Girişimcilik, ekonomik bir değer olarak değil, aynı zamanda, toplumsal ve kültürel bir fenomen olarak görülmeye başlandığından itibaren, "yetenek", "bilgi", "performans" ve "psikolojik" hareketle oluşan bir çerçeveye kavuşmuştur. Bu çerçeve, sosyal ve kültürel bir faaliyet olarak, toplumsal yapıyı ve sosyal ilişkileri dönüştürücü bir güce sahip olması açısından önem taşır. İktisadi süreçteki rolünün yanı sıra, toplumsal yapıda da değişimci/yenilikçi bir sürecin başlatıcısı olmak, girişimcinin en büyük misyonudur.
Girişimci, kök saldığı sosyal ortamlar/kültürler ile değişimci potansiyeli harekete geçirerek sosyolojik dönüşümü gerçekleştirir. Bunu yaparken "inisiyatif alabilme", "işbirliğine açık olma", "hataları hızlı ve etkili biçimde telafi edebilme" yetenekleri kazanır. "Sonuç almaya yönelik fikri kapasite", "sorumluluk" ve "kendine güven" sayesinde "başarma duygusu" sürekli öne çıkar. Gücünü haktan aldığı sürece bu yapılanlar özlem duyulan hamlelerdir. Ama gücü üstün tutuyor ise; işte bu noktada girişimciyi kim durduracaktır?
Bu pozisyonun, başta din olmak üzere, siyasal koşullar, eğitim, yaş, cinsiyet, aile kökeni vb. etkenler vesilesiyle fayda lehine dönüştürülmesi için bir kavrama ihtiyaç duyuyoruz. Bu kavram: değerdir. Değerler, girişimcilerin tüm ilişki ve etkileşim süreçlerine, kurumsal yapılarına sirayet ederek, tüm vaziyet alışlarını, çalışma ve üretim biçimlerini, yönetim ve örgütlenme şekillerini değiştirecek güçtedir. Başlangıçta girişimciyi frenleyen ama aslında başarı güdüsü ve girişken çabaları teşvik edebilen bir potansiyele sahip olan değerlerin, kişiyi iyi bir mümin olmak adına üretmeye/çalışmaya yönelten güdüler olduğu ispatlanmıştır. Üstelik, Batı'da olduğu gibi sadece bireysel ve maddiyata dayanan bir yapıda değil, toplumsal başarılara imza atacak şekilde...
Değer odaklı girişimci için; helal 3, haram 4'ten büyüktür. Hadiselere sadece kısa ve orta vadeli değil, uzun vadeli de bakar. Kısa vadede kaybettiren dürüstlüğün, uzun vadede sürekli kazandırdığını bilir. Hatta kısa vadede de kazandıran dürüstlüktür ancak insan aceleci olduğundan bunu göremez. Bu farklılık, yeni iktisadi ilişkiler, yaşam biçimleri, politik iklim ve de yeni bir toplum inşasına kapı açmakta, refah üreten bir sosyal bünyenin ortaya çıkmasına destek vermektedir.
Değer odaklı girişimcilik için önemli olan "rekabet"e bakış tarzıdır. Toplum, değerleri itibariyle farklılaşmakta olsa da "gözüpek hareket etmek" ve "risk almak" konularında değer odaklı girişimcinin toplumun "irfan"ını koruma kabiliyeti vardır. Önemli olan bu kabiliyetin bedelini ödemektir. Bu sayede değer odaklı girişimci, yenilikçilik ve değişim üzerine odaklandığından, dinamik bir iktisadi sistem kurma ve kaynak ve imkânların maksimum değerlendirme noktasında, hedef, zihniyet ve sistem farkını ortaya koyar.
Zamanla ekonomik ve siyasi rüzgarların etkisiyle bu farklılıklarını kaybeden girişimcilerin bu farklılığı yeniden kazanmaları için taşıdıkları değerin farkında olmaları şarttır. Kendilerinden beklenen, ruhlarının müstakil yansımasını devam ettirmeleri ve bunu bir sonraki nesle aktarmalarıdır. Bu aktarım sözle değil, özle ilgilidir. Bu özü ortaya çıkaracak tek şey de "vefa"dır. Bulundukları konumu kime borçlu olduklarını düşünmeleri ve bu borcun ödenemeyecek bir karşılığı olsa bile sahibine vefa gereği bir hamle yapmaları taşıdığı değerin de bir ölçüsü olacaktır.
Alacakları dua ve verecekleri sadakanın yüzü suyu hürmetine güçlü olmak için bir kenara bıraktıkları değerlere yeniden sahip olabilirler. Böylece, yeniden müstakil ve dönüştürücü konumda olmanın eşsiz huzurunu tadabilirler. Önce, güçlü olma mantığının, eldeki değerden olunca hiçbir şey ifade etmeyeceğini birileri yeni nesle anlatsın. Çünkü, hak ile durdurulamayan girişimciyi durdurmak güçtür. Gücünü haktan aldığı sürece yanında, güce bel bağladığı sürece karşısında bulacağı değerler var. İyi ki var!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



