Yeni olan, eskinin neyini değiştirerek yenilik yapmaktadır? Yenilik, eski adamları değiştirmek ise, hoş geldin yeni adam demek lazım. Yenilik, eski düzeni değiştirmek ise, hoş geldin yeni düzen. Ama yenilik, eski zihniyeti değiştirmek ise, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz... Şimdi bakalım, Türkiye'de neler değişiyor ve biz kime-neye hoş geldin diyoruz!
Devlet ile düzen, vücut ile kan gibidir. Bizim devlet vücudumuz sağlam iken 6 asır insanlığa yol gösteren bir rehber, hasta (adam) iken bile insanlığın sığınacağı bir kale olmuştur. Vücudun bu sağlamlığını görenler, devlet geleneğimizi (ortadan kaldıramadıkları için), düzen değişikliği ile akamete uğratmayı planlamış ve vücuttaki kanı değiştirmişlerdir. Bugün ortaya çıkan sorunların temelinde bu vücut değil, vücuttaki kanın tesiri yatmaktadır. İşin özü, bu kan bu vücutta olduğu surette bu vücut sağlam olamayacak, sağlam vücut olmadan da sağlam kafa bulunamayacaktır.
Şimdi bütün yeniliklere, değişikliklere yeniden bir göz atalım. Balyoz atılan yer, damar mı, vücut mu? Değişen şey, kan mı, kafa mı? Hiçbiri... Değişen sadece adamlar.
Eskisi gitsin, yenisi gelsin ama düzen devam etsin. "Gelen ağam, giden paşam" dışında ne değişiyor ki... Bu kafayla korkarım ki, vücudu da kaybedeceğiz. O halde, bir kez daha bakalım: kanımızı temizleyerek vücudumuzu mu sağlamlaştırıyoruz, yoksa kan ilavesi mi yapıyoruz? Yapılan bir kan ilavesi ve işin sonunda "kan uyuşmazlığı" gözüküyor.
Pergelin sabit ucu kaydırılmıştır. 28 Şubat bu kaydırmanın bir programı olmuştur. Şimdi herkes pergele bakarak karar veriyor, ancak pergelin sabit ucu neyin üzerinde diye bakan yok. Çünkü önemli olan bu pergelin çizeceği çemberin genişliği ve bu çemberin içinde kalma telaşı. Bu genişlik, bütün ülkeyi kapsasa da, yörüngesini kaybettiği için bütün ülkeye kaybettirme ihtimali de taşıyor. Tarih tekerrür etmemeli. Yüzyıl öncesinde "Yeni Osmanlıcılık", şimdi yerini "Yeni Türkiyecilik"e bırakmakta. Değişen tek şey, tabela...
Asırlarca sağlam vücudun karşılarında duramayan zihniyet, şimdi bu vücuda verdiği kirli kana ilave yaparak son viraja girmek istiyor. Bu iş de başarıldığında onlar için "her şey yolunda" olacak. Belki bizim ekserimiz de böyle zannedebilir ama yolun sonunu yüzyıl öncesinden ibret alarak görenlere göre, gidilen yol, yol değil. Bu yüzden, vücudumuzdaki kanı temizlemeliyiz. Böylece, vücudumuzu sağlamlaştırabilir ve sağlam kafaya ulaşabiliriz. Şimdiki kanla değil bu kafaya ulaşmak, kıyıda köşede bu kafaya sahip olanları da kaybedebiliriz.
Eğriye "eğri" bakan, eğriyi "doğru" görür. Önce, eğri bakışımızı doğrultalım. Sonra gördüğümüz eğriyi doğrultmak daha kolay olacak. Türkiye'nin yarınları, sağlam kafanın sağlamlaştıracağı sağlam vücutla emin kılınabilir.
Şimdi bakalım, Türkiye'de neler değişiyor ve biz kime-neye hoş geldin diyoruz! Biz sadece, sağlam kafaya hoş geldin demek isteriz. Çünkü bizi hoş kılacak sadece o kafa olacaktır. Bir tane bile kalsa, herkesi kurtaracak bu kafaya sahipsek, ona daha fazla sahip çıkalım. Sahip çıkmak, bilinen yolda kalmaktır. Her şey yolunda olmasa bile...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



