40 yaşında bir çocuk annesi bayanım. İki yıl önce eşimden ayrıldım. Şimdi kızımla birlikte yaşıyorum. Ailem her konuda bana destek veriyor, hamdolsun ekonomik bir sorunum da yok. Ama hayattan hiç zevk almıyorum. Sabahları kalktığımda, mutsuz ve keyifsiz oluyorum. Kalkıp, yiyip içmek, giyinmek, insanlarla görüşmek istemiyorum. Arkadaşlarımla uzun zamandan beri görüşmüyorum. Kızım bu durumdan çok etkileniyor ve "anne tedavi ol" diyor. Sırf kızım memnun olsun diye psikiyatriste gittim. Majör depresyon tanısı kondu ve tedaviye başladım. Bir süre ilaçlara devam ettim. Aslında ilaçlar iyi gelmişti ama erkek kardeşim Amerikalı bir bayanla evlenip oraya gidince sıkıntılarım yeniden nüksetti ve tedaviyi de bıraktım. Şu an yine eski halime döndüm. Bana ne tavsiye edersiniz?
Gül Yılmazkaya
Tedaviyi bırakmayın
Majör depresyon kadınların daha fazla yaşadığı bir sorun olarak biliniyor. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, depresyon sürecine giren kişide, yaşama karşı isteksizlik, mutsuzluk halleri, yeme içme bozukluğu, uyku sorunları, umutsuzluk, karamsarlık, ölüm isteği, enerji kaybı, sosyal yaşamla uyumsuzluklar... görülebilir. Bu durumdan kurtulabilmek için, tedaviye devam etmeniz şart. Sizin de belirttiğiniz gibi, tedaviniz süresince durumunuzda olumlu bir gelişme olmuş ve daha iyiye gitmişsiniz. Fakat, kardeşinizin gidişiyle sorunlarınız yeniden başlamış. Yardıma daha çok ihtiyaç duyduğunuz bir anda tedaviyi bırakmışsınız. Gül hanım bu tür rahatsızlıklarda size düşen tedavide istikrarı sağlamak olmalıdır. Yaşadığınız sorunun, ilaç ve psikoterapiyle üstesinden gelmeniz mümkün ama bunun için tedaviyi yarıda bırakmadan sonuna kadar götürmeniz gerekir.
Bu dönem sosyal ilişkilerinizde ve iş hayatınızda da bazı sorunlar yaşıyor olabilirsiniz. Yaşadığınız depresyon durumuna bağlı olarak gelişen bu durum, tedaviden sonra kaybolacak ve yeniden hayatınızı düzene sokabileceksiniz.
Bakıcı seçimi önemli mi?
30 yaşında eğitimci bir bayanım. İki yaşında bir kızım var. Bir yıldan beri kızımı bakıcıya bırakıp gidiyorum. Aslında çocuğumu yabancı birine bırakmak istememiş ve bu görevi anneme vermeyi düşünmüştüm. Ama annem, ciddi bir ameliyat geçirdiğinden ona yüklenmek istemedim. Çocuk eğitimiyle ilgili çok fazla kitap okudum. Aynı zamanda bir eğitimciyim ve anne çocuk ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ama, hayat şartları bizi farklı alanlara da sürükleyebiliyor.
Çocuğuma bakıcı ararken de titiz davrandım. Bakıcımızla tanıştığımda onun merhametli ve iyi bir insan olup olmadığına baktım. Kızım bakıcısını seviyor, onu ikinci bir anne gibi görüyor. Ama yine de benim içimde bir burukluk var. Acaba çocuğuma karşı hata mı yapıyorum? Bakıcıyı seçerken nelere dikkat etmeliydim? Bu konuda bana neler tavsiye edersiniz?
Çocuklarımızın ihtiyaçları önemli
Çocuğunuzun bakımını üstlenecek kişiyi seçmeniz ve bu konuda titiz olmanız gayet doğal bir durum. Çocuğun bakımıyla annenin ilgilenmesi ve annenin onun yanında yer alması elbette tercih edilen bir durumdur. Fakat yaşanan hayat şartları, ekonomik zorluklar anneyi de çalışmaya zorlayabiliyor ve böyle durumlarda anne çocuğunu ya kreşe veriyor ya da bir bakıcıyla anlaşmak zorunda kalıyor. Annenin çalışmak zorunda kaldığı durumlarda çocuğun bakımı yakın akrabalar tarafında yapılırsa, sevgi ve ilgi noktasında çocuğun beslenmesi daha rahat olacak diye düşünüyorum. Böyle bir imkan yoksa, çocuğun bakımını üstlenecek kişinin, çocuk eğitiminden anlaması, olgun yaşta olması, çocuğun dil gelişimine katkı yapabilecek yeterlilikte bulunması, acil durumlarda müdahale edebilecek bilgiye sahip olması, sevecen ve merhametli olması, çocukları sevmesi... aranan kriterler arasında olmalıdır. İfadenizden de anladığıma göre bakıcıdan memnunsunuz, çocuk da bakıcıyla iyi ilişkiler kuruyor... Fakat siz de eve geldiğiniz zamanlarda, çocukla iletişim kurarak onunla vakit geçirmeye çalışın. Onun bakımını tamamen bakıcıya bırakmayın, vakit buldukça ilgilenmeye ve sevgi ve ilginizi göstermeye çalışın...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




