Aslında bu yazıyı Cumhuriyet bayramına yakın günlerde yazmak istiyordum. Bekleyemedim. Bu ülkenin güzel insanlarından rahmetli Muammer Dolmacı'dır yazı mevzuumuz. Bilenlere bir hatırlatma, tanımayanlara da bir merak olsun isterim. Unutulmamayı hakedenlerden olduğuna ittifak vardır bu ülkede.
Neredeyse çeyrek asır olmak üzere, onu bir trafik kazasında kaybettiğimiz günden beri. O günlerde onu anlatanların söyledikleri ve onun hakkında yazılanlar "Bir vakıf insan" başlığı altında kitaplaşsın gayretimin tek bir hedefi vardı: Teknik üniversitelerden mezun arkadaşlarımızın, teknokrat sıfatı kazanan arkadaşlarımızın onu örnek almaları. Giden bir Muammer Dolmacı'nın yerine onlarca, yüzlerce Muammer Dolmacı'nın gelmesini beklemek/ummak çok lüks bir istek/dilek değildi benim için. Çünkü ben onu son yıllarında tanımış ve birlikte olduğum günleri yaşamıştım; sayılı olsa da.
Partilerin yasaklandığı ihtilal günlerini yaşıyorduk. Ziyaretine gelen Özal'ın adamları diyebileceğimiz bürokratların/siyasetçilerin bol olduğu günlerde o, sessizce Refah Partisi'nin İstanbul il teşkilatı dosyasını hazırlamıştı. Yasakların kalktığı pazartesi sabahı, resmi dairelerin işe başlama saatinde de valilik makamına teslim etmişti.
Ben neden çok önemsemiştim, Muammer Ağabey'in Refah Partisi İstanbul teşkilatını kurmasını? Anlatmak istiyorum: 1983 seçimlerine üç partinin katıldığını herkes biliyor bu ülkede. Dört eğilimi toplayan Özal'ın köprüyü sattırmak(!) istemeyenleri yanına eğilim(!) olarak almaması oyununa gelenlerin ANAP'ı iktidar partisi yapmalarının ertesi günü yemek saati sohbetinde ANAP'a ve diğerlerine oy vermediğini söylediğinde bir hoş olmuştum. Benim de yaptığım hatayı yapmamasını Muammer Ağabey'in, bugün ancak anlayabiliyorum. Herşeyiyle içinde olduğu Refah Partisi ihtilalcilerce diğer partilerle birlikte seçime sokulmamışken, o, neredeyse bütün kadrosunu tanıdığı ve hatta çok daha fazla tanıdığı Özal'ın partisine oy vermemişti. Onun bu kararlılığı ve tahmin etmekte zorlanmadığım gerekçeleri bizim yerimizi gayet net bir şekilde belirlemektedir bugün.
Rahmetli Muammer Ağabey'e Erbakan Hoca'yı ve ilişkilerini sorduğum bir gün, "Her görüşmede kaldırmakta güçlük çektiğim vazifeler/görevler veriyor/yüklüyor." demiş ve MSP'den işkence yapar gibi tek tek gidenlerin olduğu günlerde gördüğü bir rüyasını anlatmıştı: "Dümdüz bir ova veya çöl düzlüğü.. Yürüyoruz, büyük bir ordu kalabalığı gibi.. En önde Hoca'mız. Ardına bakmadan yürüyor. Kalabalıktan kalanlar var, ayrılmalar var. Lakin Hoca hiç arkasına bakmıyor. Hoca hiç arkasına bakmıyor!"
"Hoca bize bakmıyor! Hoca bizi hiç dinlemiyor!" Diyenleri hiçbir zaman önemsediğim kişiler listesine almamamı, bu Muammer Ağabey rüyası mı sağladı, bilemiyorum. Gerçi onlar gittikleri yerlerde de hiç dinlenmediler.
Muammer Dolmacı'nın bu ülkenin bir güzel insanı/bir vakıf insanı olduğunu hatırlatmak istedim. Durduğumuz yerin kontrolümüz dışında bir yer olmaması gerek..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




