Duyguları yoğun bir milletiz. Bize yapılan haksızlıklara hiçbir zaman tahammül edemeyiz. O anda gözümüz hiçbir şeyi görmez. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna bakmadan vurur, kırar, dökeriz. Gerekli tepkiyi gerekli yer ve zamanda hakkıyla gösteremiyoruz.
Bir ara İtalyanlarla sorunumuz oldu, İtalyan kravatlarını ayaklarımızın altına aldık çiğnedik, kasalar dolusu meyvelerini savurduk kasalarını bile parçaladık. Tepkimizi onların ürettikleri üzerine gösterdik. Yani bataklıkta sineklerle uğraştık. Bataklığın kendisine asla yönelmedik.
Ermeni yasa tasarısı Fransız parlamentosu ile senatosunda geçti. Ayranımız bir hayli kabardı bir ara. Köpürüp, ekşidik durduk. Yasa tasarısı geçtikten sonra durulduk.
Fransız malları bizi iyice kuşatmış. Öyle ki başımızı kaldırıp onlara yan bakmaya bile gelmiyor. Otomotiv mi dersiniz, uçak alımları mı dersiniz daha neler var neler. Son zamanlarda kimliklerimizi bile onlar basacakmış.
Bizim bir de tuhaf bir huyumuz var çekiştiğimiz ve cedelleştiğimiz uluslara yem atmayı ihmal etmiyoruz. Bir yandan İsrail'e rest çekiyoruz, bir yandan ekonomik ilişkilerimizi daha da güçlendiriyoruz. Mavi Marmara olayını sessizliğe sürüklerken, bir yandan da Musevi vatandaşımız Bonomo'yu uluslararası önemli bir etkinlik olan Eurovisyon şarkı yarışmasına gönderiyor, Holoskot törenlerine katılıyor, TRT'de dizi yayımlama hazırlığına girişiyoruz.
Fransa öteden beri jakoben laikliğin öncüsü. Avrupa'da Müslümanlar aleyhine alınan kararların öncülüğünü yapıyor. Başörtüsü yasağı, sokakta namaz kılma gibi. Ardından da diğer Avrupa ülkeleri onları takip ediyor. Bu tavır yeni değil. Renan, Müslümanlığın insan hayatından tamamen çıkarılmasını istiyordu. Neredeyse hemen bütün eserlerinde bunun çabası içinde. İslâm'ın insanlık için engelleyici, tehlikeli bir din olduğunu, mutlaka hayattan çıkarılması gerektiğini savunuyor. Çünkü İslâmlık bilimin ve geleceğin önünde en büyük engel. İslâmlığı hangi ülkeler temsil ediyorsa onlar de boğulmalı. Hayat hakkı tanınmamalı.
İslâm dünya kültürüne hiçbir şey kazandırmamıştır, zararlıdır, diyor.
O günden bugüne gelirsek, Fransızların tutumunu daha iyi anlayabiliyoruz. Oysa Fransızların dünya kültür tarihine katkıları ancak XVI. Yüzyıldan sonra başlıyor. Öncesinde Fransızlar İtalyanların da, İngilizlerin de Almanların da gerisindedirler. Gerek Voltaire ve gerekse Renan bu anlamda Fransızları eleştiriyor ve küçümsüyor. Hatta Voltaire Fransızları İngilizler karşısında aşağılıyor.
Halbuki bu tarihe kadar Müslümanlar dünya kültür tarihinin çok üzerinde ve yoğun. Batılı ülkelerin kat kat ilerisinde.
Burada elbette Müslümanlar kendilerini eleştirebilirler. Bu duraklamanın gerekçeleri nelerdir diye? Fransız kültürünün etkisinde kalan batıcılarımız suçu onlar gibi İslâm'a ve Müslümanlığa yüklüyorlar.
Bugüne gelince, bugün Türkiye'yi yönetenler şaşkın bir durumdadırlar. Sadece tepki veriyorlar. Oysa onların karşısında yeni oluşumları hazırlayacak bir girişimde bulunmuyorlar. İslâm coğrafyası üzerinde yapılan tahribata ve yıkıma eşlik ediyorlar. Aynı Fransızlarla işbirliği yaparak Libya'nın batılılar tarafından işgaline katkıda bulunabiliyor. Sonra da Libya petrollerine el koyunca önce cılız tepki veriyor, ardından da sessizliğe bürünüyor.
Türkiye önündeki imkânları maalesef elinin tersiyle itti. Bölgede komşu ülkelerle kurulan sıcak ilişkiler bir anda terk edildi, hepsiyle düşman olundu. Hazır, ellerinin altındaki D- 8 oluşumunu askıya aldı, etkisiz kıldı. Bir çabayla bunlar sürdürülebilseydi Batı karşısında bir güç olabilirdi. Onların karşısında daha bir söz sahibi olabilirdi. Eee onlara karşı böyle bir oluşumun riski var, yoksa bizi de iktidarda tutmazlar korkusuyla yaşanırsa sonuç uçurum olur.
Suriye sorunu bu noktaya gelmezdi. Kardeşçe ilişkiler ile onlar da bir düzlem çekilebilirdi. Onları yıkıp parçalayarak batılıların eline teslim etmek Türkiye'ye hiçbir şey kazandırmaz.
Türkiye kendi eliyle kendisini çıkmaza sürüklüyor. Artık hamaset ile değil soğukkanlılık ile ve kararlılıkla, kendisine zarar değil katkı sağlayacak bir şeye karar vermeli.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



