Bugün sihirli bir el gelecek de bütün isteklerimizi gerçekleştirecek, bütün sorunlarımızı bir çırpıda bitirecek sanmayın. Güneş de bugün farklı bir yerden doğacak sanmayın. Yine bildiğimiz bu aldatıcı ve yalan dünyadaki çılgınlıkları, beklentileri, istekleri, haksızlıkları, hazımsızlıkları, zulümleri düşünerek anlamlı bir hayat yürüyüşü gerçekleştirmek istiyor musunuz? O halde hayatın kaynağına doğru ilerlemelisiniz. Hayatın kaynağı her dönemde kitap olmuştur. Hayatı sulayan, onu yeşerten kitaptır. İnsanı ve hayatı sapkınlıklardan koruyup ona yeniden can veren, yeniden yatağına döndüren de her zaman kitap olmuştur. İnsana her dönemde eşlik eden, onu yalnız bırakmayan de kitaptır. Kitap, insana içine düştüğü tüm çaresiz durumlarda, tüm badirelerde, tüm sapkınlıklarda rehberlik etmiştir. O yüzden insanın gerçek dostu kitaptır. İşte insan hep yeninin peşinden koşuyorsa, önce hiç eskimeyen kitabı okumalıdır. Görünüşte hep yeniyi arar ve onun peşinden koşarsınız. Aslında hayatın yeniliği ve anlamı ancak kitaba bağlı kalarak elde edilir. O'na doğru olan yürüyüş esnasında tüm uzuvlarımız, beyin hücrelerimiz, kalp odacıklarımız, alyuvarlarımız, akyuvarlarımız ve düşünce sistemimiz yenilenir. Kitabı ve kutsal olanı ancak böyle bir yürüyüş sonucunda, bir arınma, bir silkiniş, bir temizlenme hareketinden sonra anlayabiliriz. Böyle bir yürüyüşün adı sanatlı bir yürüyüş olur. Fikir dünyasında gerçekleştirilen, albenili sırlarla dolu dolu olan bir eylem olarak değerlendiriyorum bunu. Bu sırları yeni sırlara abandırmak için ortaya yeni eylemler çıkar.
Yenilik bir değişim değil, bir arınmadır. Hayatımızı, kalbimizi ve beynimizi tüm kirlenmelerden, tüm yanlış düşünce ve tutumlardan, tüm eğrelti olan duruşlardan ve günahlardan temizleme operasyonudur. Yenilik dediğimiz şey bazen olumsuz bir yönde de gelişebilir. Bir durum ya da konu karşısında önceki durumumuza göre biraz daha geride kalmış olabiliriz ya da olumsuz bir düşünce ve tavır geliştirmiş olabiliriz. Bunun adı yenilik değil, geriye gidiştir. Değişim de olamaz. Geriye doğru gidiş değil, ancak ileriye doğru ve olumlu yönde olan bir değişimin adı yenilik olur. Çünkü aslolan gelişimdir. Aslolan yükselmeye odaklanmak değil, istikameti korumaktır. İstikameti sapmadan sürdürdüğümüz zaman, takip ettiğimiz çizgi bizi zaten yükseklere götürecektir. Olumsuz yönde seyreden bir değişim insanı geliştirmediği gibi ideallerinden de uzaklaştırır. Yenilik bir ideoloji ya da bir ideal de değildir. Ancak bir ideal sahibi olarak elde edilmesi düşünülen sonuca götüren bir vasıtadır, bir envanterdir. Yenilik olumsuz yönde bir değişim değil, doğru olana ve güzel olana ulaşmak için bir silkiniştir. Kirlerden arınmayı hedefleyenler için bir çırpınıştır. Materyalist felsefeye göre bugün sahip olduğun bir makamı kaybettiğinizde ya da bir malınızı yitirdiğinizde zarar etmiş sayılırsınız. Oysaki maneviyatçı görüşe göre, makamınızı kaybetseniz de, bir malınızı yitirseniz de, aslolan ahireti kazanmak olduğu için kaybetmiş değil, kazanmış sayılırsınız. Yenilik de bu yöndeyse bir gelişim ya da bir kazançtır. Aksi takdirde ahiretten yani ebedi mutluluktan uzaklaştırıyorsa, yeni bir durum ya da bir kazanım içinde de olsanız aslında kaybetmiş olursunuz. Bu da ancak bu ideale, yani İslami düşünce sistemine sahip olmakla kazanılacak bir düşüncedir. İlkeler üzerinden yürüyerek, hep önümüze değil ufka bakarak yürüyerek bir zaman sonra yükseldiğimizi görebiliriz.
Her eylem yeni bir eylemin sancısıdır. Her fikir yeni bir hareketin annesidir. Bunları ancak ideal sahibi olanlar gerçekleştirebilir. Ancak kuru iddialar değil, dava sahibi olanlar sonuçta bir mutluluğu elde ederler. Hayata dair, insana dair bir davası olmayanlar sonuçta kendilerini ancak bir serabın ortasında bulurlar. Bir dava sahibi olmayan ve sadece bedenin bir takım ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, siyasi, içtimai, ekonomik ikballere yönelik bir çaba içinde olanlar ruhlarını doyurma şansından çok uzaktırlar. İşte bu yüzden ideal hayattan daha önemlidir. Çünkü idealin sınırları belli değildir, bir hacmi yoktur, sonsuz ufuk gibidir, engin bir dünyadır, insana gökyüzünde yolculuk yaptırır, uzayın boşluklarında sonsuzluk duygusuna ulaştırır. Dünya ötesi gelecekler peşinden koşturur. İdeal sahibi olmak aslında yürekli insanların verdiği bir fazilet savaşımıdır. Ancak cesur ve yürekli insanlar bir ideal için mücadele ederler. Kendilerinde yerleşik bir sisteme karşı mücadele edecek cesareti ve gücü bulamayanlar bir ideal, bir dava sahibi olacak erdemden çok uzaktırlar. İdeal sahibi olmak her şeyden önce yürek teçhizatıyla ilgili bir şeydir. Yani yüreklerinde sevgi, haksızlıklarla mücadele etmek, güzel olana ulaşmak, yolun sonunu düşünmek, çirkinlikleri ortadan kaldırmaya çalışmak gibi malzemeleri bulunduranların, maneviyatçı felsefeye göre hayatı bir bütün olarak algılayıp yaşayanların sahip olabileceği bir erdemdir. Bencil, sadece kendini düşünen, etrafında olan bitenlerle ilgilenmeyen, haksızlıklar karşısında susanların, materyalist felsefeye göre günübirlik yaşayanların çok uzağında bulundukları bir erdemdir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



