Başbakan Erdoğan'ın Davos çıkışı 'yeter artık' anlamına gelen bir feryat mıydı? Yıllardır Amerika ve Batı dünyasını hoş tutmak için her şeyi yapan ve ülkenin milli menfaatlerini görmezden gelen Erdoğan neden esti gürledi? Oturumu yöneten Amerikalı gazeteci Ignatious kendisine yeterince söz verseydi, o sahneler yaşanmayacak mıydı?
Yani suçlu, oturumu yöneten gazeteci miydi? Eğer öyleyse, hem kendisinin hem de İsrail Cumhurbaşkanı Peres'in söylediklerinin muhteva açısından hiç mi önemi yoktu? Eğer Erdoğan Amerika ve Avrupa'nın iki yüzlü, çoklu standartlı, adaletsiz ve neredeyse tümüyle saygısız politikalarına 'yeter artık' demek istediyse, bu, toptan bir paradigma ve siyaset değişikliği anlamına mı geliyor? Öte yandan AKP'yi altı yılı aşkın bir süredir sürekli desteklemiş olan Amerika ve İsrail ile Avrupa ve bağlı kuruluşlar politika değişikliğine giderler mi?
Davos'ta yaşananların bir kısmının sebebinin oturum başkanının tutumundan ve tercüme problemlerinden kaynaklandığına şüphe yok. Ancak mesele, bu iki soruna indirgenemeyecek kadar çetrefildi. Zaten konuşmaların içeriğinin sertliği de bunu açıkça gösteriyor. Örneğin Erdoğan'ın sinirlenmesine sebep olan Peres'in konuşması oldukça sertti. İstanbul'da her gün kafamıza füze yağdırılsa bizim, İsrail'in Gazze'de yaptıklarının aynısını yapacağımıza dair sözleri kışkırtıcıydı.
Peres'in, Mısır ve Ürdün'le barış yaptıklarını; Hüsnü Mübarek ve El Fetih lideri Mahmud Abbas'ın Hamas'ın ne olduğunu gayet iyi bildiklerini söyledikten sonra 'sana ne oluyor kardeşim' anlamına gelen (What's the matter with you) demesi, ardından da 'ben yalanlar dinlemeye hazır değilim' anlamında (I am not prepared for lies) sözler sarfetmesi kışkırtıcı olduğu kadar tuhaftı.
Tuhaftı; çünkü 'sana ne oluyor kardeşim' lafı, bir işi birlikte planlamış kişiler arasında kullanılabilecek sözlerdendir. Birlikte planladıkları bir işin amacını bilenlerden birisinin ötekine şaşkınlık ifadesi olarak 'sana ne oluyor?' demesi gibi...
Erdoğan'ın oturum başkanının söz vermek istememesine de kızarak, Peres'e sert karşılık vermesi milletimizin tasvibini kazanmıştır. Millet oradaki çıkışı Batı'nın iki yüzlülüğüne ve adaletsizliğine karşı bir 'yeter artık' isyanı olarak algılamış ve mutlu olmuştur. Yıllardır Amerika ve Avrupa Birliği tarafından itilip kakılan Türkiye'nin isyanı...
Erdoğan'ın Peres'e cevap verirken kullandığı örnekler de İsrail yöneticileriyle nasıl içli dışlı hale gelmiş olduklarını ortaya koydu. Mesela iki eski İsrail başbakanı nasıl olur da Erdoğan'a Filistin'e tanklar üzerinde girdiklerinde çok mutlu olduklarını söylemiş olabilirler. Her hangi bir İsrail başbakanının her hangi bir Türk başbakana bu türden 'mutluluk' ifadeleri anlatmış olabileceğini hiç zannetmiyorum. Erdoğan'ı kendilerine ne kadar yakın hissetmiş olmalılar ki, ona bu derece 'içten' konuşmuşlar.
Meselenin bir başka tarafı da isyan duygusuyla ilgilidir. İsrail ve Amerika'nın yaptıklarını sineye çekerek ve AB'nin itip kakmalarına karşı çıkmak bir yana destek vererek insanımızı Batı'ya isyan eder hale getiren de bu hükümet ve Başbakan Erdoğan değil midir?
Diyelim ki, Erdoğan, Amerika ve İsrail ile yürüttüğü içli dışlı ilişkileri halktan gelen infial, Saadet'in hızlı yükselişi ve kendi ruhunda yükselen isyan duyguları dolayısıyla sona erdirmek için bu çıkışı yaptıysa, o zaman bunu takdir etmemek olmaz. Ama devamının gelmesi istenir.
Örneğin aynı çıkışların Amerika ve İsrail'in kabile reisi destekçisi Barzani'ye de gösterilmesi gerekmez mi? Kıbrıs konusunda Erdoğan ve hükümetinin alttan almalarını zaaf olarak gören Rumlara ve AB'ye de benzeri bir azarlama yerinde olmaz mı? Ecdadımızı bebek katili olarak göstermek isteyen Ermenistan'ın suratına soykırım iftiralarının okkalı bir şekilde çarpılması lazım gelmez mi? Erdoğan bu çıkışı, bugüne kadar iç politikaya oynarken her defasında denediği oyunun bir parçası olarak yapmışsa bile, İsrail ve Amerika'nın vaziyeti yatıştırmak için denedikleri diplomatik girişimler Türkiye'ye ne kadar ihtiyaç duyduklarını göstermiştir. Bu gerçeği diğer konularda da kullanmak Türkiye'ye sadece yarar getirir. Haydi Erdoğan İleri...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




