Bir Amerikan filminde başkanın karısı, Başkan'a birşey söyler: 'Gerçekten başkan ol ve tanımadığın insanlara yardım et'. Filmdeki başkan karısının siyaset teorisi açık: 'Amerikan Başkanı, gerçekte başkan değildir ve Amerikan Başkanı tanımadığı insanlara yardım etmez'.
Amerika'da, başka Batılı ülkelerde, Çin'de, Türkiye'de, acaba bir ahbap-çavuş ekonomisi kuralları mı geçerli? Dünyanın birçok ülkesinde iktidar seçkinleri, sermaye sahipleri, tanıdıklarını mı işe alıyor, yalnızca tanıdıklarına mı ihale veriyor, tanıdıkları ile mi ortak oluyor? Ekonomi, ülke ekonomisi olmaktan çıkartıldı da bir tanıdıklar, ahbaplar ekonomisi haline mi dönüştürüldü?
Mülkün temeli olan adalet ilkesi tarihin bir devresinden sonra geçersiz midir?
Türkiye fakir bir ülke. Fakir, belâ kelime. Geliri düşük, geçimini sağlayamayan ya da geçimini çok güç sağlayan, hürriyeti olmayan, hareket edemeyen anlamında. Türkiye'de insanların çoğunluğu gelecek konusunda güvensizlik, belirsizlik, endişe sahibi. Türklerin çoğu fakir.
Bir: Fakirlik gerçek ve heryerde yaşanan birşey.
İki: Brezilya, Meksika, Şili, Güney Afrika, ülkeleri gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkeler. Güney Afrika'dan sonra Türkiye. Türkiye, dûnyada gelir dağılımındaki bozukluk sıralamasında üstten beşinci ülke. Brezilya, Meksika, Şili ve Güney Afrika, dünyada olmasaydı, Türkiye, dünyada gelir dağılımı en kötü ülke olacaktı. Tam bir felaket.
Fakirlik, yaratılmış, oluşturulmuş birşey. Hükümetlerce uygulanan iktisat siyaseti fakirlik oluşturuyor. Gelir dağılımındaki bozukluk da iktisat siyaseti sonucu. Bir tercih. İktidar seçkinleri çoğunluktan alıp azınlığa veriyor.
Türkiye, globalleşme sürecinin bir parçası haline getirildi. Dikkat: Geldi değil, getirildi. Global iktisat ile bütünleşmek Türklerin tercihi değildir. Neden olsun? Türkiye, bugün, global iktisattaki gelişmelerden olumsuz etkileniyor.
Çin'in yüksek üretim kapasitesi mal bolluğu oluşturdu. A.b.d.'nin merkez bankası, faiz hadlerini minumum değerlere kadar düşürdü. Batılı ülkeler merkez bankaları, A.b.d. merkez bankasını izledi. Global alanda, para bolluğu yaşandı. Türkiye, bu devrede uyguladığı düşük kur ve yüksek faiz siyaseti ile yurtdışından çok sayıda yabancı parayı borç olarak aldı, kullandı. Türkiye, bu paralar ile yatırım yapmadı. Türkiye, para bolluğu devresinde aldığı borçları tüketimde kullandı.
Türkler, global iktisat ile bütünleştiklerinde kaybedeceklerini biliyorlardı, bugün kaybettiler. Kötü ve gerçek.
Yurt dışından alınan kaynaklar, Türkiye'nin üretim kapasitesini artırmakta kullanılmadı. Türkiye'nin üretim kapasitesi, dış borç artışına paralel bir şekilde artmadı. Açık.
Kapitalizm, dengeden uzak bir sistem. Suçluların tam gizlendiği, yitirenlerin yalnızca kendilerini suçladığı ve düşüncenin bir rüzgar şeklinde algılandığı.
Kolay: İktisat, adalet ilkesi ile çalışmalı, çalıştırılmalı. İktisat siyasetinin adalet prensibine göre oluşturulduğu, işletildiği bir memlekette gelir dağılımı bozuk olmaz, bozuk olan, politika ile düzeltilir. Benzer bir şekilde, adalet ilkesi ile fakirlik ortadan kalkar, kalkacaktır. Fakirlik bir tip adaletsizlik oluyor. Bugün yapılacak yatırım gelecekteki gelirin artırılması olduğundan, adalet ilkesi, zamanlararasında gelirin eşitlenmesi anlamına gelir.
Haksızlık karşısında itirazın olmadığı bir memlekette neyin anlamı olabilir ki?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



