Geçen gün ajanstan bir açıklama geçti. Bir özel bankanın üst düzey bir yöneticisi, kredi kartlarından alınan aidatların "normal" olduğunu söyleyerek, "Bankalar hayır kurumu değil" dedi. Şaşıracak bir şey yok aslında, malumun ilamıdır bu. Banka ile "hayır" kelimesinin aynı cümle içinde kullanımı bile abesle iştigalken, "kart aidatı" gibi tam manasıyla haksız bir kazancı meşru görmek de normaldir yani. Resmen, insanların cebine göz dikmekten bir farkı yok. İsmine "kart aidatı" denince, haksız olması durumu değişmiyor.
Temel işlev olarak bankalara bakınca, insanların paraları belli bir "faiz" karşılığında toplayıp, bu paraları başkalarına daha yüksek "faizlerle" satan aracı kurumlar olduğu görülür. Aynı zamanda, aynı parayı birden fazla kişiye de satabilirler. Halihazırda, "paradan para kazanmaktadırlar" yani. Bir de, yetmezmiş gibi "kart aidatı", "bilmemne ücreti" diye şeyler türetiyorlar, ki neredeyse tapındıkları bilançolarındaki tatlı (ve haksız) karlar daha da büyüsün.
İnsanlar, kof bir daha fazlasını isteme ve daha çok kazanma hırsıyla doldukça, şirketler, kurumlar ve dahi bankalar da hep daha fazla kar etme güdüsüyle doluyorlar. İçinde bulunduğumuz ve dünyayı kepaze bir sömürüyle adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir yere çevirmiş olan ekonomik sistem, halihazırda bunu emrediyor zaten. Daha fazla kazanmak için ise, başkalarının kaybetmesi, mağdur olması gerekiyor. Bu sonu gelmez iştah ve şeytani hırs, insanlarda ve onların idare ettikleri kurumlarda vicdan da bırakmıyor ve milyonların hakkını gasp etmek de kimseyi rahatsız etmiyor. Bilakis, kendinde hak görür hale geliyor bu kurumlar.
Tamam, kabul ediyoruz hayır kurumu olmadıklarını ve hayır işlemekle de ilgilenmediklerini. Gayet tabii para kazanmak için kurulmuş kurumlar bunlar. Ancak, ekonomik faaliyetteki tüm birimler için bu durum geçerli. Böyle olması, insani ve vicdani olan her şeyi perde gerisine atacaksa eğer, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorun var demektir.
Bankalar, 2011 yılının ilk yarısında hizmet geliri ve komisyonlar adı altında vatandaştan 8 milyar 244 milyon lira tahsil etti. Hizmet ve komisyon gelirlerinde geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyar 246 milyon lira tutarında artış yaşandı. Güçlü kredi büyümesine karşın söz konusu gelir artışının sadece 188 milyon lirası kredilerden alınan ücret ve komisyonlardan elde edilirken, 1 milyar 58 milyon lirası havale, EFT, kredi kartı ücret ve komisyonu gibi hizmetlerden tahsil edildi. Yani, parmağını bile kımıldatmadan kazanıldu bu paralar. Hayır kurumu olmadıkları aşikar.
Hayır kurumu olmadıklarını biliyoruz da, bu reklamlarda çizilen mutluluk, güleryüzlülük, çiçek, böcek imajlarından da vazgeçmeli bankalar. Sonuçta, tek hedeflerinin cebimizdeki paralar (haklı veya haksız şekilde) olduğunu açıkça dillendiriyorlar. Sorunlu olan kısım, "parmaklarını bile oynatmadan" milyarlar kazanmayı meşru sayar hale gelmeleri. Ne de olsa, "hayır kurumu" değiller.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



