Hayat bazen ara verir. Siz, bir takım eylemlere ara verirsiniz. Lakin arayı veren siz değil, hayattır. Herhangi bir yerde olursunuz. Kimse bilmez. Siz de bilmezsiniz. Bilmediğiniz için bilinmez. Arayı veren hayatsa, hayatla aranıza girmiş şeyler vardır. Mesele uzundur, uzatmamak lazım. Uzatmaya da ara verelim.
Biraz geç olsa da Oscar ödüllerini ele almak lazım gelir. Haberlerden kumuş/görmüşsünüzdür. Uzun uzadıya hepsini yazmaya gerek yok.
Dikkatimi çeken birkaç noktayı irdelemek isterim. En iyi filmi alan 'The King's Speech' (Zoraki Kral) hak etmedi dersek haksızlık ederiz. Ancak ilginç olarak diğer adayların hemen hepsi de ödülü alabilecek filmler. Elbette öyle oldukları için aday oluyorlar da Oscar'da her zaman adayları bu kadar benimsediğimi söyleyemem.
Inception (Başlangıç) teknik dallarda ödülleri topladı toplamasına da asıl özgün senaryo ve hatta en iyi film kategorilerinde ödül almamasına şaşırdım. Hoş, İngiliz filmleri konusunda Akademi'nin ne kadar hassas olduğu hep söylenir. Bunun bir örneği olarak 2011 ödüllerini gördük. Hepsi tamam da en iyi özgün senaryo ödülünü de Zoraki Kral'ın alması garip. Gerçek bir hikayenin sinemaya aktarılmasının neresi özgün. Başlangıç ya da Black Swan (Siyah Kuğu) dururken bu ödülü nasıl olur da Zoraki Kral'a verirler, anlamak zor.
Oyuncu dallarındaki değerlendirme şaşırtmadı. Siyah Kuğu'daki oyunuyla Natalie Portman ödülü alamasaydı haksızlık olurdu gerçekten. Zira Portman, genelde kısır bir görüntü veren sinemasal zenginlik arasında harika bir performans ortaya koydu.
Bal'ın seçilemediği yabancı film kategorisinde Biutiful'un kazanması beklenirken ödül, Better World ile Danimarka'ya gitti. O filmi izlemediğimi itiraf edeyim. Biutiful'u izlemiş biri olarak ödülü alamamasına çok şaşırdığımı söyleyemeyeceğim.
Merak etmeyin, 'biz ne zaman Oscar alırız' muhabbetine girmeyeceğim. Öncelikli olan bizim nasıl sinema yapacağımız konusu. Oscar'ı almanız şart değil. Emin olun değil. Oscar'ın gerçekten bir kıstas olmadığını daha önce defaatle yazdım. 'E sen niye irdeliyorsun o halde' diyecek olursanız da 'sektörün dünyadaki merkezi olduğu için' cevabını vereceğimi tahmin edersiniz. Nasıl ki çok sık kötü film izlemek zorunda kalıyorsak (birçok defa bile bile), bu tür konulara da eğilmek zorundayız.
Aslına bakarsanız bu mesele de çok uzun. Hiç girmesek iyi olacak. Gelin ben size biraz gişeden bahsedeyim...
2011, oldukça bereketli başladı. İki ayda izleyici sayısı 10 milyonu aştı. Sezon olması açısından normal olmakla beraber, geçtiğimiz yıl aşılan 40 milyon barajının yeniden aşılabileceği ümidimiz korunuyor. Sinema sektörümüzün büyüdüğüne işaret olan bu durum genel olarak sevindirici. Özelde ise çok izlenen filmlerin komedi olması ve sanat olduğu konusunda ısrarcı olduğum sinema açısından bir katkı sağlamaması can yakan bir manzara.
Yok, buraya da takılmayacağım. Biraz gişeden bahsedip yazıyı bitireceğim.
2011 yılının ilk iki ayında vizyona giren film sayısı 41. Bunun yarısına yakını yerli yapım. Box Office Türkiye verilerine göre en çok izlenenlerin başını ise yine yerli filmler çekiyor.
İlk filminde beklenmeyen bir başarıya imza atan ve geciktirmeden serinin ikinci filmini çeken Ata Demirer'in Eyyvah Eyvah'ı var. Eyyvah Eyvah-2, sekiz haftada 3 milyon 863 bin 632 kişi tarafından izlendi. Bu yılın en çok izlenen filmi olmayı başardı diyebiliriz.
Listenin ikinci sırasında, serinin diğer filmlerine nazaran hayak kırıklığına yol açan ancak konusu itibariyle sinema tarihimizde ayrı bir yer edinen Kurtlar Vadisi-Filistin yer alıyor. Film, 5 haftada 1 milyon 932 bin 597 kişi tarafından izlendi.
Duygusal bir film olarak beklenmeyen şekilde başarı kazanan Aşk Tesadüfleri Sever, 4 haftada 1 milyon 828 bin 154 kişi tarafından izlenirken; uzun süre konuşulan ve yine konusu bakımından ayrı bir yer tutan Hür Adam: Bediüzzaman Said Nursi ise bir milyon sınırının altında kaldı. Film, 8 haftada 943 bin 451 kişi tarafından izlendi.
Oscar'da ödül alan filmler ise gişemizde aynı rağbeti görmedi. Zoraki Kral iki haftada 81 bin 12 kişi tarafından izlenirken, Siyah Kuğu bir haftada 77 bin 392 izleyiciyi sinemaya çekebilmiş. Biutiful, beş hafta sonunda 58 bin 452'lik bir gişe yapabildi. Üç hafta sonunda 27 bin 377 kişinin izlediği Dövüşçü ise Oscar'lı filmler arasında en az rağbet gören olarak dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye'de vizyon gören Başlangıç, Oscar'lı filmler arasında en çok sükse yapandı. Film, 21 haftada 1 milyon 100 bin 649 kişi tarafından izlendi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



