"Ben kadere inanmam. Kaderimi ben belirlerim" diyenler ölümü çok mu severler de ölürler?
Veya saçlarının ağarmasını, dizlerinin sızlamasını, gözlerinin zayıflamasını pek mi isterler.
Veya iş sahasında dünyanın en zengini olmak istemediklerinden mi en zengin olmazlar?
"Kişiye çalıştığının karşılığı vardır" ayetine göre biz tabiat ve şeriatın kanunlarına uygun olarak çalışacağız.
Sahip olduğumuz gücün tamamını kullandıktan sonra takdire razi olacağız.
Çalışmamızın karşılığı bizim çıkarımıza olarak en iyisi hangisi ise Rabbimiz tarafından bize verilecektir.
Ya bu dünyada ya ahirette verilecektir.
Her şey onun emri ve iradesi doğrultusunda işlemektedir.
Güller, bülbüller, denizler, yıldızlar, çocuklar, çiçekler, taşlar, kuşlar, gül yüzlüler olmasa bal gibi sözler olmazdı.
Güneş, denizin bağrını ısıtmasa,
Buhar, bahar kokuları gibi gökyüzüne yükselmese,
Buhar, feleğin eleğinde elenip kirlerinden arınıp yağmur olup yağmasa,
Meyveler çiçekle taçlanan dallara muhabbet kuşları gibi konup, ağacın özüyle beslenip, gecelerde şebnemlerle sulanıp, gündüzlerde güneşin renklerini emerek büyümese,
Ağız tadı olmasa, göz kör, kulak sağır olsa lezzetli yiyeceklerin, en güzel sesler ve manzaraların ne önemi olurdu.
Bütün bunlar olmasa, ekonomi ve iktisat bilginlerinin ezberindeki bilgiler kerrat cetvelini dağ başında koyunlarına ahenkli bir şekilde okuyuveren çobana benzerlerdi.
Elma yetişen bölgede hurma yetişmiyor. Petrol çıkan yerde pamuk çıkmıyor. Zeytin Türkiye'de bol olduğu sene başka ülkede az oluyor. Sanayide ileri giden ülkelerin çocuğu olmuyor veya az oluyor, fakir ülkelerden işçi alarak dünyanın dengesi sağlanıyor.
Balı ve yağı olanın ağzında tad olmuyor, ağzının tadı iyi olanın balı ve yağı olmuyor.
İkisi bir sofrada oturup ağız tadlandırıyorlar.
Böylece Rabbimiz insanların ihtiyaçlarını karşılarken kaynaşmalarını sağlıyor.
İş vereni, işçiyi, üreticiyi, tüketiciyi, sermayeyi, emek gücünü yaratan Allah (c.c)'dır.
Kapitalist, sosyalist, güdümlü ekonomilerin hiçbirinde hiçbir güç işçinin bir damla kanını yaratmaya yetmiyor. Ancak kendilerini ilah sanan bunlar çıkarları için tabiatta dengeyi bozuyorlar ve kıtlıklara sebep oluyorlar.
En zenginin çocuğu kendini ayakta tutamıyor.
Asgari ücretle çalışan işçinin çocuğu olan Halil Mutlu halterde rekorlar kırıyor.
"Hocam ipek yaratamıyor ama sun'i ipek üretiyor. Pamuğu yapamıyor ama sentetik kumaşlar üretiyor..." Evet Allah'ın yarattığı petrolden sentetik şeyler üretiyor. Ancak kendisi giymiyor.
Elimizden Kur'anımızı alıp yapmacık fikirlerini yutturduğu gibi bizlerin elinden pamuğu alıyor, ipeği alıyor, sentetiği veriyor.
Tabiat kanunlarını koyan ve kusur yapmayan Allah, bu tabiatın kullanım kurallarını da Kur'an'ında koymuştur.
Siz yaratmadığınız şey üzerinde Yaratana karşı kural koyamazsınız.
Koyarsanız da zararını kendimiz görürüz.
Sevgili Peygamberimiz buyurmuş: "Piyasayı belirleyen Allah'tır." (Ebu Davut,büyu'49, Tirmizi, büyu'73)
Ticaretinde kurallarını Allah koymuştur. Onlara uyacaksınız.
Altının ayarını milyemle ölçerken, demiri tonlarla tartarken ölçüde ve tartıda eksik tartılmayacak. Karışımlarda hile yapılmayacak, kişilerin veya devletlerin bilgisizliğinden yararlanılarak aldatma tarafına gidilmeyecek. Kişilerin hakları gözetilecek. Kafir de olsa hakkı yenmeyecek .
Rıza pazarlığına dikkat edilecek.
Zaruret nedeniyle razı olanlar aslında razı olmamış sayılırlar.
Kişilerin hürriyet alanları korunacak. Korunan hürriyet alanında kullanma imkanları kısıtlanmayacak.
Her işin sonunda ahirette hesap vereceğini hatırından çıkarmayacak.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



