Bununla beraber hacdan evvel de Medine-i Tahire'ye gidilebilir. Fakat, Medine-i Münevvere, Mekke-i Mükerreme'ye giderken hacının yol uğrağı ise, önce Resûlullah (S.A.V.) efendimizin kabr-i şerifini ziyaret etmek bir vazifedir, manevi yakınlığa bir vesiledir. Bunu bir an evvel yapmamak, Kabr-i saâdetin ziyaretini hacdan sonraya bırakmak, katı kalpliliğin bir eseridir, o kişinin katı yürekli olduğunu gösterir. Bir kimse, yolu üzerinde bulunan sevdiğini ziyaret etmeden nasıl geçip gidebilir? Bu ziyaret adeta namazların evvellerindeki sünnetler mesabesindedir. Bu halde hac ve umre için ihram, sonraya bırakılır. Mekke-i mükerreme'ye gidileceği zaman Medine-i Münevvere ahalisinin mikat yeri olan Zülhuleyfe'den ihrama girilir.
Yapılan hac nafile ise, Kabr-i saâdetin hacdan önce veya sonra ziyareti arasında fark yoktur. Hacı, durumuna göre hareket eder.
Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin pürnûr olan Kabr-i saadetlerini ziyaret, manevi yakınlıkların en faziletlisi en şereflisidir. Nasıl olmasın ki bütün kainat, O Peygamber-i Zişan'ın nurundan yaratılmıştır. Bütün beşeriyetin en büyük, en muhterem rehberi O'dur. Bütün insanlara Hak Teâlâ'nın mukaddes dinini, mübarek kitabını tebliğ ederek insanları haktan, faziletten, hakiki medeniyetten haberdar eden O'dur.
O bir muazzam Peygamberdir ki, Kabri saadetinde her an lahuti nurlar, parıldanıp durmaktadır. O, aziz bir varlıktır ki, mescid-i saadeti bir emniyet yeri olup, münevver kabriyle mübarek minberi arası, cennet bahçelerinden latif bir bahçedir.
Ziyaretin usul ve adabı:
Resûlullah (S.A.V.) efendimizi ziyaret için Medine-i Münevvere'ye gidecek olan kimse, yolculuk esnasında, her zamankinden daha çok, bol bol salat ü selam getirmeli ve Medine-i Münevvere'ye yaklaştıkça bunu daha da artırmalıdır. Getirdiği salat ü selamlardan Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin haberdâr olduğunu bilmelidir. Çünkü Resûlullah (S.A.V.) efendimize getirilen salat ü selamlar O'na ulaşır. Evs b. Evs (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:
"Hiç şüphe yok ki Cum'a günü, en faziletli günlerinizdendir. Öyleyse o gün bana salavât getirmeyi çokça yapınız. Çünkü sizin salavatlarınız bana arz olunur." Orada bulunanlar:
- Salavatlarımız size nasıl arzedilir? Siz çürümüş olacaksınız! dediler. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:
"ALLAH Teâlâ, yere peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kılmıştır!" (Ebû Davud, Salat:207, No:1047; 1/342; Nesaî, Cum'a:5, 3/91, 92) buyurdular.
Ebu Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:
"Kim benim kabrimin başında bana salâvat getirirse, görevli bir melek onu bana tebliğ eder. Onun dünya ve ahiret işleri halledilir ve ben kıyamet günü ona şahitlik eder ve onun için şefaatçi olurum." Diğer bir rivayette de şöyle buyurdu:
"Kim benim kabrimin başında bana salâvat getirirse, ben onu işitirim. Her kim de bana uzaktan, başka bir yerden salâvat getirirse, o bana ulaştırılır." (Beyhekî, Şuabul-iman, No:1583, 2/218)



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



