milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

09 ŞUB 2012 PER
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN
  • ŞİDDETİN DOZU ARTTIKÇA VİCDANLAR DA TUTULDU
  • 'YEŞİL'E YAKALAMA KARARI!
  • “AKP’NİN DİNDAR NESLİ BÖYLEDİR!”
  • GÜN ORTASINDA CAMİLERİ YAKTILAR

Hayırda yarışmak ve bazı etkisiz etkinlikler

04 OCAK 2010
PZT 03:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Düşüncenin etkin olması için her şeyden evvel kendine yaşam alanı bulabilmesi gerekir. Eğer düşlediğimiz şey düşüncelerimizden dışarı sızmıyorsa fikirlere sokağa çıkma yasağı uygulanıyor demektir. Bu yüzden etrafımız çok güzel düşünen insanlardan geçilmiyor.

Paneller, konferanslar, sempozyumlar ve enine boyuna kritiklerin biri daha bitmeden diğeri başlıyor. İyi de kürsü ve sahnelerin bu kadar çok kullanılması hangi boşluğu doldurup hangi derdimize derman olmaktadır? Sadece İstanbul'un bir aylık kültür-sanat faaliyet programına baktığımızda birçoğunun hedef kitle, güdülen amaç ve beklenen nitelikler yönünden üzerinde çok fazla düşünülmemiş olduğu görülmektedir. Özellikle vakıf, dernek ve benzeri kuruluşların organize ettikleri programlarda bu daha bir yoğunluklu olarak hissedilmektedir.

Örneğin belediyelerin kültür-sanat ve düşünce faaliyetlerine bakıyoruz.

Konuşmacılardan konuşma ortamına kadar her şey yerli yerinde fakat izleyici ve dinleyici sayısı umumiyetle salonları doldurmaktan çok uzak. Diğer yandan cemaat kökenli kuruluşların etkinliklerinde en göze çarpan taraf salonların hıncahınç dolu oluşu, fakat buna karşılık organizenin ağır aksak, niteliğin programa ev sahipliği yapan kuruluşun felsefesiyle bağdaşmayacak denli düşük oluşudur. Üstelik her sene bilmem kaçıncısı yapılan geleneksel etkinliklerde bu seviye daha bir düşmekte. Elbette organizatörler nezdinde bunun bir takım haklı sebepleri vardır. Ama asıl sebep, cemaatlere yaslanan organizatörlerin gözlerinin kalabalıkların büyüleyici kemiyetinin dışında hiçbir şeyi göremeyişleridir. Bu tür periyodik faaliyetlerde programı akıl ve irade değil alışkanlıklar yönetir. Çünkü önceki seneler şimdiki için hazır bir şablondur. Sadece tarih ve afişte ufak bir değişiklik yapılır, hepsi o kadar. Ses tonları bile geçen senelerden kalmadır.

Benim oturduğum semtte sayabildiğim kadarıyla 8 tane kültür-sanat-düşünce ve eğitim amaçlı dernek vakıf vb kuruluş var.

Her ay sistemli şekilde o haftanın ya da günün önemine uygun olarak etkinlikler düzenlerler. Program saatleri neredeyse birbiriyle çakışacak şekildedir. Yani bir yerdeki programı bitirip diğerine gitmeniz genellikle mümkün değildir.

Bir kuruluş ne kadar uzak muhit ve şehirlerden konuşmacı getirirse diğerine karşı üstünlük ve prestij kazanır. Biri diğerini etkinliğine çağırdığında çağrılan kişi hiç düşünmeden "hayır!" der. Bir başka zaman çağrılan çağıran konumundayken misliyle "hayır!" cevabını alır. Böylelikle 'hayır'da yarışmış olurlar.

Bundan üç ay evvel İstanbul dışında bir derneğin davetini kırmayarak konferansa gittim. İki hafta evvelinden geleceğimi haber verdiğim halde salon tahliye edilmiş gibiydi. Kemiyete değil keyfiyete itikat ettiğim için salondaki mevcut nitelikli kalabalığa konuştum. Konferans bittiğinde programdan evvel salon almazsa ne yaparız tedirginliği yaşayan dernek sorumlusuna şaka yollu takılarak "yoksa bu insanlar salon almaz diye mi gelmediler" diye sorduğumda, sorumlu başkan mahcup bir şekilde özür diledikten sonra asıl sebebi açıkladı. Meğerse bu derneğin bir üst kuruluşu benim orada konferans vereceğim aynı gün aynı saat mevcut kalabalığı kendine çekmek için alternatif bir program düzenlemiş. Bizim dernek başkanı arkadaşın araya girmesi de fayda etmemiş. Sonradan öğrendiğimize göre aynı çatı altında bu iki teşekkülün başkanları aralarında anlaşmazlık ve buna bağlı olarak çekememezlik varmış. Ağabeyi konumundaki kişi gücünü göstermek için her fırsatta etkinlikleri parçalayarak kendi merkezinde topluyormuş. Çevre bu duruma o kadar alışmış ki enaniyeti göz ardı edip bu tavırları 'hayırda yarışmak' diye isimlendiriyormuş.

İnsanların düşünceleri hayatın içerisinde etkili olmadığı zaman işte böyle etkinliklerle birbirlerine etki etmeye çalışırlar. Asıl olan konuşmak mı yoksa yapmak mı? Elbette yaşamak ve yapmak için bir süre konuşur ya da bir hakikat adamını konuşturur insan. Bir yerde konuşturucuya bağlı olarak hep konuşuluyorsa 'yapmak' ve 'yaşamak' unutulmuş ya da dikkatten kaçırılmış demektir.

'Bizim getirdiğimiz konuşmacı ne güzel konuştu' ifadesinde konuyu da konuşmacıyı da aşan bir şey var: Kendine pay çıkarmak! Hakikati gölgeleyip gerçeğin önünü tıkayan, samimiyetin niyetini bozan hep bu yüz ve bu eldir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 04.01.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: belediye, kültür, organizasyon, konferans,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 2 yorum|yorum rssrss

  • haram lokma ,hayrı hayırsızlaştırıyor...

    her grup kendi gözlüğünden bakarak ne yaptığına karar veriyor.kutsal değerler onun için ikinci sınıf değerdir.daha öncelikli menfaat ve gösteriş onun için hedeftir.bu gidişle hiç bir zaman hayırsızlar hızaya gelmezler.selamlar...

    berkant gizemli | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 04 Ocak 2010 11:40

  • hayir olsun inşallah

    "Geçen seneden kalma ses tonları" ifadesi herşeyi anlatmaya yetmemiş mi? Eğer bu ses tonuna hayır demeyi bilseler, gerçekten hayırda yarışmış olacaklar.. Bir kısır döngü içerisinde hayırda yarışmak ne kadar hayırlı, bilemiyorum tabii.. Ama galiba bahsi geçenler hayırda hayır vardır mantığı ile hareket ediyor.. Hayır olsun inşallah!!

    emine yaşar | KatılıyorumKatılmıyorum (6.0/10 puan) | 04 Ocak 2010 05:27

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Hüseyin Akın

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    2. İçimizdeki kitabı kim susturdu?
    3. Tüfeksiz Hareketler
    4. Ey Türk ihtiyarlığı!
    5. Oyunbozan
    6. Memleket ağzı ve Güneyce-Rize sözlüğü üzerine
    7. Slogan kuşağı
    8. Edebiyatta abicilik ve lobicilik üzerine
    9. Dilekler arası Ramazan
    10. 12 Eylül’de bir yaşıma daha girdim
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. İlahiyat Fakültesi Cenab-ı Hak ile ilişkiler bölümü
    3. Hoş geldi İHL Sözlük
    4. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    5. Çıdam...
    6. Çanakkale’nin Kastamonulu kahramanları
    7. Dünyaya kapı aralığından bakan bir şairin fotoğrafı
    8. Düzgün din dersi...
    9. Bu bir veda yazısıdır: Sel gider, kim kalır?
    10. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    1. Rehber öğretmenler ne iş yapar?
    2. Başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?
    3. Ramazan bizim neyimiz olur?
    4. Şef/katsayı
    5. Hayırda yarışmak ve bazı etkisiz etkinlikler
    6. Viyana'da bir önder: Wonder
    7. Akif'in nesli diyordum ya...
    8. Mahalle baskısı değil, sokak kavgası
    9. Dikkate değmez bir yazı
    10. Açılım mı, yoksa saçılım mı?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Tezkereyle mi dönecek?
    2. Fidan'ı kim harcamak istiyor ?
    3. Dışa bağımlı olarak büyük devlet olunamaz
    4. Bir ülkenin başbakanı, emperyalist proje içerisinde yer alabilir mi?
    5. 'İsrail kalkanını kuran ben değilim'
    6. PKK'nın dağ kadrosunun yarısı 18 yaşın altında
    7. İstanbul emniyetinde deprem!
    8. Meclis İçtüzüğü 14. kez değiştiriliyor
    9. 'O isimleri açıklayabiliriz'
    10. MLKP bombacısına 26 yıl hapis
  • Diğer

    1. Mamak'ta yaptığı işkencelerin filmini çekiyor
    2. Tohumda İsrail'e bağlı olmaktan kurtulalım
    3. Banka müşterisi lehine bir karar daha
    4. Milletvekillerini tehdit eden öğretmen çıktı
    5. Türkiye kar ve sele teslim
    6. Müslüman olduğum için Fener'i tercih ettim
    7. Kartal çıkış arıyor
    8. Yiğidoların iç sahada bileği bükülmüyor
    9. Mete Düren güvence verdi
    10. Trabzon'dan öz eleştiri
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Bu kafayla yerli oto hayal
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Erbakan'ın yerli oto çabasını unutmayız
    5. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    6. Kanayan yara Keşmir
    7. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    8. BÇG'yi de görün
    9. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    10. Türkiye daha etkili olmalı
  • Çok Yorumlanan

    1. Sinemanın Ankara'sı
    2. Yeni Anayasa siyasilerin borcu
    3. Dünyada sıtmadan ölenlerin sayısı sanılandan fazla
    4. Parmak emmek bir sorunun habercisi olabilir
    5. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    6. En fazla altın Uşak'tan çıkartılıyor
    7. Yazıcı, işadamlarına TTK'yı anlatacak
    8. Poşetini getirene indirimli ekmek
    9. Tarihi binası olanlara restorasyon kredisi
    10. Konya Kapalı Havzası'nda su alarmı
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek