Yine Anadolu Gençlik Derneği'nin teşkilat içi bir çalışması için yollardayım. Bu seferki durağım, en güneydeki ilimiz olan Hatay. Bu tarihi ilimizi uzun senelerdir görmek istiyordum. Çünkü, bu ilimizin ilgi çekici bir macerası var. Tarih boyunca nice hareketli olaylara sahne olmuş. Nice dönemler geçirmiş. En son, 23 Haziran 1939'da Türkiye Cumhuriyeti'ne katılmış. Tarih boyunca olduğu gibi, bugün de hassas bir bölgemiz. Her zaman güçlü olmak ve İslami bir kimliğe bürünmüş olan bu güzel şehrimizi gözümüz gibi korumak zorundayız. Tabiki bu gerçek, cennet yurdumuz Türkiye için de geçerli.
Hatay'ın Hititlerden Romalılara, Selçuklulardan günümüze uzanan bir geçmişi var. Makedonya Kralı İskender de geçmiş buralardan, Sasaniler de. Şehrin, müslümanların eline geçmesi 638'de gerçekleşmiş. Hz. Ömer (r.a) döneminde İslam orduları Antakya'yı fethetmiş. 966'da Bizanslıların eline geçmiş. 1084'te Selçuklu Sultanı Süleymen Şah yeniden fethetmiş burayı. Defalarca Haçlı saldırılarına maruz almış. 1268'de Memlukluların yönetimine girmiş. Yavuz Sultan Selim Mercidabık Zaferi ile, Suriye ile birlikte Osmanlı Devleti'ne katmış bu güzel şehri. Osmanlı döneminde, "İskenderun Sancağı" adıyla anılmış. 1918'de İngilizler işgal etmişler Hatay'ı. Lozan sonrası, 1925'te İskenderun Sancağı'nın idaresi diğer Suriye illerinden ayrılmış. 1937'de Bağımsız Hatay Cumhuriyeti kurulmuş. 1939'da da Türkiye sınırlarına dahil edilmiş.
Suriye sınırındaki bu güzel ilimiz İskenderun Körfezi'yle çevrili. Kuzeyinde Adana ve Gaziantep var. 5403 km. karelik yüzöçümüne sahip olan Hatay'ın toplam nüfusu bugün 1.5 milyonu geçmiş. 11 ilçesi var. Bunlardan İskenderun tarımı, sanayisi ve limanıyla gelişmiş ve hareketli bir ilçe.
Hatay, meyve ve sebzeleri ile de tanınmış, turunçgillerin bol yetiştiği bir ilimiz. Ormanları zengin, madenleri bol ve çeşitli. Hayvancılığa elverişli bir arazi yapısı var. İSDEMİR başta olmak üzere, pek çok sanayi kuruluşuna sahip. Kara ve deniz ulaşımı da gelişmiş. Bu şehrimizin ilçelerinden İskenderun, Türkiye'nin en büyük ihracat ve ithalat limanlarından birisi. El sanatlarına da önem verilen Hatay'ın zengin bir yemek kültürü var. Künefe bu şehre özgüdür.
Hatay, tarihi ve turistik açıdan da zengin illerimiz arasında. Kaleleri, sarayları, cami ve medreseleri, külliyeleri, kervansarayları, kuleleri, ilginç tünelleri, mesire yerleri, yaylaları, şifalı içme suları ve kaplıcaları ile görülmeye değer yörelerimiz arasındadır. Kilise iken camiye çevrilen Habibi Neccar Camii'nin ilginç bir mimari tarzı var. Caminin altında ziyarete açık mezarlar mevcut.
Hızlı bir çalışma temposu
Hatay'a bu kadar geniş bir bilgi ile gitmiştim. Fakat, bu ziyaretim sanki rüyadaymışım şeklinde gerçekleşti, desem yeridir. 7 saat kadar kalabildiğim Hatay'da, kıymetli AGD Şube Başkanım Recep Bilgin Hocam, o kadar yoğun bir program hazırlamış ki... Programlara yetişebilmek için zamanla yarış içinde olduk. Sabah vakti, Gaziantep'ten kara yolu ile Hatay'a ulaştığımızda AGD'li hanım kardeşlerimizin salonda programa hazır olduklarını öğrendik. Öğle namazını kılmak için süre istedik ve sonra da seminer salonuna geçtik. "Gençliğimizin Milli ve Manevi Değerlere Göre Yetişmesinde AGD'nin Rolü"nü konu alan seminerimiz bir saat kadar sürdü. Hanımlar o kadar dikkatli dinlediler ki... Salonda çıt yoktu, diyebilirim. Hanım kardeşlerimiz, program sonunda benim "Bilge Köyün Bilge İmamı" adlı son kitabım üzerinde sorular yönelttiler. Bu kitap Hatay'da çok okunmuş. Bir kardeşim dedi ki: "Beyimin hiç ağladığını görmemiştim. İlk defa sizin kitabınızı okurken ağladı. Kendisini davasına adamış idealist bir gencin hayatını kaleme aldığınız için Allah sizden razı olsun!" Kitap imzalama ve ayak üstü sohbet belki bir saat sürdü. Çalışmalarımıza güzel tepkiler verilmesi insanın yorgunluğunu gideriyor.
İmza işi biter bitmez öğrendik ki, Hatay FM'de ilan edilen programımızın süresi gelmiş. Alelacele radyoya gidiyoruz ve kendimizi stüdyoda buluyoruz. Süre 10 dakika geçtiği için hızla sunucumuzla tanışıyor, pardesümüzü bile çıkarmadan canlı yayına giriyoruz. "Mekke'nin Fethi, AGD'nin etkinlikleri ve son kitabım" üzerine yöneltilen sorular çerçevesinde bir saatlik bir program oluyor. İyi bir dinleyici kitlesi olduğunu öğrendiğim Hatay FM'in usta sunucusu Ayhan Gümüşsoy da, hızlı çalışma temposuna hazırlıklıydı. Soruları önceden hazırlaması bunun örneğiydi.
Programın bitiminde 50 m. kadar ilerideki yemek masasına geçiyoruz. Servis hazır. Yemekler bizi bekliyor. Bize bu ikramı, Saadet Partisi İl Başkanım ve Beyza Piliç'in Sahibi Necmeddin Çalışkan Bey yapıyor. Genç, kibar ve nezaketli bir başkan. Mütevazi, ağırbaşlı ve olgun bir görünümü var. Yemek esnasında sohbet ediyor, fikir alış verişinde bulunuyoruz. Eğitim Bir Sen Başkanım ve bazı kuruluşlarımızın yetkilileri de bizimle birlikte. Güzel bir kaynaşma oluyor, dava sahibi kardeşlerle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz.
Biraz gecikmeli de olsa ikindi namazını kılıyor, yönetimdeki arkadaşlarla AGD'nin çalışma sistematiğini ele aldığımız masanın etrafında toplanıyoruz. Şubemizin genel işleyişini gözden geçiriyoruz. Çalışma tamamlandıktan sonra, samimi, iyi niyetli başkanım, Eğitimci Recep Bilgin Hocam beni başka bir şehre yolcu etmek üzere terminale yetiştiriyor. Arabamız harekete hazır halde iken koltuktaki yerimizi alıyoruz.
Teşehhüd miktarı kalarak göz ucuyla incelemeye çalıştığımız Habibi Neccarların şehri Hatay ziyaretimizin tadı damağımızda kaldı. Fakat, hızlı tempoya ayak uyduran kardeşlerin varlığı beni mutlu etti. "Önce davamız" deyip çalışmaya koyulanlara ne mutlu!: "Ey Allah'ın davası uğrunda gönülden çalışanlar / Rabbim takacaktır sizlere cennette nişanlar."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



