Arapça olan bu üç kelimenin hayatımızda önemli bir yeri var. Çünkü hepsi aynı kökten türemiş. Üçü de birbiriyle alakalı ve bağlantılı.
Renk bilimciler yeşil rengin kalbe huzur verdiğini söylerler. Yeşilin kalp sıkıntılarını tedavi edici özelliği vardır. Nasıl mavi, beyaz, mor tonları beyni çalıştırırsa, kalbin rengi de yeşildir.
Bunu nereden biliyoruz? Kadim doğu bilgeliğinde sizin de birçok defalar işittiğiniz gibi, insan vücudunda enerji noktaları vardır. Bunlardan kalp çakrasının rengi yeşille ifade edilir. Ne zaman kırlara çıksak gönlümüz sürur bulur. Rengarenk çiçeklerin kokuları kadar, renkleri de bize mutluluk verir. Ormana gitsek, keşke geri dönmesek deriz. Hep bu yeşilliklerin içinde yaşasak...
Huzur ve sekinet için sadece yeşil yetmez. Güneş ışığı da gerekir. Renklerin kaynağı güneş değil midir zaten? Işık olmazsa renk olur mu? Renkleri bize sevdiren güneştir.
Yeşil huzur demektir. Kalbin dertten, kederden beri olmasıdır. Huzur İslam'dadır. Renk ilminde ve mana aleminde İslam'ın rengi de yeşil olarak çıkar karşımıza. İslam sembolizminde yeşil renk bilinçli olarak çok kullanılır.
Hızır değişik zamanlarda çıkar karşımıza. Sümer'de görürüz onu. Güneş ve bereket tanrısı 'Dumuzi' dir adı. Güneşi getiren, ışığı sağlayan ve toprağı yeşertendir.
Eski Yunanda ve Mısır'da bolluk ve bereket tanrılarıdır. Bazen adı güneş tanrısı 'Helios' olur bazen Anadolu'da Hıdrellez. Bazen Hıdır, bazen Hızır. Hem adı Yeşil demektir, hem de geldiği yeri yeşil nurla doldurur.
Hz. Hızır'ın Hz. Musa ile yaşadığı hadisenin her ne kadar Antakya sahillerinde geçtiği söylense de, yöre halkının iyi niyetinden kaynaklanan yanlış bir bilgidir.
Doğu ve Batı kaynaklarında Hz. Musa'nın bu uzun yolculuğa bir yardımcıyla çıktığı bilinir. Hıristiyan ve Musevi tarihçileri bu kişinin Yeşu (Yuşa AS.) olduğunda ittifak ederler. Sonraki İslam tarihçileri de aynı kanaati paylaşır.
Mısırdan kaçış sırasında büyük kahramanlıklar ortaya koyan, ahlakı, sadakati ve örnek davranışlarıyla Hz. Musa'nın ordusuna komutan tayin ettiği Yeşu'yu yanında götürdüğü hakikat... Musa peygamber vefat edince risalet Hz. Yuşa'ya verilir ve İsrail oğullarının başına o geçer.
Hz. Musa'nın Hızır'la Kehf suresi 60. ayette geçtiği şekliyle "...iki denizin birleştiği yer..." olan İstanbul'da görüştüğü ve yol boyunca yaşanan ibretlik hadiselerin ise yine İstanbul civarlarında yaşandığı keşif ehli tarafından iyi bilinir. Çünkü dünyanın merkezi İstanbul'dur. İstanbul'a sahip olan dünyaya sahip olur diye boşuna söylenmez.
Zaten Yuşa AS.'ın makamı İstanbul'da Yuşa tepesi denilen yerde bulunmakta. Hal ehli, Hızır'ın İstanbul'da yaşadığını çok iyi bilir. Hatta kuvvetli bir rivayete göre ikindi namazını Beyazıt Camiinde ikame eder.
Hızır AS.'ın görevi Noel Baba gibi belirli akşamlarda hediye dağıtmak değil... Oyuncağını kaybeden çocukların oyuncağını bulan, cüzdanını düşürenlerin eşyasını kapısına teslim eden bir görevli hiç değil...
Hz. Hızır gayb erenlerine (üçler, yediler, kırklar vb.) ve Allahü tealanın nice ordularına bizzat komutanlık eder. Hak - Batıl savaşını fizik ve metafizik dünyada bizzat sürdüren komutandır. Başkomutana yakışan Başkentte oturmaktır. Allah hepimizi Hızır'a yoldaş etsin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



