Çocuk masallarında anlatılırdı. Seçim günü şehrin meydanına toplanır herkes. Uçurulan güvercin kimin kafasına konarsa şehrin yöneticisi odur. Bu masalın anlatmak istediğinin çocukları hayal kurmaya yönlendirmek olduğu gayet açık. Güvercin benim başıma konarsa!. Sıralamaya başla yaşadığın şehirde yapmak istediklerini..
Ben Belediye Başkanı olursam... Ben Vali olursam... Ben Başbakan olursam... Ben Cumhurbaşkanı olursam... Bayram günlerinde belli makamlara oturtulan çocukların, ezberletilen cümleleri dışında, siz hiç kendi hayallerinin ürünü olan çocukça bir söz duydunuz mu? Bir gün o makama o çocuklardan biri oturmayacak mı?
"Beni T.Özal çağırmış diye duyduğumda, herhalde partisine Kadıköy İlçe Başkanı yapacak dedim ve sevinerek gittim."
Kapasitesinin ancak bir partinin bir ilçe başkanlığına yeteceğini bilen birinin Başbakanlık hayallerinin olması mümkün mü? İşte o hayalsiz kişinin ne olduğunu/ne olabileceğini/gücünü, kuvvetini/bilgisini/cesaretini anlayamayan T.Özal onu milletvekili yaptı, bakan yaptı, partisine başkan yaptı, başbakan yaptı.
Hatasını, bu ülkenin kan ve gözyaşı gölüne dönmeye başladığında ancak anlayabilen ileri görüşlü büyük adam T.Özal'ın "Yusuf parti kursun, ben ineceğim!" pişmanlıklarını yaşamasına tanık olmadı mı bu ülkenin insanları? Omuz işaretleriyle korkaklığını tescillendiren yarasa kafalı unutulabilir mi? Bu ülkeyi kırk yıl yöneten ve yarasa kafalıya "oğlum" diyen Güniz Sokak sakininin, AP'nin yönetimine alındığı ilk haftada bir küçük solcu grup protestosundan ürküp ve "ben bu işte yokum" diyerek kaçıp gittiği çok anı kitabının süsü olmadı mı? Sonra zorla getirdiler de ne oldu? Bu ülke hâlâ kurtulamadı onun "Milli Şef"çi yıllarının yükünden ve ürettiği kininden.. Kim iddia edebilir, sonra Cumhurbaşkanı olan A.Necdet Sezer'in o makama oturmadan küçücük bir hayalinin olduğunu? Hayali olmayanın kendisi olabilir mi?
Makam sahipleri hakkında ne idi, ne oldu ya da bu makama nasıl geldi gibi merak uyandıran kitaplar yazmak kolay. Lakin çok dikkatli olmak gerek. Ben politikayı düşünmüyorum, dediklerine çok şahit var yaşayan. Hoca bizi dinlemiyor, Hoca beni şöyle yapmadı, böyle yapmadı diyenlerin üstü koşup gittikleri yerlerde neden çizildi, dersiniz? Ve onlara bakınca Hoca'nın yaşadığı zorlukları, güçlükleri, yalnızlıkları anlamak kolay olmaz mı?
Bir özel anı ile süsleyelim yazımızı: Hukuk Fakültesi'ne kayıt olduğunun ilk haftasında tanışmış, arkadaş olmuştum Aydın Aslan ile. Hayalini söylemişti tüm yurt arkadaşlarına: "Ben Vali olacağım!" O yıllarda hukuk mezunlarının Vali olması o kadar zordu ki.. 17 Ağustos deprem günü kaybettiğimiz Olağanüstü Hal Valisi arkadaşıma rahmet, bir Fatiha lütfen..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



