Evlâtları üzerinde titremek insanoğlunun fıtratında vardır. Yeşil bir filizin büyüyüp nebat haline gelinceye kadar tohumundaki bütün gıdaları emerek onu kapcuk haline getirdiği; bir civcivin vücut buluncaya kadar yumurtadaki bütün maddeleri tüketip sadece kabuğunu bıraktığı gibi; evlât da anne-babanın her türlü enerjisini, sıhhatini, çaba ve ihtimamlarını -eğer ömürleri varsa- birer pir-i fâni haline getirir.
Ancak, şu husus hiç gözardı edilmemeli: Cennet ehli görmek isteyen, Müslümanların uslu, sevimli, güler yüzlü çocuklarına baksın... Çocukluk, dünya üzerinde bir cennettir. Büluğ ile birlikte cennetten dünyaya hareket başlamış olur. Herkes için cennet meyvesi gibi olan çocuklarımıza karşı yapmamız gerekenleri yapıyor muyuz acaba? Bunu hiç düşündünüz mü?
Bunu düşünmeyenler için Kamil Bircan katıldığı bir hiciv yarışmasında şu dörtlükle bakın neler anlatıyor:
"At etinden çocuklar, süt tozundan çocuklar,
Aman nazar değmesin, takın mavi boncuklar...
Televizyon kültürü neyine yetmez onun,
Geleceğin ümidi kupkuru yavrucuklar!.."
Bu bakımdan bakım yurtlarında, kreşlerde, ana okullarında büyüyen çocuklar yapma çiçeklere benzerler. Bu mekanlarda çocuğa ne verirlerse versinler; şefkâti asla veremezler. Zira şefkât; annenin yüzüdür, sinesidir, memesidir. Bir yavruyu dünyaya gelir gelmez başka bir kucağa atmak gülü toprağından söküp tenekede yaşatmak gibidir. Bu bir çorak yürekliliktir, aydınlıkta görmemektir.
Çocuğun terbiyesi 4 merhalede gerçekleşir:
1- Fıtri terbiye: Rabbimizin ihsanı ve takdiri bunda esastır. Onun için Allah'tan çocuklarımızın hayırlı olmasını isteriz.
2- Ebeveynin vereceği terbiye,
3- Okulun vereceği terbiye,
4- Çevrenin vereceği terbiye.
Ebeveynin, okulun ve çevrenin çocuklara vereceği terbiyenin sağlıklı olabilmesi için, herkesin bilgi ve beceri sahibi olması gerekir.
Bu bilgi ve beceriyi verecek, okunduğunda insanı önemli bilgilerle mücehhez kılacak çalışmalar yaparsak hem biz hem de insanlık hedefine ulaşmış olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



