! Çünkü biz Müslümanlar bugün de devletimize yardım yapmaya hazırız...
3– Vakıf Bank’ın yönetimini şimdilik Diyanet Vakfı’na verin. ‘Hakem Heyeti’ oluşturalım. Bir hakemi siz seçin, bir hakemi Diyanet seçsin, o iki hakem de bir baş hakem seçsin. Hakem heyeti Vakıf Bank’ın değerini takdir etsin ve onun değerini size ödesin. Halkımızın bu gücü vardır. Siz onunla ülkenin dış borcunu kapatın. Hakemlerce belirlenen değeri Diyanet Vakfı beş yılda ödesin; altın değeri ile ödesin…
4– Vakıf Bank için Diyanet Vakfı harekete geçecek, adeta ülkenin sömürü sermayesine peşkeş çekilmemesi için -İstiklâl Savaşı günlerinde olduğu gibi- umumi bir seferberlik ilan edilecek… Camilerde halka Vakıf Bank’ı kurtarmanın manâsı anlatılacak ve onlardan borç alınacaktır. Buna karşılık halkımızın bankada o kadar payları olacaktır. Banka ileride bunları kendilerine ödeyecektir. Ödeyemez iflas ederse, zararına iştirak etmeyi şimdiden kabul etmektedirler…
5– Diyanet Vakfı taksitlerini ödeyemezse, bankaya yatırdığı miktar kadarı ile bankaya ortak olacaktır. Banka satıldığında, bankaya yatırılan para o nisbette paylaşılacak, yani vakıf ve vakfın şahsında halkımız kâr-zarara ortak olacaktır…
6– Banka ‘faiz’ veya ‘kâr’ ile çalışmayacak, ‘kredileşme ilkesi’ ile çalışacaktır. Yani, banka mevduat sahiplerine mevduatları hacminde teminat altına alarak ‘faizsiz kredi’ verecektir. Kredileşme ‘altın değeri’ üzerinden olacaktır…
Aynen bu şartlar altında diğer Emlak ve Ziraat bankları da ileride özelleştirilebilir…
Halkımızın malı yabancılara değil, halkımızın malı yine halkımıza satılır…
*
Tekrar ediyor, tekrar söylüyor ve tekrar tekrar hatırlatıyorum.
Vakıf Bank’ı özel sektöre, hele hele sömürü sermayesine satamazsınız. Böyle bir şey yaparsanız, bu ameliniz sizi çarpar. Hz. Salih’in kardeşleri deveye (devletin, yani kamunun, yani halkın malına) dokundular, deveyi kestiler de gazaba uğradılar… O kavme ne olduğunu Kur’an’dan okuyabilirsiniz…
Arâf Sûresi 73- Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik. Onlara dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. İşte o da, size bir mucize olan Allah’ın şu devesidir (kamu malıdır). Onu bırakın, Allah’ın arzında yesin, sakın ona herhangi bir kötülükle dokunmayın; sonra sizi acıklı bir azap yakalar. 74- Düşünün ki, Âd kavminden sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarda evler yontuyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın. 75- Kavmin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih’in gerçekten Rabb’i tarafından gönderildiğine inanıyor musunuz? Onlar da, “Şüphesiz biz O’nunla gönderilene inananlarız.” dediler. 76- Kibirlenenler de dediler ki: Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz. 77- Derken o dişi deveyi (yani kamu malını) keserek öldürdüler ve Rab’lerinin emrinden dışarı çıktılar da: “Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen bizi tehdit ettiğin azabı getir.” dediler. 78- Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü donakaldılar. 79- Salih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz. [Daha geniş bilgi için bak: Tevbe 9/70, Hûd 11/61-68 ve 80, İbrahim 14/9, Hac 22/42, 25/Furkan 38, Şuarâ 26/141-159, Neml 27/45-53, Ankebût 29/38, Sâd 38/13, Mü’min 40/31, Fussilet 41/13, 17, Kaf 50/12, Zâriyât 51/43-45, Necm 53/51, Kamer 54/23-31, Hâkka 69/4-5, Burûc 85/18, Şems 91/11-15.]


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



