İçinde inkâr tuğlalarından kendisine duvar örenler, bir duvarı yıkarken binlercesini yaparlar.
Berlin'de yıkılan duvarın yirminci yılını kutlayanlar, Filistin'de yapılan duvarın yapımına maddi kaynak sağlayıp kutsadılar.
Kendi canını ve tenini yaratan, kalbini çalıştıran, kanını en ince damarlara kadar akıtan, dilini konuşturan Allahla arasına duvar örüp Allah'ın kullarından birinin kulu olanlar, önce kendilerine duvar örenlerdirler.
"Benden büyük siyasi yok" diyenler, "Benden büyük ilim adamı veya yazar yok" diyenler, kendilerini kendi cehalet evlerinin dört duvarına hapsedenlerdirler.
Makam duvarlarının arasındakilere yukardan bakanların bir gün başı dönüp duvardan düşünce aşağıladıklarının ayaklarının dibine düşeceğini unutan insanlardırlar.
Çünkü diktiği duvarın bir yüzü ötekini hapsederken öbür yüzü duvarı yapanı hapseder.
Gelinle kaynana, iktidarla muhalefet, Türk yöneticilerle Kürt yöneticiler, amirle memur, işverenle işçi, zindan yapan usta çırak gibi duvarın iki tarafına durmuşlar ve kıskançlık ateşinde pişirilmiş tuğlalar gibi kanlı ve kinli kelimeleri cümle duvarlarına koyarak kendilerini hapsediyorlar.
Bordro duvarlarıyla ayrılan insanlarımızın oturdukları, yedikleri, içtikleri ayrı olurken aynı mezarlıkta birleşirler.
Gökdelenlerin gölgesinde güneş görmeden yaşayıp giden, gölgeden güneş görmedikleri için gece kondu zannedilen yerlerde yaşayanlarla gökdelen arasındaki duvarlar da yıkılamaz zannedenler yanılırlar.
Çin Seddi Babürşah'a engel olmadığı gibi, Kostantinopolis'in surları da Fatih sultan Mehmed'e engel olamadı.
Görünmez duvarlarla örülü Hindistan kast sistemindeki paryalar, işçiler, zenginler, yöneticiler ve Brahmanlar, değişik adlarla bütün ülkelerde vardırlar.
Parasına, bileğine, siyasetine, silahına sığınarak dokunulamayanların duvarlarını yıkmak Berlin duvarını yıkmaktan zordur.
Sevgili peygamberimiz, Mekke ve Medine'de gördüğü bu duvarları ve kast sistemini yerle bir etmek için o alemlere rahmet Hazreti Muhammed efendimiz önce kendisi, köleleri özgürlüğüne kavuşturmuş ve onlarla birlikte aynı sofrada yemek yemiş, daha sonra Mekke'nin fethi günü bütün dünyaya "Bütün insanlar Adem'in çocuğudur, Adem de topraktandır" diyerek insanlar arasına dikilen duvarları yıkıvermiş. (Tirmizi, Sünen, Tefsir-ül Kurman, Hucurat süresi, hadis no: 3266)
Benlik liflerinden kendisine duvar örenler, kendi duvarını açamayanlar açılım yapamazlar.
1400 yıllık tarihimizin hiçbir döneminde harp taktiği olarak yapılan kaleler hariç hiçbir şehrin etrafını surlarla çevirmemişiz.
Bizans, yaptığından korktuğu için İstanbul'un etrafını surlarla çevirmiş ama o surlar yine kendisine kabir olmuş.
Konstantinopolis, İstanbul olmadan önce surlarla çevrili iken, Müslüman askerler oraya girmeden önce İslâm'ın yüce kelamı surları aşarak gönüllere girmiş ve Bizans ahalisi, İstanbul sokaklarında kardinal külahı görmektense Müslüman sarığı görmeyi tercih ettiğini Vatikan'a bildirmişti.
Rabbimiz kafir topluluklarının psikolojisini bize haber verirken şöyle buyurur:
"Onlar sizinle ancak, sûrlarla çevrili şehirlerde veya duvarların arkasında savaşırlar. Onların kendi aralarındaki çatışmaları çetindir. Sen onları birlik sanırsın, kalpleri paramparçadır. İşte bu, onların akılsız bir toplum olmalarındandır." (Haşr suresi 14)
Çocuklarımıza ezberlettiğimiz İstiklal marşımızda Mehmet Akif Ersoy merhum ne güzel dile getirmiş:
Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
«Medeniyyet!» dediğin tek dişi kalmış canavar?
Yani ey kuzuları parçalamaktan dişleri dökülmüş canavar batı, kendini korumak için gökyüzüne çelikten duvar örsen de faydasız.
İmanın, güzel sözün, adaletin aşamayacağı duvar yoktur.
İslâm ulemasının ikinci adil Ömer diye kabul ettiği Ömer bin Abdülaziz, devlet başkanı iken şehrin valisi, "Efendim biraz tahsisat gönderseniz de şehrin etrafını surlarla çevirsek. Düşmana karşı korunmuş oluruz" demiş.
Devlet başkanı, "Şehrin bütün evlerini ve şehrin çevresini adalet duvarıyla çeviriniz. Taştan duvarlar yıkılır ama adalet duvarını yıkmaya güçleri yetmez" deyivermiş.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



