milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ÖĞRETMENLERE YÜKSEK LİSANS İMKANI
  • HALEP'TEKİ PATLAMALAR: "25 ÖLÜ, 175 YARALI"
  • BÖYLE BİR DAYATMAYA MUHALEFET OLARAK KESİNLİKLE BOYUN EĞMEYECEĞİZ
  • SURİYELİ MUHALİFLERİN SINIR DIŞI EDİLMESİNE TEPKİ
  • KAMPTA İSLAM DİNİNE SAYGISIZLIK HAD SAFHADA
  • ''MOBİL'' AİLE HEKİMLERİNİN İŞ YÜKÜ HAFİFLEYECEK

Horozu bol çöplüğün sabahı olmaz

31 ARALIK 2009
PER 03:30

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Modern siyaset teorisinde baskı grupları/mekanizmaları başlığı altında, modern dönemde ortaya çıkmış, siyaseti etkileyen, siyaseti yönlendiren bazı mekanizmalardan bahsedilir. Bunlardan en önemlilerini sıralayacak olursak birisi medya, diğeri sivil toplum örgütleridir. Bugün sivil toplum örgütleri her ne kadar kısmen siyasi iktidarlara entegre vaziyette olsalar da basın zaman zaman görevini yapıyor ve siyaset üzerinde bir baskı mekanizması olabiliyor. Ancak her iktidarın kendi medya grubunu ve sermaye zümresini ürettiğini de unutmayalım.

Peki modern dönemlere kadar siyaset kurumu üzerinde hangi gruplar etkiliydi ve siyaseti ne şekilde yönlendiriyorlardı? Bu kurumlar hala varlıklarını devam ettiriyorlar mı? Kendi tarihimizden bir örnekle devam edelim.

Osmanlı Devleti'nin külleri üzerine bina edilen Türkiye Cumhuriyeti devleti, genetik olarak Osmanlı Devlet geleneğinden bazı alışkanlıkları kendi bünyesinde tuttu. Redd-i miras, devlet geleneği bakımından çok da etkili olamadı. Bilindiği gibi Osmanlı devlet yönetiminde özellikle üç grup etkili olmaktaydı: İlmiye, Kalemiye, Seyfiye.

İlmiye sınıfı Osmanlı'nın son dönemlerine doğru ciddi anlamda yozlaşmış, iktidar ve ilmiye sınıfı ilişkileri hakkaniyet ve adaletten çok çıkar ilişkileri üzerine kurulmuştu. İlim adamları devlet aygıtının başında oturanlara meşruiyet üretmekle meşgulken, iktidar sahipleri de kendi otoritelerini sağlamlaştırmak adına ilmiyeyi hoş tutmak gibi bir tavrı benimsiyorlardı. Oysa İslam siyasi geleneğinde esas olan sultanın sofrasından uzak durmaktır. Nizamül Mülk siyasetnamesinde der ki "iyi sultan alimlerin çevresinde dolaşan, alimlerin peşinden koşan sultan, kötü alim ise saraya yakın duran iktidardakilerın peşinden koşan alimdir".

Osmanlı'da ikinci önemli sınıf kalemiye dediğimiz bürokrasi sınıfıdır ki saray bürokratları zaman zaman padişahları yanlış yönlendirerek, padişahların yanlış kararlar almasını sağlayarak kendi otoritelerini sağlamlaştırmışlardır. Özellikle Tanzimat bürokrasisi siyasete ağırlığını koyan kalemiyenin etkin olduğu dönemin adıdır.

Diğer taraftan üçüncü önemli grup ise seyfiyedir ki yeniçerilerin zaman zaman başvurdukları kazan kaldırma hareketleri, padişaha baş kaldırma, isyan çıkarma yeri geldiğinde iktidarı alaşağı etme faaliyetleri meşhurdur. II.Osman, IV. Murat ve IV. Mehmet zamanındaki yeniçeri isyanları meşhur olup en fecisi Genç Osman'ın Yedikule zindanlarında boğulması ile sonuçlanmıştır. Yani Osmanlı döneminde asker padişah kellesi almıştır, alabilmiştir. Demek ki siyaset üzerinde en önemli üçüncü güç askeriyedir.

Peki Osmanlı'dan bugüne geldiğimizde ne değişti? Bu üç grup hala etkinliğini sürdürüyor mu? Cumhuriyete tevarüs ettiğine bir çok açıdan şüphe duymayacağımız  bu üç akıma kısaca göz atalım.

İlmiye sınıfının yerini bugün adına üniversite denilen modern kurumlar aldılar. Osmanlı'da iktidara gerek fetva çıkararak gerekse iktidardan yana tavır alarak meşruiyet üretmeye kalkan sınıfın  yerini bugünün akademisyenleri geldiler. Bugün üniversiteler rejime meşruiyet üreten, pozitivist aydınlanmacı felsefeyi ve salt anlamda aklı esas alarak modern iktidar aygıtının doğrularıyla/yanlışlarıyla ayakta kalmasını sağlayan bir mekanizma durumunda. Ordudan sonra rejimi koruma ve kollama görevi üniversitelere verilmiş durumda. Üstelik durum Osmanlı'da olduğundan daha vahim. Üniversiteler belli bir ideolojinin misyoneri olmakla birlikte zaman zaman sokağa dökülüp darbe çığırtkanlığı bile yapabiliyorlar.

Peki bugün Osmanlı'daki kalemiye bugün ne oldu? Modern dönemde adına bürokrasi denilen aygıt ise hantal kamu organizasyonuyla statükonun değişmesi önünde ciddi bir set oluşturuyor. Bürokrasi halen birey/millet odaklı bir devlet yapısı için gereken dönüşüme mani olmak istiyor. Bireyin devlete kul köle olduğu bir rejimden devletin bireye hizmetçi olduğu bir anlayış ve yapıya bürokrasinin de sağlandığı dirençten ötürü geçilemiyor. Siyasetin emrinde olması gereken bürokrasi aynı Osmanlı'da olduğu gibi siyaset kurumu üzerindeki vesayetini sürdürüyor.

Ya seyfiye? Yani askeriye? Bugün askerin siyaset üzerinde ciddi bir vesayet oluşturduğu ciddi  ciddi yazılıp çiziliyor. Entelektüel, akademik çevrelerin her dönemde en popüler -güncel konusu asker-siyaset ilişkileri. Osmanlı döneminde padişah kellesi alan asker cumhuriyet döneminde neler yaptı? Dört büyük askeri darbe geçirdi Türkiye. Arasıra yayınlanan muhtıra niteliğinde belgeler ise işin sos kısmını oluşturuyor. Siyasete balans ayarı yaptığını düşünen asker ara dönemler üreterek siyaset üzerindeki ağırlığını öylesine hissettirdi ki Osmanlı'da yönetim üzerinde ağırlık koyan yeniçeri ile bugünün militarist anlayışı arasında pek fark yok sanki. Yani dün asker neyse bugün de o. Peki Türk milletinin asker millet olma özelliği ile bu genetik bağ arasında nasıl bir korelasyon var? Aslında bunun da üzerinde düşünmek gerek. Hikmet-i hükümetinden sual olunmayan asker her dönemde yapılan anketlerde en güvenilir kurumlar arasında yer almıyor mu? Demek ki burada bir soru işareti var.

Neticede şunu söylemek mümkün: Evet biz Osmanlı'nın bakiyesiyiz. Her ne kadar cumhuriyeti kuran irade Osmanlı'dan kalan her şeyi silip atmak istediyse de devlet yönetimi geleneğimiz açısından değişen pek bir şey olmadı. Asker, bir kısım ilmiye sınıfı ve bürokrasi yüzyıllara yayılan kemikleşmiş bazı tutum va davranış biçimleri içerisindeler.

Şimdi yapılması gereken üç önemli şey vardır: Birincisi geçmişimizle yüzleşerek empati yapmak, kendimizi askerin, bürokrasinin ve akademinin yerine koyarak genlerimize işlemiş bazı alışkanlıkları nasıl değiştireceğimizi hesaplamak. İkincisi modern dönemde Türk milletini mutlu kılacak bir yönetim biçiminin nasıl var edileceğini hesap etmek ve bunu uzun dönemli siyasi planlarla pekiştirmek. Çünkü Türkiye demokrasinin tüm araçlarını yeterince etkin kullanamamaktadır. Velayet ve vesayet demokrasisi bugünün koşullarında toplumu mutlu etmez, devletin bekasına da gölge düşürür. Üçüncüsü ise hakkaniyet ve adalet devleti anlayışı tüm topluma nasıl şamil kılınır? Herkesin devlet üzerinden rant devşirdiği, devletin hala önemli bir kar merkezi olduğu bir sistemde kolektif mutluluktan ve huzurdan bahsetmek mümkün değildir. Devlet bir sömürme, semirme kaynağı olmamalıdır. Devlet yegane kazanç kapısı olursa oraya üşüşen parazitlerin sayısı da bir o kadar fazla olur.

Ve unutmayalım ki siyasal sorunların çözümü yine siyasetle mümkündür. Siyasi mekanizma üzerindeki vesayet ne zaman kalkarsa siyaset mekanizmasının çözüm üretme kabiliyeti o kadar artar. İktidarı paylaşan güçlerin önemli bir kısmı siyasal iktidar üzerindeki ağırlığını geri çekmedikçe bu ülke kalkınmaz. Ülke ancak ve ancak seçilmiş siyasi iradenin sorumluluğunda olmalı, hizmet eden de hesap veren de onlar olmalıdır. Yine unutmayalım ki "horozu çok olan çöplüğe sabah gelmez".

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 31.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: osmanlı, horoz, çöplük, demokrasi,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Akif Çarkçı

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Seviyesiz siyaset
    2. Yırtıcı kapitalizmle yüzleşmek...
    3. Küreselleşme ve kapitalizm
    4. Adakent’in çilekeş çocukları
    5. Bizde istifa geleneği neden yok?
    6. Üretmeden tüket, sonra da iflas et!
    7. Horozu bol çöplüğün sabahı olmaz
    8. Cumhuriyeti monşerlerden kurtarmak
    9. Açılımın pas geçtiği noktalar
    10. Ülkede herkes provakatör, gerçek zanlılar nerede?
    1. Atatürk’ün ordu-siyaset ilişkilerine bakışı nasıldı?
    2. Alim ve arif arasında fark var
    3. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    4. Şehir, kültür ve medeniyet...
    5. Küreselleşme ve kapitalizm
    6. Neo-Con’ların İslâm’la mücadele stratejileri ve Türkiye yansımaları
    7. Ortadoğu’nun şımarık çocuğu Türkiye’den ne kadar güçlü?
    8. Milli Şairimiz Mehmet Akif Teşkilat-ı Mahsusa’ya çalışmış mıydı?
    9. Bir Ömrün Hikâyesi: Sabahattin Zaim
    10. Seviyesiz siyaset
    1. Alim ve arif arasında fark var
    2. Otomobil mi yiyip içeceğiz?
    3. İdam cezası geri mi gelmeli?
    4. Sorunlu olan, cemaatlerin politize olmasıdır
    5. Tümden yapılanma ihtiyacı
    6. Dini, ticarete alet edenler...
    7. Şarlatanlar, deliler, cimriler ve asalaklar
    8. Oligarşik güçlerin demokrasi tahayyülündeki arızalar
    9. “Azaltılmış İslâm” modeline içeriden desteğin sırrı nedir?
    10. MİT’in ele geçirdiği Siyonist protokol...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Böyle bir dayatmaya muhalefet olarak kesinlikle boyun eğmeyeceğiz
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. İrtica.org kuradan çıktı
    4. 'Sanki savaşa gidermiş gibi konuşuyor'
    5. Darbecilerin kıydığı hayatlar
    6. MHP'li vekil, Bahçeli'nin disipline sevkini istiyor
    7. Görevimiz Meclisi çalıştırmak
    8. İktidar savaşı
    9. Doğan'a göre dava yanlışlıkla açıldı
    10. Tarihçi Yılmaz Öztuna vefat etti
  • Diğer

    1. Öğretmenlere yüksek lisans imkanı
    2. Halep'teki patlamalar: "25 ölü, 175 yaralı"
    3. Suriyeli muhaliflerin sınır dışı edilmesine tepki
    4. Kampta İslam dinine saygısızlık had safhada
    5. ''Mobil'' aile hekimlerinin iş yükü hafifleyecek
    6. 881 yıldır ezan sesi yükselen cami
    7. Kazakistan'dan Kaşagan uyarısı
    8. Su kuşlarının sığınağı: Mogan
    9. RİDA, Afrika ve Türkiye'de 4 binden fazla yetime ulaştı
    10. ''Arama kurtarmadan sonra ilk yardım müdahalesi çok önemlidir''
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Tezkereyle mi dönecek?
    5. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    6. BÇG'yi de görün
    7. Derin savaş
    8. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    9. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    10. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
  • Çok Yorumlanan

    1. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    2. Cübbeli Ahmet Hoca'yı Kamalak savunacak
    3. Türkiye tohum üretim ve ihracatında rekor kırdı
    4. Haniye İran'a gidiyor
    5. İstifa eden başkana tutuklama
    6. Uluslararası Af Örgütü endişeli
    7. Sinemanın Ankara'sı
    8. Humus'ta kan durmuyor
    9. Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...
    10. Polonya'da 62 ölü var!
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek