Çevresindeki kadınlarla da ünlü Mevlana. Anneciği Münire Hatun. Bir öğrenci gibi yetiştirdiği gelini Fatma Hatun.
Bugün adına kitaplar yazılan Kimya Hatun, Kerra Hatun.
Ki çok uzak coğrafyalardan da hanım sevenleri, hala bu ışığa koşmakta.
Mevlana müzesinde tefekkür eden garbın çocuklarının huzur dolu yüzleri bunu çok iyi anlatmakta.
Çok yakin bir Mevlana muhibbi olan, "İslam'ın Güleryüzü" isimli kitabın yazarı Profesör Dr. Eva de Vitray-Meyerovitch'in ismini mırıldandığınızı duymaktayım.
Mevlana'yı her ziyaretimde bir başka sürprizle karşılaşırım.
Daha önce görmediğim bir ayrıntı.
Sembolik kabirler.
Kendilerini Ona yakın hisseden büyük şahsiyetlerin sembol mezarlarına daha önce niye dikkat etmemişim.
Nefi'nin ve İkbal'in makam taşları gözüme çarpıyor.
Ama sağ ya da ölü bedenleri ile asırlarca Mevlana'ya yakın olanlar giriyor ilgi alanıma.
Fatma Hatun Türbesi.
Murad Paşa kızı da, öldüğünde Ona yakın olma arzusunu duyanlardan.
Kabinlerde dönemin kültürünü canlandırma sahneleri güzel hazırlansa da, eksiklikler had safhada.
Çağdaş sanatçıların tablolarındaki Mevlevi sergisi de güzeldi.
Ne ki boş kabinlerde kirli kabloların yerlerde unutulduğu başıboşluk sadece yabancılar için değil, bizler içinde kötü bir görüntü idi.
Fakat ille de o el yazması kitaplar arasında.
Artık zaman durdu, mekân farklılaştı.
Kur'an yazmaları, sancak trenlerine konan Kur'anlar.
Divan-ı Kebirler, Mesnevi şerhleri, Hafız Şirazı divanı, Subhate'l-ebrar, ille de mesnevi.
Zira mescidde mesnevi okunurdu.
Ama özellikle bir hanımın ince parmakları ile hazırladığı yazma Kur'an-ı Kerim karşısında duralıyorum.
Sene 1544, Hattat, Ali kızı Fatma Hatun.
Lake cildi, semseli ve salbekli.
Cildin yüzeyi devrin modası hatai motifleriyle bezeli.
Aharlı ve samani renkli kâğıtla buluşan Fatma Hatun'dan başka acaba kimler kınalı ellerine kamıştan kalemleri yakıştırdılar.
İyice eğiliyorum camekânın üzerine.
Adeta Hattat Fatıma'nın kalbinden süzülen inceliği biraz daha okuyabilmek için.
İlk iki sayfanın tezhibine dalıp gidiyorum.
Nesih ve sülüsün bir şelale gibi akışına bakakalıyorum.
Sahife kenarlarındaki tezhipli cüz güllerinin son takipçisi bizler miydik ki; ilkokul defterlerimizde kenar süslerini ihmal etmezdik.
Kim bu Fatma Hatun
Bu kadar erkek hattat içinde kendisine nasıl yer bulabildi.
İslam ansiklopedisinde tek satır yok.
Selçuklu araştırmalarında birkaç satır.
Ali Rumi kızı Fatma Hatun.
Onun hattını kaleme aldığı bu Kur'an-ı Kerim, Rüstem Paşa tarafından Mevlana Dergâhına vakfedilmiş.
O kadar.
Araştırmacıların tespit ettiği iki hattat hanım daha var.
Ani(Fatma)Hatun ile Esma İbret Hanım.
Onların vefat tarihleri, 1700'lü yıllar.
Ama Ali Bey kızı Fatma Hatun'un eseri çok daha erken bir dönemi haber vermekte.
Kimdi, nerede yaşadı, nasıl bir hayatı oldu, başka hatt eserleri bulunmakta mı?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



