Kelimeler de insanlar gibi birer canlıdır. Her kelimenin kullanılış biçimiyle bağlantılı olarak bir de edebi vardır. Bu sebeple dil, kişinin işi gibi aynasıdır. İnsan, zihninden ve kalbinden geçirdiklerini kelimelerle ifade eder. Kelimelerin yerli yerinde kullanılması, dile hâkimiyet ve üslûp dediğiniz edebî zevki ortaya çıkarır. Edebiyat da, kişinin edebini gösterir. Çünkü edebiyat edebin edebiyatıdır. Hangi kelime nerede ve nasıl kullanılır, yoğunluğu nedir gibi hususlar kişilerin konuştukları dili bilmeleriyle doğru orantılıdır.
Anlayan anlamayan herkesin dilinde pelesenk haline gelen hoşgörü ile ifade edilmek istenen nedir? Bu kelime gerçekten yerli yerinde kullanılıyor mu diye hep merak etmişimdir. Bu sebeple olsa gerek ki, hoşgörü kelimesinin uluorta kullanılış biçimi bugüne kadar, benim aklıma da fikrime de hiç yatmadı. Kim kimi hoş görecek? Kim kime hoşgörü ile bakacak? Kim kiminle hoş görüşecek?
"Beni, bizi, onları hoş gör!" demenin anlamı nedir? Ben niçin hoş görüleceğim? Bir insan yanlış bir şey yapmış olması lâzım ki, karşısındakinden hoşgörü beklesin. Başka bir ifade ile ortada pek de hoş karşılanmayan birtakım eylemler olacak, sözler söylenmiş ki, bir başkası tarafından onlara karşı kişi hoşgörü ile davranabilsin. Hiç kuşkusuz söylenmiş güzel bir söze ve yapılmış iyi davranışa hoşgörü ile bakmaktan söz edilemez.
Bir kimsenin yaptığı ciddi bir yanlışı ve bundan dolayı bir suçu olacak ki, bu duruma, tepki göstermek veya ceza vermek / verilmesini istemek yerine, yapılan hatanın telâfisinin beklenilmesi veya görmezden gelinmesi hoşgörü bağlamında değerlendirilebilir.
Hiç kuşkusuz her insan yanlış yapabilir. Anne baba da buna dahildir. Aile ortamında bir çocuğun, "Yaptığı hatalardan dolayı ben babamı hoş görüyorum" demesi ne kadar edepli bir tavırdır? Yine yanlış söz ve hareketlerinden dolayı bir çocuğun, "Anne senin yaptıklarını hoş görüyorum" demesi ne kadar yerinde kullanılmış bir cümledir?
Bir öğrenci öğretmenine karşı "Öğretmenim! Derste yaptıklarınızdan dolayı sizi hoş görüyorum" demesi ne kadar pedagojiktir? Ancak bunların tersi doğrudur. Bir baba veya anne çocuğunu; öğretmen öğrencisini hoş görebilir.
Olayı farklı platformlara taşımak da mümkündür. Söz gelimi, uluslararası dilde Irak'ın, "Amerika'yı hoş görüyorum" demesi ne anlama gelir? Dinler arası diyalog ve hoşgörü toplantıları düzenleniyor. Hangi din, hangi dini hoş görecek? Böyle bir durumda kim kimden hoşgörü bekleyecek? Siz burada bir gariplik veya hinlik sezmiyor musunuz?
H H H
Bütün bunlardan sonra, uluslararası arenada hoşgörü açılımlarından söz edildiğinde, kim kimi hoş görecek? Kim kimden hoşgörü bekleyecek? Herkes aynı seviyede olmadığına göre, birinin üstünlüğünün kabulü, diğerini ister istemez yaramaz çocuk durumuna düşürmeyecek mi?
"Ben hatalıyım, ben kusurluyum, fakat ben uluslararası arenada kendime yer edinmek istiyorum, bana bu ortamda yaşama şansı / hakkı tanıyınız" anlamına gelen böyle bir tavır nasıl kabul edilebilir? Meselâ birçok ülke liderinin katılımıyla bir uluslararası hoşgörü toplantısı yapılmak istendiğinde, güçlülerin hoşgörüsüne sığınmak kendi konumunun meşru olmadığının kabulü demek değil midir? Çünkü, meşruiyet talebinde bulunuyorsunuz.
Demek ki, sizin meşruiyetiniz başkalarının tasarrufu altındadır, kim ki veriyor, o her zaman üstündür, güçlüdür. Birinin size, "Yaşama hakkı tanıyorum" demesinden ne farkı vardır, bir başkasından hoşgörü beklemenin...
Kişi ancak Allah'tan hoşgörü bekler, O'ndan bağışlanmasını ister. Fakat kişiler arası ilişkilerde, herhangi bir ârıza olmadığı sürece eşitlerden hoşgörü beklemek olmaz. Bu hal suçluluğun, aşağıda olmanın kabulü anlamına gelir. Meselâ Hz. Peygamber, "Başınızdakiler en hayırlılarınız olduğu, zenginleriniz hoşgörülü davrandığı ve işleriniz aranızda görüşülüp danışılarak yürütüldüğü sürece sizin için yerin üstü altından daha hayırlıdır" (Tirmizî, "Fiten", 78) buyurur.
Günümüz de hoşgörü kelimesinin anlamına uygun olarak toplumsal hayatta zayıf olanlar güçlülerden hak talebinde bulunuyorlar. Güçlüler de onların taleplerini değerlendiriyorlar; söz konusu taleplerden bir zarar gelmeyeceğine hükmettikten sonra, talebi "hoş görerek", birtakım hakların verilmesine karar veriyorlar. Hatta bu tür istekler, kişilerin doğuştan getirdiği yaşamsal haklar bile olabilmektedir.
Küçüklerin büyükleri, zayıfların güçlüleri, saygı duyanların saygı duyulanları hoş görmesinden söz edemeyiz. Hoşgörü güçlü olanların, büyüklerin gösterebilecekleri bir tavır veya kullanabilecekleri bir ifadedir: "Seni hoş görüyorum!" Bunun için hoş görülmeyi istemeyiniz. Adalettir istenmesi gereken...
Bir aslan mı tavşanı, yoksa tavşan mı aslanı hoş görecektir? Hâsılı günlük dilde sıkça kullanılan hoşgörü kelimesi çok güzel, anlamlı, zarif bir kelime, fakat yerli yerinde kullanılırsa...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



