milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Her şartta ve koşulsuz olarak 'kralımız çok yaşa' diyenlere...

03 EKİM 2011
PZT 00:35

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Gerçek bir LAİKLİK dersi

"Kişiler laik olmaz, devlet laik olur. Tayyip Erdoğan laik değildir, Tayyip Erdoğan bir Müslüman'dır. Ama Tayyip Erdoğan laik bir devletin başbakanıdır ve bunun gereğini de dört dörtlük yapmanın gayreti içindedir." (R.T. Erdoğan 14.09.2011 Mısır)

Başbakan Erdoğan'ın "laiklik ihracı" içeren konuşması ve akabinde yaşanan tartışmalar aslında birçok önemli noktanın ortaya çıkmasına da vesile oldu. Dış politikadan iç politikaya, Türkiye kamuoyundan İslam dünyasına kadar geniş bir alana etki etti. Safların ayrışmasına, herkesin istediği tarafta gözükmesine yardımcı oldu. Bundan sonrasında artık kimin kim için nasıl hareket edeceğini kestirmek daha kolay olabilecektir. Laiklik ihracı gayretinin kanaatimizce ortaya çıkardığı neticeleri şu üç başlıkta ele alabiliriz:

1- Başbakan Erdoğan'ın Davos'la başlatılan ve sanal olarak büyütülen Ortadoğu liderliğinin, BOP eş başkanlığı kapsamında değerlendirilmesi zorunluluğu görülmüştür. Erdoğan'ın yaptığı laiklik tavsiyelerinin -amiyane tabiriyle- "ağzına yakışmadığı" açıkça görülmekte, kendisine okutulan metni terennüm ettiği belli olmaktadır. Yani, suflör ne derse oyuncu da onu dillendirmektedir.

2- Yoğun propagandalara karşın İslam dünyası, Erdoğan'ın liderliği dayatmasına "koşulsuz destek" verme yanlışına düşmemiştir. Tam aksine İslam dünyası Erdoğan'ın haklı sayılabilecek söylem ve eylemlerini Davos ve Mavi Marmara örneklerinde görüldüğü gibi desteklemiş, buna karşın laiklik ihracı, Libya ve Suriye'de ABD yanlısı politikalar türü örnekler de görüldüğü gibi "dik durmayı" bilmiştir. (Detay için Bkz. - İhvan-ı Müslimin ve benzeri hareketlerin açıklamaları)

3- 2002 seçimlerinden bu yana her daim "kralımız çok yaşa" pozisyonunda durmayı kendilerine vazife sayan İslami kesim yazar-çizerleri, aydınları, akademisyenleri ilk kez "kral çıplak" deme cesaretini göstermiştir. Elbette uzun süreden sonra ilk defa Erdoğan'ın bir adımını eleştirmek çok da kolay olmadığı için, eleştirinin dozu düşük ayarda tutuldu. Buna karşın, bugüne kadar yaşanan birçok hadise ile ilgili vicdanlarında sessiz özeleştiriler yaptıklarına inandığımız bu kesimin "yanlışa yanlış" diyebilmelerini önemli bir gelişme olarak telakki etmek gerekir. 1

Kısaca özetleyebileceğimiz bu girişten sonra, laiklik tartışmasına bir başka açıdan yaklaşmakta yarar görüyoruz.

Erbakan'ın dilinden laiklik

Türkiye'de laiklik tartışmasından söz açıldığında "bizim cenahtan" fikri temelde dinlenilmesi gereken ilk isim merhum Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan'dır. Zira O, bugünlerde "tatlı su balıklarını" hatırlatanların aksine, Türkiye'nin statükocu zamanlarında hakkı haykırmak için ilk ayağa kalkan lider olmuştur. Meseleye ilmi olarak yaklaşmış ve konuşulmaya cesaret edilemeyenleri açıkça dile getirmiştir. Hasımlarınca da bilinen ve takdir edilen ikna metodu ısrarı ile konunun şimdilerde olduğu gibi kısır tartışmalara kurban edilmemesi için tükenmez bir sabırla anlatmıştır.

O dönemlerde dünya ülkelerinin tamamında yürürlükte olan anayasaları masaya yatırarak meseleyi ideolojik eksenden uzaklaştırmaya gayret eden Erbakan Hoca, 200'e yakın ülke arasında Türkiye ve Fransa dışında hiçbir ülke anayasasında laiklik ifadesinin geçmediği gerçeğini gözler önüne sermiştir.

Bu nedenle, laikliğin boyutlarını, içeriğini, İslam ile olan ilişkisini tartışmak isteyenlerin bir kez daha Erbakan Hoca'yı dinlemelerinde büyük faideler olacaktır.

Laiklik nedir?

Elbette söze laikliğin tarifini yaparak başlamak icab eder. Erbakan Hoca'nın dile getirdiği laiklik tanımlaması meselenin kökünün nerede durduğunu göstermektedir.

'Laiklik kelimesinin biz de maalesef ilmi bir tarifi yapılmamıştır. Bundan dolayı da laiklik adına sadece laiklik katledilmektedir. Türkiye'de laiklik kelimesi ecnebi Laicus kelimesinden geliyor. Laicus sözünün manası şu: Mesela Sokrat talebelerine diyor ki; bize göre bir toplumda toplumun yapısının temelini ahlak nizamı teşkil eder. Ama Laicus'tan bazı mekteplere göre ise, hukuk nizamı teşkil eder diyor.

Bizim kendi tarihi, kendi milli bünyemizde de bu tabirin mütekabilleri vardır. Mesela dinimizde bir Hanefi mezhebinin imamı "bizim mezhebimizde bir insan abdest aldıktan sonra vücudunun bir yerinden kan akarsa abdesti bozulur" der. Ama diğer bazı mezheplerde kan akarsa "bozulmaz" der. Buradaki diğer mezhepler sözü, laik kelimesinin lügattaki kökünden gelen bir kelimedir.

Bu kelimede iki vasıf var. Bir tanesi "bizden başkaları da var" demek, onların da mevcudiyetini kabul etmektir. İkincisi; Ondan başkası tabiri, mesela diğer mezheplerdeki tabiri "bizden başkaları var ya, onlar da düşman değil" dir. Onun için laiklik, bizden başkaları da var ve fakat onlar da aynı derecede itibara sahip olan kimseler demektir. Kelimenin lügat iştikak kökü bu.' 2

Erbakan Hoca, laikliğin aslında din düşmanlığı olarak nasıl kullanıldığını işte bu ilmi tarif eşliğinde ustalıkla ortaya koyarken ülke klasiği halini alan bir tezatı da şu sözlerle dile getirmiştir:

'Anayasa resmi dil Türkçe olacak diyor. Hiç Anayasa'da çelişki olur mu? Şunların haline bakın. Daha üç satırda işi çorbaya çevirmişler. Hem Türkçe olacak diyor hem de bu kadar önemli bir mefhumu halkın anlayamayacağı bir dille ifade ediyor.'

Bu sebepten dolayıdır ki, laikliği ihraç etme niyetinde olan Başbakan Erdoğan'ın öncelikle bu kelimenin izahından başlaması yerinde olacaktır. Çünkü, laiklik konusunda kişi-devlet ayrımı yapmasının, yaşadığı "değişim" sürecinin bir sonucu olduğu görülmektedir. Sözgelimi, Türkiye'nin resmi dini İslam olsa, bu laiklik için bir engel midir? Şayet kastedilen farklı din ve gruplara saygı ise bunu biz asırlarca yapmadık mı zaten.

Laiklik Anayasa'da netliğe kavuşturulmalı

1982 Anayasası'nın 24. maddesi, dinsizlik olarak telakki edilen laikliğin uzunca bir süre başımızı ağrıtan ve ülkeyi gereksizce kamplaştıran uygulamadaki yansımalarından birisidir.

24. maddede "Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz"3 ifadesi yer almaktadır.

Burada kullanılan "istismar" sözcüğü özellikle 90'lı yılların sihirli kelimesi idi. Düşünce ve inanç hürriyeti ile ilgili en ufak bir hak talebinde bulunulduğunda hemen devreye "istismar" sözcüğü sokulur ve konunun üstü kapatılırdı. Tabii, güneşin balçıkla sıvanamayacağı görülmüş ve hak sahipleri haklarını elde etmeye başlamıştır süreç içerisinde.

Düşünce ve inanç hürriyetinin tepesinde "demoklesin kılıcı" gibi sallanan laiklik, Türkiye'ye has uygulaması ile fikri gelişmenin önünde bir takoz görevi görmüştür.

"Düşünce hürriyetinin tatbikinden bahsedilirse çok defa bazı tahakkümcüler 'Efendim düşünce hürriyeti olursa komünistler rahatça propaganda yaparlar' deyip bir bahane uydurarak düşünce ve inanç hürriyetini kaldırmanın hilesine sapıyorlar. Düşünce hürriyeti başka şeydir, şiddet hareketleri başka şeydir. Bir insan efendi efendi düşüncesini söyler. Ama şiddet hareketi bunu tahakküme, bunu birtakım silahlı hareketlere dökmeye kalkarsa millet olarak o hareketlerin karşısında olacağız. Yalnız düşünceye hürriyet verilecek. 'Efendim komünistlerde fikirlerini rahatlıkla söylerler' diyenlere cevap veriyorum: Fikir, fikir olduğu müddetçe ondan korkmayın." 4

Çözüm Önerisi

Bu bağlamda yapılması gereken; iki aşamalı bir adım atmaktır.

Birincisi, laikliğin tanımı yeniden yapılmalı, laiklikten ne kast edildiği açıkça ortaya konmalıdır. Şayet Türkiye'de uygulamada görüldüğü gibi laiklik dinsizlik olarak ifade bulacaksa bu açıkça itiraf edilmelidir. Tam aksine şayet laiklik, herkesin din ve vicdan özgürlüğünün muhafazası şeklinde düşünülüyorsa bunun da açıkça yazılması gerekir. 1400 yıllık şanlı tarihimizde farklı din ve mezheplerden onlarca topluluğun nasıl bir özgürlükle bir arada yaşadıkları herkesin malumudur. Dolayısıyla bizim geleneğimizde "dayatma, zorlama" yoktur. Eğer kastedilen buysa laiklikten, Erbakan Hoca'nın ifadesi ile "bunun bekçisi biziz"dir. O nedenle laiklik, yeniden tanımlanmaya muhtaçtır.

İkincisi ise, düşünce hür olmalı, hiç kimse diğerine tahakküm edememelidir. Hiçbir kimse, "istismar" sözcüğü gibi sınırı olmayan ifadeler kullanarak karşısındakine zulüm yapamamalıdır. Bu tür muğlak ifadeler, demokrasiyi içselleştirememiş toplumlarda tehlikeli bir silaha dönüşmektedir. Başörtüsü takan hanımlara 'siz bunu siyasi simge olsun diye takıyorsunuz' diyen dayatmacı zihniyet ne yazık ki, bu tür muğlak ifadelerden güç bulmaktadır. Bunun için gereken yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Bütün bu adımları atmak, mevcut devlet yöneticilerinin görevidir. Bugün eğer bu düzenlemeler yapılmazsa, 'evren boşluk kabul etmez' ilkesi gereği güç art niyetli insanların eline geçtiğinde nasıl yorumlamalar, teviller yapılacağı müphemdir.

Bu nedenle, iktidar sahipleri, gündemlerine laikliğin ihracından evvel tadilatını alırlarsa ehven-i şer olacaktır.

Kaynakça:

1-"Biz, Kilise Toplumu Değiliz" Milli Gazete, 25 Eylül 2011 Pazar.

2- Erbakan, Prof. Dr. Necmeddin, Milli Görüş, Dergah Yayınları s. 51-52

3- T.C. Anayasası.

4- Erbakan, Prof. Dr. Necmeddin, Milli Görüş, Dergah Yayınları s. 55.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 03.10.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: müslüman kardeşler, mısır, erdoğan, laiklik, tayyip erdoğan, abdullah arslan,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

yazar resmi yok

Bekir Gündoğar

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Ayasofya'da üç lider gördüm
    2. Fethe doğru giderken
    3. Fethin iki muazzam silahı
    4. Müslüman'dan Sosyalist olur mu?
    5. Hakkında ilahiler yazılan lise
    6. Kutlu Doğum ve sancılarımız
    7. Laf değil icraat lazım!
    8. Kurumsallaşma üzerine sesli düşünceler
    9. Yeni anayasa nasıl olmalıdır-2
    10. Yeni Anayasa nasıl olmalıdır - 1
    1. Müslüman'dan Sosyalist olur mu?
    2. "...Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna"
    3. Davutoğlu ne kadar samimi?
    4. AKP neyi değiştirdi?
    5. Açık uyarı!
    6. "Mele Kadrosu"na bakış
    7. Her şartta ve koşulsuz olarak 'kralımız çok yaşa' diyenlere...
    8. Ulema-Umera İlişkisi: Milli Görüş
    9. Siyasete gönül verenlere
    10. Rabbani'nin ardından
    1. Davutoğlu ne kadar samimi?
    2. Rabbani'nin ardından
    3. Her şartta ve koşulsuz olarak 'kralımız çok yaşa' diyenlere...
    4. Şırnak'ın sesini duyabilmek...
    5. Bir kelimenin hatırlattıkları
    6. Siyasete gönül verenlere
    7. Hesabi değil hasbi olmak...
    8. Dersim'i Doğru Okumak
    9. AKP neyi değiştirdi?
    10. "...Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna"
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Vücutta kene yoksa bile KKKA belirtilerine dikkat
    10. Hac kuraları yarın çekilecek
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Ya Allah!
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek