Uzun bir zamandır bu konuyu yazmak istiyordum. Son dönemde gelişen, iç bünyemizi sarsan olaylar ve düşüncedeki çözülmeler, üzerimize düşen sorumluluk ve duyarlılık dışa bakışımızı engelledi.
Heronların ve teknolojinin İsrail üzerinden ülkemize verilmesi önemli bir sorundur öteden beri. Orta Doğu'yu içten kuşatmaya, İslâm dünyasını parçalamaya ve etkisizleştirmeye dönük büyük oyunun asıl aktörüyle işbirliğine girmek bu işin sorumluluğunu taşıyanları daha bir düşündürmeli.
Türkiye siyasal anlamda kendisini Abede'ye dolayısıyla Siyonizm'e bağımlı hâle gelmesi çözümsüzlüğün aslını oluşturuyor. Dört bir yandan gerek teknolojik ve gerekse ekonomik bağımlılık Türkiye'yi içinden çıkmaz bir hâle sokmuş bulunmakta.
F16 uçakları Abededen alınıyor, fakat Abede onların teknolojik bakımını İsrail üzerinden yaptırtıyor. Abede'ye bağımlılık, İsrail'e, dolayısıyla Siyonizm'e bağlılık hâline getiriyor.
Orta Doğu'da ve Türkiye'de gerek ayrışmalar ve gerekse çatışmaların arka planında da bu egemen güçler var. Türkiye'deki kimi önemli gelişmelerin ve dönüm noktalarının olduğu zamanlarda tırmanan terör ve gerginliklerin arkasında da bu egemen güçlerin olduğu bilinen bir gerçek.
1974'te CHP-MSP koalisyonu sonrasında tırmanan terörün önemli gerekçeleri vardı egemen güçler için. Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yapılması, ağır sanayi hamlesinin başlatılması, CHP ve MSP gibi birbirine çok aykırı ve uç gibi duran iki görüşün bir araya gelmesi, bir uzlaşma ortamının oluşması dünyayı yöneten egemen çevreleri tedirgin etti. Olaylar tırmandı, peş peşe darbeler yapıldı.
Erbakan Hoca'nın Siyonizm dikkat ve duyarlığını yabana atmamak gerekir.
Bu gerilimli süreç uzun zaman sürdü.
Abede, uyumlu çalışabileceği, içeriden de çok fark edilemeyecek yönetimleri tercih etmesi 1980 sonrası uygulamasıdır. Gerek Turgut Özal ve Gerekse Recep Tayyip Erdoğan bu anlamda biçilmiş kaftanlardır. Çünkü 1980 sonrasında birlikte çalıştığı hiçbir iktidar ile istenilen sunucu alamadı. Ecevit, Yılmaz, Çiller, Demirel toplumun büyük katmanlarında karşılık bulamadılar. Aslında bu dengeleri bozan Milli Görüş hareketinin Türk siyasal yaşamında dengeleri bozmasından kaynaklanmıştır. Gerek sanayileşme, gerek milli politika hamlesi egemenleri rahatsız etti.
Irak işgalinin her iki döneminde de Türkiye'de iktidarda muhafazakâr yöneticiler Turgut Özal ve Tayyip Erdoğan var.
Gerek Filistin, gerek Irak ve daha başka emperyal güçlere karşı direnen büyük mitingler yapan dünya kamuoyunu hareketlendiren de Millî Görüş oldu. Muhafazakâr iktidarlar bu dönemlerde Milli Görüş karşısında sürekli zorlandılar.
Gelelim heronlara yani neronlara... Heronla İsrail yapımı. Onların teknolojik bakımı ve yönetimi de İsrailli teknik elemanlarda. Türkiye'nin bugün en önemli sorunu terör. Terörün arkasında ise egemen güçlerin servislerinin olduğu gerçeği artık gizli değil. Mavi Marmara gemisi olayı ile birlikte patlayan terör, Deniz Kuvvetlerine ait bir birliğe olan saldırı bir rastlantı olmasa gerek.
Türkiye'de kimi terör yöntemlerinin hangi izlekte olduğu, nerelerden beslendiği gün gibi ortada.
Filistin ve Irak katliamlarında Milli Görüş'ün duyarlığı, muhafazakâr iktidarları hep zorda bıraktı. Onlar da Milli Görüş tabanının baskısı karşısında zorlandılar. Özellikle AK PARTİ iktidarı. One minitue çıkışı da bunun bir sonucuydu. Heronlar güneyde kendi çıkarları için istedikleri gibi bir çalışma ve yönlendirme içindedirler. Yani içimizdeki şeytanlar. Terörün bitmesini istemeyenlerin araçlarıyla iş görmeye çalışıyoruz. Batı ruhlu medya ise onların bu araçlarını yere göğe sığdırmıyorlar. Zaten One Miniute'den sonra keyifleri iyice kaçtı. Bunun bedeli kimi iktidar ve çevreler için de ağır oluyor. Heronlar skandalı beklenen bir durumdu. Terörü destekleyen servisler Heronları sizin lehinize kullanırlar mı hiç? Asıl sorulması gereken soru bu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



