Her zamanın bir ruhu, her dönemin konjonktürü ve o konjonktüre uygun adamları vardır. Dönemin belirleyeni o dönemde etkin olan kimselerdir. Şöyle söylemek de mümkün: Etkin konumdaki kadrolara yeni isimler geçtiği için konjonktür değişir, genel kabuller değişir, dil değişir.
Siyasi hayatta hep böyle oldu. Olması gereken de, belki, buydu. Siyasi hayatımızın bir gerçeği belli dönemlerin adamı olgusuyken bir diğer gerçeğiyse her döneme uyum sağlayan adamlar olgusuydu. Şimdi bu gerçekler sadece siyasi değil, hayatın tüm alanları için geçerli.
Sorun iki noktada ortaya çıkıyor. Birincisi; siyasi hayatta normal sayılan bu olgunun günlük hayatta da görülmesi ve kanıksanmış olması. İkincisi; her dönemin adamlarıyla her döneme uyan adamların birbirine karıştırılması. Araziye uyumun normal bir hal sayılması...
Her döneme uyum sağlama maharetini gösteren kimselerin sayısı sandığımızın çok çok üzerinde. Fakat bu tiplerin beceriksiz olduğu da söylenemez. Aksine maharetleri tartıya gelir değil. En belirleyici özellikleri girdiği ortamın rengini giyinmeleri. Ancak bunu yapabilmeleri içinse öngörülerinin iş görür olması lazım. Yani koku alma becerileri baya gelişmiştir. Normal şartlarda normal bir insanın bin yılda aklına getiremeyeceği şeyleri o düşünmüştür; düşünmekle de kalmamış koku alma becerisiyle psikolojik olarak kendini yeni ortama hazırlamıştır. Kaşla göz arasında...
Her şeyi bir tarafa bırakarak şu soruya cevap aranmalı: Araziye uyumun normalleşmesi normal midir, normal görülecek bir tutum mudur? Bu sorulara olumlu cevap vermek pek mümkün görünmüyor...
İşin bir de şu boyutu var: Konuşma düzleminde herkes tarafından yadırganan bir durum, yaşanırken normal sayılabiliyor. Konuşurken riya olarak nitelenen durum yaşanırken 'iş bilme' olarak kabul ediliyor. Sizce de burada bir sakatlık yok mu? Yani konuşma düzleminde yadırgadığımız bir davranışı gösteren kimseyi "iş bilir" veya "işini bilir" olarak görmek en hafif tabirle riyakârlık değilse nedir?
Yanar dönerliğin siyasi hayattaki temsilcileriyle ilgili birçok yazı kaleme alındı. Ancak günlük hayattaki örnekler üzerinde duran kimse pek çıkmadı. Oysa siyasetteki temsilciler günlük hayatın numuneleri yalnızca. Basit bir iş yerinde görülecek bir değişime dikkat kesildiğinde araziye uyum çabaları rahatlıkla görülebilir.
Böyle bir durumu fark eden kişi için, (bir çıkar gözetmiyorsa, yani araziye uyum gösterme çabasında değilse) acayip zevkli bir vakit geçirme seansı başlamış demektir...
Meselenin başka bir boyutu daha var. O da şudur: Eline fırsat geçmediği için temiz görüntü sergileyen adamlar... Bu tür adamlar gerçekte harekete geçecek bir vakit gözetirler. Stratejileri vardır yani. Beklerler. Fırsatı bulduklarında atağa kalkarlar. Piyonlar arasında uzun süre gezindikten sonra çektiği Şah-Mat şaşırtıcıdır. Uzun süre şah matlarına kendilerinin bile inanmadığı çokça görülür. En önemli özellikleri eline fırsat geçmediği için kabiliyetleri ölçüye vurulmuş değil... ve bu durum kendileri için büyük bir imkan kapısına dönüşür.
Siyasette olsun, günlük hayatta olsun her döneme uyum gösteren adamlar en çok ideolojinin hâkim olduğu havaları sever. Çünkü orada inandırıcılık gibi bir sorunu olmayacaktır. Altı üstü kimin yanında olduğunu bilerek tutum takınacak...
Velhasıl demem o ki, her devre uyum gösterme çabası -her şeyden önce- fıtrata aykırıdır. Fıtrata aykırı olduğu gibi 'rızık sahibi'nden duyulan şüphenin en basitinden bir işaretidir. Rızık sahibinden şüphe dünyalık korkuların da başlangıç noktasını oluşturur. Bu yüzden sakınılasıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



