Kıyaslanamaz, devredilemez, birşey, tarz. Yol, bir hak iken gasp ediliyor, para, çalınabilen birşeydir, düşünce, alınabiliyor, mümkündür ve yaşanıyor.
İktisat, birçok zaman, soygun, aktarma, silme, değer yükseltme, ödüllendirme, köleleştirme, sınırsızlaştırma, savaş ve barış, iknâ etme, geleceğin ortadan kaldırılması, refah artışı, için kullanılabiliyor, kullanıldı.
Her memleketin ideali olur. Doktrin diye birşey var. İdeal bir diğer ülkenin ideali ile aynı, özdeş, denk, değil. Geleceğin tarihi, tasarlanmış gelecek, ideal, tıpkı tarihin tasarımı, fikri, kavranması gibi her ülkenin, bireyin, kendine ait. İşgal edilmedikçe, işgal edildiğini hissetmedikçe, her ülke, kendine ait tarih ve ideal ile ilişkili. İlişki, varoluş ilişkisi.
Her borçlu aynıdır: Hayatına müdahale etmek iktidarı olmayan, sözü dinlenmeyen ve söz dinlemek durumunda olan, hürriyetsiz ve tarzsız.
Borç, hareket imkânını ortadan kaldırır. Borçlu kişi, seyircidir. Ağır borçlu bir devlet siyasal açıdan bağımsız değildir, olamaz. Kanundur: Devletin hareketsizlendirilmesi devletin borçlandırılması ile gerçekleştiriliyor. Gasset'e göre, devlet, harekettir. Sonuç: 'Borç, devletin varlığına yönelik bir saldırı'. Hareket edemeyen bir devlet, devlet olmak durumunu yitirir.
Bir: Devlet ağır borçlu. İki: Borcun vadesi kısadır ve faiz oranı yüksektir. Üç: Borç, borca olan bağımlılığı artırıyor, devlet borçlanmaktan kurtulamıyor. Dört: Devlet borcunun varlığı gelir dağılımını etkiler, normal olarak. Devletin her yıl ödediği milyar dolar faiz sayısını, gerçekte, ödeyen geniş kitledir, iş adamları, zenginler değil.
Eskiden yalnız devlet borçlu idi. Firma ve hanehalkı, boçlu değildi. Borç konusunda, yeni olan şey şu: Bugün firma ve hanehalkı borçlu. Devlet dışında, devletten ayrı olarak, firma ve hanehalkı, borçlu. Türkiye tarihinde ilk kez, hanehalkı, bu kadar çok borçlu durumda. Tüketici kredisi, konut kredisi, kredi kartı borçları toplamı yüzmilyar liranın çok üzerinde. 130 milyar lira. Firma borçları ise daha çok yurt dışındaki bankalara. Büyük firmalar, döviz kurunun faiz ile ilişkisi nedeni ile Türkiye dışından borçlanmayı kârlı buldular. Borçlandılar. Firma ve hanehalkı borçlarının toplamı 'özel kesim borcu' olarak sayılır. Bugün yüksek olan borç sayısı işte bu.
Borç sayısının yüksek olması iki sonuç oluşturur. Bir: Ödenen faiz sayısı yüksektir. Faiz ödemek refah kaybetmek, anlamına gelir. İki: Gelir dağılımı bozuluyor. Faiz ödemesini yapan toplumun büyük kesimi oluyor. Faiz, az sayıdaki alacaklının elinde toplanmaktadır, toplanıyor. Üç: Borcun çevrilebilirliği, borç sayısının yüksek olması nedeni ile güç oluyor. Bu durum, büyük problem olabilir. Yeni borç bulunamadığında, borç krizi ile karşı karşıya kalınır.
Yapılması gereken, borç yükünden kurtulmanın yollarını oluşturmaktır. Borçların 'yeniden yapılandırılması' politika ile mümkün.
Politikasızlık maruz kalmak ile sonuçlanıyor, sonuçlanacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



