Yakında Hacı Bayram-ı Veli hazretlerine ait cami ve etrafında bulunan alanlar hizmete açılacak. Geç kalmış bir çalışma oldu. Ankara'nın manevi mimarı Hacı Bayram Hazretleri'nin bulunduğu alanla birlikte Ulus'un etrafında kentsel dönüşüm ve restorasyon çalışması yapılıyor. Altındağ Belediyesi tarafından Mehmet Akif Ersoy'un evinin bulunduğu Tacettin Dergahı'nda başlatılan tarihi çalışma Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülüyor. Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın büyük tarihi eserler bıraktığı Ulus Bölgesi yeniden ihya ediliyor. Hamaönü ve Hamamarkası denen bölgede çok sayıda Selçuklu Cami ve Türbesi var. Ankaralıların bile bilmediği cami ve tarihi eserler yakında gün yüzüne çıkacak.
Bu bağlamda en önemli bölge Hacı Bayram Cami ve çevresidir. Uzun zaman mezbele ve metruk bir halde bulunan bu bölgeye Büyük Şehir Belediyesi el attı. Hacı Bayram-ı Veli'ye ait cami büyütüldü. Alt yapısı ve üst yapısı tamamlandı. Yakında ibadete açılacak. Bu önemli bir hayır hizmetidir. Bu bağlamda hayırlı bir iş yapılmıştır. Ancak bir eksik vardır. Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri'nin türbesine bir kapı daha açılmalı yada var olan kapı ikiye bölünerek bayanlar ve erkekler ayrılmaldır. Geçtiğimiz hafta Erzurum'daydım. Sayın Başbakan, Yunan Başbakanı vs. oradaydı. Bu vesile ile Erzurum'un manevi fatihi sahabeden Abdurrahman Gazi hazretlerinin kabrini ziyaret ettim. Orada bir nokta dikkatimi çekti. Türbenin iki kapısı var. Kapının birinden erkeler birinden bayanlar giriyor. Böylece İslam'a riayet ediliyor. İslam'da kadın ve erkeklerin ayrı alanda bulunması gerekir. Özellikle cami ve türbelerde. Bu kurala riayet edilmiyor. İslam fıkhıı hiçe sayılıyor. Yani haram işleniyor. Bu haram başta buradaki muhterem insanları rahatsız ediyor. Türbeye kadın erken karışık giriyor. Bununda ötesinde kadınların kıyafetleri çok açık. Bir erkek burada nasıl dua etsin. Nasıl hayırla ansın. Bu keşmekeş başta türbede bulunan mübarek zatları rahatsız ediyor. O nedenle madem böyle hayırlı bir hizmet yapıldı. Bu türbe bay ve bayan ayırılmalıdır . Bu yapılırsa bütün ülkemize örnek olur. Hem İslam'a hizmet edilmiş olur hem de türbede yatan Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin manen duası alınmış olur. Yapılan hizmet sadakayi cariye hükmüne girer ve sevap hanesi kapanmaz.
Peki kimdi Hacı Bayram-ı Veli? Doğum ismi, Numan bin Ahmed, lakabı "Hacı Bayram"dır. 1352 (H. 753) tarihinde Ankara'nın Çubuk Çayı üzerinde Zülfadl (Sol-fasol) köyünde doğdu. Hacı Bayram-ı Veli, 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu'da yetişti. Eserlerini diğer Hacı Bektaşi Veli yoldaşları gibi Türkçe olarak yazarak Türkçe kulanımını Anadolu'da önemli şekilde etkiledi. Sultan Murad Han verdiği ünlü bir fermanda, Hacı Bayram-ı Veli'nin talebelerinin, yalnız ilim ile meşgul olmaları için, onların vergi ve askerlikten muaf tutulduğu bildirmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u feth edeceğini II. Mehmed'in babası II. Murad'a bildirdiği rivayet olunur. Bir gün medreseye birisi gelerek; "İsmim Şüca-i Karamani'dir. Hocam Hamideddin-i Veli'nin selamı var. Sizi Kayseri'ye davet ediyor. Bu vazife ile huzurunuza geldim." dedi. O da, Hamidüddin ismini duyunca; "Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır. Hemen gidelim." diyerek müderrisliği bıraktı. Birlikte Kayseri'ye yöneldiler ve Somuncu Baba diye bilinen Hamideddin-i Veli ile Kurban Bayramı'nda buluştular. O zaman Hamideddin-i Veli; "İki bayramı birden kutluyoruz!" buyurdu ve ona Bayram lakabını verdi. Talebeliğe kabul etti. Din ve fen ilimlerinde yüksek derecelere kavuşturdu.
1412 yılında Hacı Bayram-ı Veli, hocası Hamidüddin'in Aksaray'da ölümünden sonra Ankara'ya dönüp irşad faaliyetlerine başlar. Bu tarih, ilk Türk tarikatı [1] olan Bayramiye tarikatının kuruluşu kabul edilir. Hocasının vefatından sonra Ankara'ya gelerek doğduğu köye yerleşti. Yeniden talebe yetiştirmekle meşgul oldu. Sohbetleriyle hasta kalplere şifa dağıttı. Talebelerini daha çok sanata ve ziraate sevk ederdi. Kendisi de geçimini ziraatle sağlardı. Açtığı ilim ve irfan ocağına, devrinin meşhur alimleri, hak aşıkları akın etti. Damadı Eşrefoğlu Rumi, Şeyh Akbıyık, Bıçakçı Ömer Sekini, Göynüklü Uzun Selahaddin, Edirne ve Bursa ziyaretlerinde talebeliğe kabul ettiği Yazıcızade Ahmed (Bican) ve Mehmed (Bican) kardeşler ile Fatih Sultan Mehmed Hanın hocası Akşemseddin bunların en meşhurlarıdır. Fatih'in babası Sultan İkinci Murad Han, Hacı Bayram-ı Veli'yi Edirne'ye davet edip, ilim ve manevi derecesini anlayınca, fevkalade hürmet göstermiş, Eski Cami'de vazettirmiş, tekrar Ankara'ya uğurlamıştır. Hacı Bayram-ı Veli, ömrünün sonuna kadar İslamiyeti yaymak için çalıştı. 1429 (H. 833) tarihinde Ankara'da vefat etti. Türbesi kendi ismiyle anılan Hacı Bayram Camii'ne bitişik olup, ziyaret mahallidir. Ölümünden sonra tarikat, müridleri Akşemsettin ve Bıçakçı Ömer Dede (Şeyh Emir Sikkinî) tarafından iki kol üzerinden devam etti. [2] Hacı Bayram-ı Veli, Yunus Emre gibi Hacı Bektaşi Veli'den etkilenmiş ve aynı tarz şiirler söylemiştir. Şiirlerinde "Bayrami" mahlasını kullanmıştır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



