Milli Görüş hareketinin 40. yıl kutlamaları devam ediyor. Bu programlarda, Milli Görüş hareketinin geçirdiği badireler, yaptığı efsane hizmetler ve yenilikler konuşuluyor. Davanın üzerine oturduğu temeller ve ana direklerin ne olduğu anlatılıyor.
Erbakan Hoca'nın -her zaman olduğu gibi- iki belirgin özelliği gözleniyor bu programlarda. Birincisi, haklı davasında hedefe kilitlenmesi, bu konudaki tavizsiz tutumu ve emin adımlarla hedefe yürümesi. İkincisi ise heyecanı. Erbakan Hoca, hareketi ilk başlattığı günün heyecanını hala muhafaza ediyor. Hem de Milli Görüş kadroları içinde en büyük heyecanı yaşayan o. Yani, davanın heyecanını.
Milli Görüş Lideri'nin hedefe kararlı bir şekilde yürüyen özelliğini, Necati Tuncer bey, MSP döneminin önemli bürokratlarından, bir trafik kazasında kaybettiğimiz Ispartalı Muammer Dolmacı bey'den naklettiği bir anekdotla şöyle anlatıyor: "İşkence yapar gibi, bazı milletvekillerinin tek tek MSP'den ayrılıp gittiği günlerde bir rüya gördüm: Dümdüz ova ve çöl. Büyük bir ordu kalabalığı gibi yürüyoruz. Kalabalık içinde geri kalanlar var, ayrılanlar var. Fakat Hoca, hiç arkasına bakmadan yürüyor."(Millî Gazete.13.08.2009)
16.10.2009 günü Milli Görüş'ün 40. yılı kutlamalarının yapıldığı Konya'daki ilk toplantıda Erbakan Hoca çok ilginç bir söz söyledi: "Allah bize daha Milli Nizam Partisi'nin kurulduğu aylarda İzmir'de şu sözü söyletti: Nizam'la Bismillah, Selamet'le Maşallah, Refah'la İnşallah, Fazilet'le Elhamdülillah, Saadet'e erenlere selam olsun!.." Her ne kadar günümüz tarihçilerinden Metin Hasırcı bey, yıllar önce "Bitmeyen Mücadele Erbakan" adlı kitabında bu sözleri kaydetmişti ama ben o güne kadar bu sözü Erbakan Hoca'nın kendisinden dinlememiştim. Bu sözün, hareketin başladığı ilk dönemde söylenmiş olması,bu çalışmanın ne büyük bir mana ifade ettiğinin göstergesidir.
40. yıl kutlamalarında Erbakan Hoca, Milli Görüş'ün iç ve dış dinamiklerinden söz ediyor: "Milli Görüş'ün kimyasında üç özellik var: Maneviyatçı olma, hakkı üstün tutma ve nefis terbiyesini esas alma. Bu, aynı zamanda peygamberlerin yoludur. Diğer yol ise nefsin isteklerine uyan Firavunların yoludur. Bu üç hamur insanda olduğu zaman, Allah ona üç nimet verir. Bunlar; hidayet, feraset ve dirayettir. Hidayet hayrı görmek ve tanımaktır. Feraset; hangi olay hayra götürür, bunu sezmektir. Dirayet ise hayra götüren vesilelerin fiilen aşkına ve azmine sahip olmaktır."(26.10.2009, Ankara Üniversiteler Şöleni Konuşması)
Erbakan Hoca, Konya'daki toplantıda, 40 yıl içinde Milli Görüş'ün gerçekleştirdiği 5 önemli hizmeti şöyle sıraladı:
"1. Milletimizi temsil ediyoruz. Milli Görüş varsa millet vardır. Diğerleri taklitçidir.
2. Milletimizin kurtuluş ümidini temsil ettik.
3. Gayri milli tahribatı durdurduk.
4. Haim Nahum doktriniyle Türkiye İsrail'e vilayet yapılmak istendi, bunu engelledik.
5. Siz bir römortörsünüz. Hanımı başörtülü biri başbakan oluyorsa, bunun öncülüğünü siz yaptınız. Bu hizmetler Milli Görüş'ün sadece kokusudur. Aslı ise bambaşka."
Erbakan Hoca salondaki Milli Görüş kadrolarına dönüyor, "Bütün bunları siz yaptınız, sizin eseriniz" diyordu. Milli Görüş Lideri'nin en büyük özelliği, bu işi ben yaptım, şu görevi ben yürüttüm, diyerek hiçbir zaman "Ben" dilini kullanmamasıydı. Hep, "Siz yaptınız, Milli Görüş başardı" söylemi içinde oldu. Bu, şahsın değil, davanın öne çıkması demekti. Çünkü, insan ölümlü bir varlıktı, baki olan ise dava idi. Bu üslup, aynı zamanda davaya olan inanç ve güvenin bir sonucuydu.
Milli Görüş Lideri, geçirdikleri badireler ve beş kere parti kurmak zorunda kalmalarının gerekçesini şöyle anlatıyordu: "Biz 40 denede 5 parti kurduk. Niçin? Nasıl Çanakkale'de, Kıbrıs'ta bütün dünya ile karşı karşıya geldiysek; Milli Görüş'ü temsil ederken de bütün emperyalist güçler karşımıza dikildi. Yeni bir dünya kuruyoruz. Elbette, bu kolay olmayacaktı."
"Her bahar bir çiçekle başlar" anlayışıyla, 40 yıl önce yola çıkan Milli Görüş hareketi onurlu bir duruş ve yüz akıyla bugüne ulaştı. Milli Görüş Lideri kendinden emin bir şekilde hedefe doğru ilerliyor. Hem de yalnız değil, kadrolarıyla birlikte. Evet, Milli Görüş'çüler çok sıkıntılar çekti, nice engellerle karşılaştılar. Fakat, biz biliyoruz ki, her zaman iyiler kazanır. Bu kararlılığı devam ettirirlerse, Milli Görüş'ün hedefe ulaşmaması için hiçbir sebep yok. Tarih boyunca hedefe ulaşanlar her zaman yılmayanlar,vazgeçmeyenler, hedefe kilitlenenler, saatlerini zafere ayarlayanlar ve davalarında devamlılık gösterenler olmuştur.
Milli Görüş'ün başarılı olması sonucu,şefkat ve merhamet medeniyeti kurulacak, Türkiye ve dünya huzur ve barış iklimine girecek, mazlumların ah ve feryadı dinecek,bütün insanlığın yüzü gülecektir. Milli Görüş'ün başarısı, insanlığın da başarısı olacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



